Uluslararası sağlık uzmanları kuş gribi krizi üzerine Türkiye'ye geldilerInternational health experts visit Turkey amid bird flu crisis
Çanlar üyeleri Arnavutluk'un Vlora kentinde biraraya geldiler. [Klaudija Lutovska/SETimes]Bells members meet in Vlora, Albania. [Klaudija Lutovska/SETimes]
Ne olursa olsun, Belgrad'a tek bir taleple geldiler: Sırbistan'da erken seçim yapılması.Whatever the case, they came to Belgrade with a single demand: that Serbia hold a snap election.
Idir, Neçla ve Boudella Salı gecesi tarifesiz bir seferle Saraybosna havalimanına geldiler.Idir, Nechla and Boudella arrived at Sarajevo airport Tuesday night aboard an unscheduled flight.
Slovenya ve Hırvatistan'ın başbakanları Zagrep'te bir araya geldiler.The prime ministers of Slovenia and Croatia meet in Zagreb.
Polonya ve Hırvatistan'ın dışişleri bakanları Zagreb'de bir araya geldiler.The foreign ministers of Poland and Croatia met in Zagreb.
Diplomasi Günlüğü: Türk ve Güney Koreli yetkililer bir araya geldilerDiplomatic Diary: Turkish, South Korean officials meet
Makedonya'da iki şehir -Ohri ve Üsküp- bu yaz da kültür "merkezleri" haline geldiler.Two towns in Macedonia -- Ohrid and Skopje -- are again cultural "hot spots" this summer.
Liderler 12 Ocak Cuma günü Üsküp'te bir araya geldiler.They met in Skopje on Friday (January 12th).
Diplomasi Günlüğü: Papuliyas ve Parvanov Sofya'da bir araya geldilerDiplomatic Diary: Papoulias, Parvanov hold talks in Sofia
Adli tıp uzmanları türünün ilk örneği toplantı için Türkiye'de bir araya geldiler.Forensic scientists gather in Turkey for an unprecedented session.
30 ülkeden temsilciler Romanya'daki bilişim fuarında bir araya geldiler.Representatives from 30 countries gathered for the IT exhibition in Romania.
Diplomasi Günlüğü: Adriyatik Tüzüğü ülkeleri genelkurmay başkanları bir araya geldilerDiplomatic Diary: Adriatic Charter countries' chiefs of staff meet
Çiftçi, "Kanton yetkilileri hasarı değerlendirmek için geldiler ve yardım sözü verdiler."The cantonal authorities came to assess the damage and promised assistance.
Geske, "Bu cinayetten sonra, mahalledeki insanlar başsağlığı dilemek için evimize geldiler."After this murder, people in the neighbourhood came to our house to pay their respects.
İlirya toprakları daha sonra Roma İmparatorluğu ve Bizans İmparatorluğu'nun illeri haline geldiler.Illyrian territories later became provinces of the Roman Empire and the Byzantine Empire.
"Hayal kırıklığına rağmen, düzenli müşterilerimiz ertesi gün yine geldiler.""Despite the disappointment, our regular customers came back the next day," she said.
Bilişim uzmanları ve yöneticileri Saraybosna'da bir araya geldiler.IT experts and managers gathered in Sarajevo.
Arnavutluk ve Yunanistan'ın başbakanları New York'ta bir araya geldiler.The prime ministers of Albania and Greece meet in New York.
Diplomasi Günlüğü: Arnavutluk, Yunanistan ve Makedonya'nın liderleri bir araya geldilerDiplomatic Diary: Leaders of Albania, Greece, Macedonia meet
Diplomasi Günüğü: Hırvat ve Karadağlı yetkililer biraraya geldilerDiplomatic Diary: Croatia, Montenegro officials meet
Hırvatistan ve Slovenya'nın dışişleri bakanları hafta sonu bir araya geldiler.The foreign ministers of Croatia and Slovenia met at the weekend.
Çevredeki tekneler hayatta kalanları kurtarmak üzere hemen olay yerine geldiler.Boats in the surrounding area immediately came to help rescue survivors.
O dönemde NASA'da kadınlar ve Afroamerikalılar olarak ayrımcılığın üstesinden geldiler.They overcame discrimination there, as women and as African Americans.
Onlar Hocąk ulusuydu ve Red Banks'a bu şekilde geldiler. [1]They were the Hocąk nation, and that is how they came to Red Banks.[3]
Sonraki yıllarda birkaç kez kısa süreli olarak bir araya geldiler.They have briefly reunited several times in subsequent decades.
Milano Seamen ile karşı karşıya geldiler ve son saniyede 17-14 kaybettiler.They faced with Milano Seamen and lost 17-14 in the last second.
Diğerleri sadece provalara asıl kayıtları yaptığımız günlerde stüdyoya geldiler.The other guys showed up only for rehearsals and the days we made the actual recordings.
On yedi yıl sonra dostane bir şekilde yeniden bir araya geldiler.[1]Seventeen years later, they reunited amicably.[11]
İlk kaynaklara göre, Hengist ve Horsa İngiltere'ye Thanet Adası'ndaki Ebbsfleet'e geldiler.According to early sources, Hengist and Horsa arrived in Britain at Ebbsfleet on the Isle of Thanet.
Ömer Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri önce yenildiler ama sonunda galip geldiler.Ottoman forces under Omar Pasha were first defeated but eventually prevailed.
Böylece sürgüne gönderilen Messeniler gezilerinin sonuna geldiler." [1]Thus the exiled Messenians reached the end of their wanderings."[1]
Aetolyalılar bunun üzerine 1000 şavaşçı ile Kidonya'ya geldiler.The Aetolians were already present in Cydonia and sent 1000 warriors as assistance.
Bu anlamda Erkmen'in sahnesinde görünür aktörler haline geldiler.In that sense, they became visible actors on Erkmen’s stage.
Daha sonra birlikler geldiler ve toplanan kalabalıktan 300 Hindu seçtiler ve onları öldürdüler.[1]Later troops arrived and from the gathered crowd selected 300 Hindus and shot them dead.[1]
Bölgede çırak olan en büyük oğulları Chester ve Samuel ile tekrar bir araya geldiler.They were reunited with their eldest sons, Chester and Samuel, who were apprentices in the area.[33]
Gençken ( Do Ji-han, Yukichi Kobayashi), şiddetli rakipler haline geldiler.When they are teenagers (Do Ji-han, Yukichi Kobayashi), they have become fierce competitors.
Yerleşimciler de pamuk tarlaları kurmak amacıyla arazi bulmaya geldiler.Settlers also came, looking for land on which to establish cotton plantations.
Ona karşı geldiler ve onu yalanladılar.Diese erklärt ihr, ihre Lüge von damals nicht zu bereuen.
Komşu şehirler Floransalılara yardıma geldiler.Benachbarte Städte kamen den Florentinern zu Hilfe.
Eyaklar böylece kendi bölgelerinde küçük bir azınlık haline geldiler.Die Eyak wurden dadurch zur kleinen Minderheit im eigenen Gebiet.
90 km uzaklıktaki itfaiye ve kurtarma ekipleri bile şehre yardıma geldiler.Helfer und Feuerwehren strömten aus Entfernungen von bis zu 90 km in die brennende Stadt.
Bu direnişçiler 2003 yılından beridir millî anlamda da büyük bir güç faktörü haline geldiler.Sie sind seit 2003 zu einem wichtigen Machtfaktor auch auf nationaler Ebene geworden.
Bundan dolayı yayını durdurmaya geldiler.Daraufhin kam es zur Auflösung der Band.
Sonra Fransızlar ve Almanlar geldiler.Die Franzosen und die Deutschen.
Sonra sendikacılar için geldiler, bir şey söylemedim; çünkü sendikacı değildim.Als sie die Gewerkschafter holten, habe ich geschwiegen; ich war ja kein Gewerkschafter.
Nitekim, yaşamının son yıllarında yeniden bir araya geldiler.Möglicherweise hat er sie in seinem letzten Lebensjahrzehnt zusammengetragen.
İlk gruplar Romalıların Britanya'dan çekildiği 410 yılından önce geldiler.Sie zählt zu den letzten großen Bauprojekten der Römer vor deren Rückzug aus Britannien im Jahr 410.
"Darbe yapmaya geldiler, darbeyi yediler, gerisin geri gittiler.Sie fressen in Gemeinschaft und ziehen sich danach in ihre Behausung zurück.
Nexus üyeleri ringe geldiler.Naxos tritt dem Seebund bei.
Fakat onun ölümünden sonra eski kolonistler geri geldiler.Kurz nach seinem Tod kehrten die Nachfolger zu den alten Kulten zurück.
İki bilim adamı yakın arkadaş olduk ve birlikte müzik çalmak için sık sık bir araya geldiler.Dort lernten sich die Zwei kennen und alsbald trafen sie sich regelmäßig, um Musik zu machen.
Bu dönemde sık sık Paris'e gidip geldiler.In dieser Zeit hielt er sich regelmäßig in Paris auf.
Annesini ancak yıllar sonra 1935’te, Atina’da buldu ve böylece tekrar bir araya geldiler.Seine Mutter sah er erst 1935 in Athen wieder.
Oradan kalkıp, Kemah çevresine geldiler.Dieser türmte sich zu Wällen entlang der Feldbahngleise auf.
"Boş koltukları doldurmak için geldiler".Dann wurden die Orte "problemlos besetzt".
Oraya benden önce geldiler.Elles sont arrivées là-bas avant moi.
Tom ve Mary son tren için zamanında geldiler.Tom et Marie sont arrivés à temps pour le dernier train.
Arabayla geldiler.Elles sont arrivées en voiture.
Ona karşı geldiler ve onu yalanladılar.Ils le traitèrent de menteur.