Ve buraya 1960ların sonunda geldiler.És idejöttek az 1960-as évek végén.
Ve buraya 1960ların sonunda geldiler.Et ils sont arrivés ici dans les années 1960.
Ve buraya 1960ların sonunda geldiler.Llegaron aquí a finales de los años 60.
Ve buraya 1960ların sonunda geldiler.Prišli sem koncom šesťdesiatych rokov.
Ve buraya 1960ların sonunda geldiler.Przyjechali tu w latach '60.
Ve buraya 1960ların sonunda geldiler.Und sie kamen hier in den späten 1960ern an.
Ve buraya 1960ların sonunda geldiler.Và khi họ tới đầu vào cuối thập niên 60
Ve buraya 1960ların sonunda geldiler.Και έφτασαν εδώ στα τέλη της δεκαετίας του 60.
Ve buraya 1960ların sonunda geldiler.И они приехали сюда в конце шестидесятых.
Ve buraya 1960ların sonunda geldiler.И така дошли тук в края на 60-те години на миналия век.
Ve buraya 1960ların sonunda geldiler.והם הגיעו לכאן בסוף שנות ה-60.
Ve buraya 1960ların sonunda geldiler.وقد وصلوا الى هنا في اواخر الستينات من القرن الماضي
Ve buraya 1960ların sonunda geldiler.トロントから東に約1時間の貧相な郊外住宅地に腰をすえ
Ve en son gün güneş doğarken Orkalar tam teknenin kenarına geldiler.I ostatniego dnia, słońce wschodzi, i orki przypływają, są zaraz obok łodzi.
Ve en son gün güneş doğarken Orkalar tam teknenin kenarına geldiler. Muhteşemdi.E l'ultimo giorno è venuto fuori il sole, e sono arrivate le orche, erano proprio vicino alla barca.
Ve en son gün güneş doğarken Orkalar tam teknenin kenarına geldiler. Muhteşemdi.Op de laatste dag breekt de zon door en de orka's komen tot vlakbij de boot... fantastisch.
Ve en son gün güneş doğarken Orkalar tam teknenin kenarına geldiler. Muhteşemdi.Y el último día, salió el sol, y aparecieron las orcas, justo detrás del barco.
Ve en son gün güneş doğarken Orkalar tam teknenin kenarına geldiler.Und am letzten Tag kommt die Sonne raus, die Orcas kommen, sie kommen direkt zum Boot.
Ve en son gün güneş doğarken Orkalar tam teknenin kenarına geldiler.В последний день, вышло солнце, приплыли косатки, прямо к лодке.
Ve en son gün güneş doğarken Orkalar tam teknenin kenarına geldiler.И последния ден се показа слънцето, и орките се показаха точно до кораба.
Ve ertesi gün odama geldiler.Am nächsten Morgen kamen sie in mein Zimmer.
Ve ertesi gün odama geldiler.Au venit la mine a doua zi de dimineaţă.
Ve ertesi gün odama geldiler.De manhã, vieram ao meu quarto.
Ve ertesi gün odama geldiler.De volgende ochtend kwamen ze naar mijn kamer.
Ve ertesi gün odama geldiler.Entraron en mi habitación a la mañana siguiente.
Ve ertesi gün odama geldiler.Il mattino seguente vennero nella mia stanza.
Ve ertesi gün odama geldiler.Ils y ont pensé toute la nuit.
Ve ertesi gün odama geldiler.그리고 다음 날 아침 제 방에 오셨어요.
Ve ertesi gün odama geldiler.Másnap reggel aztán bejöttek a szobámba.
Ve ertesi gün odama geldiler.Następnego ranka przyszli do mego pokoju.
Ve ertesi gün odama geldiler.Og de kom ind på mit værelse den næste morgen.
Ve ertesi gün odama geldiler.Sáng hôm sau họ ở bên phòng tôi
Ve ertesi gün odama geldiler.Και ήρθαν στο δωμάτιό μου το επόμενο πρωινό.
Ve ertesi gün odama geldiler.І прийшли в мою кімнату наступного ранку.
Ve ertesi gün odama geldiler.ונכנסו לחדרי בבוקר
Ve ertesi gün odama geldiler.وحضرا إلي غرفتي في الصباح التالي.
Ve ertesi gün odama geldiler.両親は一睡もせず
Ve gece boyunca bunu düşündüler. Ve ertesi gün odama geldiler. Uyumamışlardı.Целую ночь они думали и утром, не спав всю ночь, молясь, плача и рассуждая, они пришли в мою комнату.
Ve işte bakın ne oldu, 250,000 kişi... ...doğru günde, doğru zamanda, onun konuşmasını duymak için geldiler.그리고 여기.. 250,000 명의 사람들이 바로 그날, 그 시간에 나왔죠,
Ve işte bakın ne oldu, 250,000 kişi doğru günde, doğru zamanda, onun konuşmasını duymak için geldiler.간단하잖아요, 25만명의 사람들이 모여들어 그 날, 그 시간에 강연을 들었습니다.
Ve işte bakın ne oldu, 250,000 kişi... ...doğru günde, doğru zamanda, onun konuşmasını duymak için geldiler.25万人が集まったのです その日 その時に 彼の話を聴くために
Ve işte bakın ne oldu, 250,000 kişi... ...doğru günde, doğru zamanda, onun konuşmasını duymak için geldiler.A hľa, čo sa nestalo, 250 000 ľudí sa ukázalo v ten správny deň, v správny čas, aby si vypočuli jeho prejav.
Ve işte bakın ne oldu, 250,000 kişi... ...doğru günde, doğru zamanda, onun konuşmasını duymak için geldiler.A podívejme, 250 000 lidí se ukázálo ve správný den, ve správný čas, aby ho slyšeli mluvit.
Ve işte bakın ne oldu, 250,000 kişi... ...doğru günde, doğru zamanda, onun konuşmasını duymak için geldiler.Chậm và chú ý, 250,00 người xuất hiện vào đúng ngày, vào đúng thời điểm để nghe ông ta nói.
Ve işte bakın ne oldu, 250,000 kişi... ...doğru günde, doğru zamanda, onun konuşmasını duymak için geldiler.Dan akhirnya, 250.000 orang tampil pada hari yang tepat, waktu yang tepat, untuk mendengarkannya berbicara.
Ve işte bakın ne oldu, 250,000 kişi... ...doğru günde, doğru zamanda, onun konuşmasını duymak için geldiler.E eis que apareceram 250 000 pessoas no dia certo, na hora certa, para ouvi-lo falar.
Ve işte bakın ne oldu, 250,000 kişi... ...doğru günde, doğru zamanda, onun konuşmasını duymak için geldiler.E guarda un pò, 250.000 persone si sono presentate il giorno giusto, al momento giusto, per sentirlo parlare.
Ve işte bakın ne oldu, 250,000 kişi... ...doğru günde, doğru zamanda, onun konuşmasını duymak için geldiler.En warempel, 250.000 mensen kwamen op de goede dag, op het goede moment, om hem te horen spreken.
Ve işte bakın ne oldu, 250,000 kişi... ...doğru günde, doğru zamanda, onun konuşmasını duymak için geldiler.És írd és mondd, 250,000 ember jelent meg az adott napon, az adott órában, hogy hallják beszélni.
Ve işte bakın ne oldu, 250,000 kişi... ...doğru günde, doğru zamanda, onun konuşmasını duymak için geldiler.Et voilà, 250 000 personnes ont fait le déplacement le bon jour, à la bonne heure, pour l'entendre parler.
Ve işte bakın ne oldu, 250,000 kişi doğru günde, doğru zamanda, onun konuşmasını duymak için geldiler.Et voilà, 250 000 personnes sont venues, le bon jour, à la bonne heure pour l'écouter parler.
Ve işte bakın ne oldu, 250,000 kişi... ...doğru günde, doğru zamanda, onun konuşmasını duymak için geldiler.Hör och häpna, 250 000 människor dök upp på den rätta dagen, på den rätta tiden, för att hör honom tala.
Ve işte bakın ne oldu, 250,000 kişi... ...doğru günde, doğru zamanda, onun konuşmasını duymak için geldiler.In glej in se čudi, 250.000 ljudi se je pojavilo na pravi dan ob pravem času, da bi slišali njegove besede.
Ve işte bakın ne oldu, 250,000 kişi... ...doğru günde, doğru zamanda, onun konuşmasını duymak için geldiler.Og tænk engang, 250.000 mennesker kom på den rigtige dag, på det rigtige tidspunkt for at høre ham tale.
Ve işte bakın ne oldu, 250,000 kişi... ...doğru günde, doğru zamanda, onun konuşmasını duymak için geldiler.Und wer hätte es gedacht, 250.000 Menschen kamen am richtigen Tag, zur richtigen Zeit um ihn reden zu hören.
Ve işte bakın ne oldu, 250,000 kişi... ...doğru günde, doğru zamanda, onun konuşmasını duymak için geldiler.Y he aquí que 250.000 personas se hicieron presentes el día indicado, en el momento indicado, a oírlo hablar.
Ve işte bakın ne oldu, 250,000 kişi doğru günde, doğru zamanda, onun konuşmasını duymak için geldiler.Y he aquí, que aparecieron 250 000 personas en el día justo, a la hora precisa, para oírle hablar.
Ve işte bakın ne oldu, 250,000 kişi... ...doğru günde, doğru zamanda, onun konuşmasını duymak için geldiler.Και ω του θαύματος, 250.000 άνθρωποι εμφανίστηκαν τη σωστή μέρα, στη σωστή ώρα, για να τον ακούσουν να μιλάει.
Ve işte bakın ne oldu, 250,000 kişi... ...doğru günde, doğru zamanda, onun konuşmasını duymak için geldiler.И, виж ти, 250 000 души се появили, в правилния ден, в правилния час, за да чуят речта му.
Ve işte bakın ne oldu, 250,000 kişi doğru günde, doğru zamanda, onun konuşmasını duymak için geldiler.І, о диво, 250000 чоловік прийшли в саме той день і саме той час, щоб послухати його промову.