Sonuç olarak görünmezler, görünür hale geldiler.私たちは子供たちを見つけました。
Sonuç olarak görünmezler, görünür hale geldiler.結論是, 以往被忽視的人現在受到關注了
Sonunda, bu iki adam iktidara geldiler:Deze twee mannen komen uiteindelijk aan de macht:
Sonunda, bu iki adam iktidara geldiler:Esses dois caras eventualmente chegam ao poder:
Sonunda, bu iki adam iktidara geldiler:Estos dos llegan al poder:
Sonunda, bu iki adam iktidara geldiler:Hai kẻ cuối cùng nắm chính quyền
Sonunda, bu iki adam iktidara geldiler:하지만 결국에는 두 사람이 정권을 잡았다:
Sonunda, bu iki adam iktidara geldiler:Nakonec se k moci dostali 2 muži
Sonunda, bu iki adam iktidara geldiler: Nguyen Cao Ky ve Nguyen Van Thievés a tanácsadók egyre inkább belefolytak a konfliktusba.
Sonunda, bu iki adam iktidara geldiler:Schließlich sollten diese beiden an die Macht kommen:
Sonunda, bu iki adam iktidara geldiler:W końcu tych dwóch mężczyzn doszło do władzy:
Sonunda, bu iki adam iktidara geldiler:Врешті-решт до влади приходять двоє людей:
Sonunda, bu iki adam iktidara geldiler:グエン ・ カオ ・ キと Nguyen ヴァン Thieu
Sponsorlarından bağımsız hale geldiler, ve kendi kendilerini finanse edebilmeye başladılar.Ils gagnent l'indépendance de leur tutelle et se financent par eux-mêmes.
Sponsorlarından bağımsız hale geldiler, ve kendi kendilerini finanse edebilmeye başladılar.그리하여 후원자로부터 독립하여, 자체적으로 재원을 마련하기 시작했습니다.
Sponsorlarından bağımsız hale geldiler, ve kendi kendilerini finanse edebilmeye başladılar.Obtuvieron la independencia de sus financistas, y comenzaron a financiarse por su cuenta.
Sponsorlarından bağımsız hale geldiler, ve kendi kendilerini finanse edebilmeye başladılar.Prin asta, ele devin independente de sponsor și încep să se finanțeze singure.
Sponsorlarından bağımsız hale geldiler, ve kendi kendilerini finanse edebilmeye başladılar.Så de opnår uafhængighed fra sponsorerne og begynder at finansierer sig selv.
Sponsorlarından bağımsız hale geldiler, ve kendi kendilerini finanse edebilmeye başladılar.Sie wurden unabhängig von Geldgebern und begannen, sich selbst zu finanzieren.
Sponsorlarından bağımsız hale geldiler, ve kendi kendilerini finanse edebilmeye başladılar.Si rendono così autonomi da uno sponsor e iniziano a finanziarsi da soli.
Sponsorlarından bağımsız hale geldiler, ve kendi kendilerini finanse edebilmeye başladılar.Tak uzyskują niezależność od sponsora i zaczynają się same finansować.
Sponsorlarından bağımsız hale geldiler, ve kendi kendilerini finanse edebilmeye başladılar.Tak získaly nezávislost na sponzorovi a začaly se financovat sami.
Sponsorlarından bağımsız hale geldiler, ve kendi kendilerini finanse edebilmeye başladılar.Ze worden dus onafhankelijk van hun sponsor, en beginnen zichzelf te financieren.
Sponsorlarından bağımsız hale geldiler, ve kendi kendilerini finanse edebilmeye başladılar.Αποκτούν ανεξαρτησία από το χρηματοδότη, και αρχίζουν να αυτοχρηματοδοτούνται.
Sponsorlarından bağımsız hale geldiler, ve kendi kendilerini finanse edebilmeye başladılar.Итак, они получили независимость от спонсора и стали сами себя финансировать.
Sponsorlarından bağımsız hale geldiler, ve kendi kendilerini finanse edebilmeye başladılar.Отже, вони отримали незалежність від спонсора спонсора і стали самі себе фінансувати.
Sponsorlarından bağımsız hale geldiler, ve kendi kendilerini finanse edebilmeye başladılar.Така че, те придобиха независимост от споносора си и започнаха да се самофинансират.
Sponsorlarından bağımsız hale geldiler, ve kendi kendilerini finanse edebilmeye başladılar.כך הם זוכים בעצמאות מהמממן, ומתחילים לממן את עצמם.
Sponsorlarından bağımsız hale geldiler, ve kendi kendilerini finanse edebilmeye başladılar.لذا , هم يربحون إستقلالهم من الرعاة , وبداية تمويل أنفسهم .
Sponsorlarından bağımsız hale geldiler, ve kendi kendilerini finanse edebilmeye başladılar.自ら資金開拓を始めました ここにも合法と非合法の活動のミックスが見られます
Stüdyo ile masaya oturduk, yapımcılar, senarist, bana geldiler ve "Shekhar ne düşünüyorsun?" dediler.Chúng tôi cùng bàn với đoàn phim, nhà sản xuất, biên kịch, và họ hỏi tôi:
Stüdyo ile masaya oturduk, yapımcılar, senarist, bana geldiler ve "Shekhar ne düşünüyorsun?" dediler.Kami mengunjungi studio, produser, dan penulisnya, ...mereka bilang, "Shekhar, menurutmu bagaimana?"
Stüdyo ile masaya oturduk, yapımcılar, senarist, bana geldiler ve "Shekhar ne düşünüyorsun?" dediler.Reunimo-nos com o estúdio, os produtores, o argumentista e eles perguntaram-me:
Stüdyo ile masaya oturduk, yapımcılar, senarist, bana geldiler ve "Shekhar ne düşünüyorsun?" dediler.우리는 프로듀서, 작가들과 함께 스튜디오에 있는 테이블에 모였고, 그들이 저에게 말했어요, "Shekhar씨, 어떻게 생각하세요?"
Stüdyo ile masaya oturduk, yapımcılar, senarist, bana geldiler ve "Shekhar ne düşünüyorsun?" dediler.אז הלכנו סביב השולחן, אנשי האולפן, המפיקים, והמחבר, והם באים אליי ואומרים, "שקאר, מה אתה חושב?"
Stüdyo ile masaya oturduk, yapımcılar, senarist, bana geldiler ve "Shekhar ne düşünüyorsun?" dediler.كنا جالسين إلى الطاولة في الاستوديو مع المنتجين والكاتب، وسألوني، "شيكار، ما رأيك؟"
Stüdyo ile masaya oturduk, yapımcılar, senarist, bana geldiler ve "Shekhar ne düşünüyorsun?" dediler.テーブルを囲み 「監督の考えは?」 と聞かれ 「踊るのが好きな人だったんじゃないかな」 と答えました
Üç günlüğüne geldiler.3일 간 머물다 갔는데요.
Üç günlüğüne geldiler.Au venit pentru trei zile.
Üç günlüğüne geldiler.Họ đến 3 ngày.
Üç günlüğüne geldiler.Ils sont venus y passer trois jours.
Üç günlüğüne geldiler.Mereka datang selama tiga hari.
Üç günlüğüne geldiler.Przyjechali na trzy dni.
Üç günlüğüne geldiler.Restarono per tre giorni.
Üç günlüğüne geldiler. RW:Foram por três dias.
Üç günlüğüne geldiler. RW:Ze kwamen voor drie dagen.
Üç günlüğüne geldiler.Sie waren drei Tage dort.
Üç günlüğüne geldiler.Vinieron por tres días.
Üç günlüğüne geldiler.Дойдоха за три дни.
Üç günlüğüne geldiler.Они приехали на три дня.
Üç günlüğüne geldiler.הם באו לשלושה ימים.
Üç günlüğüne geldiler.حضروا لثلاثة أيام
Üç günlüğüne geldiler.ワーマン:あのコンピュータのビルのこと?
Ve 5.500 metredeki daha yüksek bir yerden geldiler.그리고 이때 이 아이들은 막 해발 5500미터의 목장에서 내려왔었습니다.
Ve 5.500 metredeki daha yüksek bir yerden geldiler.Elles venaient de redescendre des alpages, à 5 500 mètres.
Ve 5.500 metredeki daha yüksek bir yerden geldiler.Éppen csak leereszkedtek a magas legelőkről majdnem 5500 méter magasságból.
Ve 5.500 metredeki daha yüksek bir yerden geldiler.Erano appena scese dai pascoli in altura, a quasi 5.500 metri.
Ve 5.500 metredeki daha yüksek bir yerden geldiler.I właśnie zeszły z wysoko położonych pastwisk, na 5,500 metrów.
Ve 5.500 metredeki daha yüksek bir yerden geldiler.Je to ve výšce přes 5 kilometrů.
Ve 5.500 metredeki daha yüksek bir yerden geldiler.Mereka baru turun dari padang rumput di ketinggian 18.000 kaki.