Ana içeriğe geç
Sözlük

geldiler ile cümle

geldiler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Sarayın ileri gelenleri onu yerden kaldırmaya geldiler. Ama Davut kalkmak istemedi, onlarla yemek de yemedi.De eldste i hans hus kom og vilde reise ham op fra jorden; men han vilde ikke og åt ikke sammen med dem.
Sarayın ileri gelenleri onu yerden kaldırmaya geldiler. Ama Davut kalkmak istemedi, onlarla yemek de yemedi.De leiders van het land smeekten hem op te staan en met hen te eten, maar hij weigerde.
Sarayın ileri gelenleri onu yerden kaldırmaya geldiler. Ama Davut kalkmak istemedi, onlarla yemek de yemedi.I przyszli starsi domu jego do niego aby go podnieśli z ziemi; ale niechciał, i nie jadł z nimi chleba.
Sarayın ileri gelenleri onu yerden kaldırmaya geldiler. Ama Davut kalkmak istemedi, onlarla yemek de yemedi.그 집의 늙은 자들이 곁에 이르러 다윗을 일으키려 하되 왕이 듣지 아니하고 저희로 더불어 먹지도 아니하더라
Sarayın ileri gelenleri onu yerden kaldırmaya geldiler. Ama Davut kalkmak istemedi, onlarla yemek de yemedi.И вошли к нему старейшины дома его, чтобы поднять его с земли; но он не хотел, и не ел с ними хлеба.
Sarayın ileri gelenleri onu yerden kaldırmaya geldiler. Ama Davut kalkmak istemedi, onlarla yemek de yemedi.ויקמו זקני ביתו עליו להקימו מן הארץ ולא אבה ולא ברא אתם לחם׃
Sarayın ileri gelenleri onu yerden kaldırmaya geldiler. Ama Davut kalkmak istemedi, onlarla yemek de yemedi.فقام شيوخ بيته عليه ليقيموه عن الارض فلم يشأ ولم ياكل معهم خبزا.
Sarayın ileri gelenleri onu yerden kaldırmaya geldiler. Ama Davut kalkmak istemedi, onlarla yemek de yemedi.他 家 中 的 老 臣 來 到 他 旁 邊 、 要 把 他 從 地 上 扶 起 來 . 他 卻 不 肯 起 來 、 也 不 同 他 們 喫 飯
Sarayın ileri gelenleri onu yerden kaldırmaya geldiler. Ama Davut kalkmak istemedi, onlarla yemek de yemedi.他 家中 的 老 臣來 到 他 旁邊 、 要 把 他 從地上 扶起 來 . 他 卻不肯 起來 、 也 不同 他 們喫飯
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.All'ottavo giorno vennero per circoncidere il bambino e volevano chiamarlo col nome di suo padre, Zaccaria
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.In zgodi se osmi dan, da pridejo obrezovat dete in ga kličejo po imenu očeta njegovega, Zaharija.
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.팔일이 되매 아이를 할례하러 와서 그 부친의 이름을 따라 사가랴라 하고자하더니
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.Le huitième jour, ils vinrent pour circoncire l`enfant, et ils l`appelaient Zacharie, du nom de son père.
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.Och på åttonde dagen kommo de för att omskära barnet; och de ville kalla honom Sakarias, efter hans fader.
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.Potom stalo sa ôsmeho dňa, že prišli obrezať dieťatko a volali ho po mene jeho otca Zachariášom.
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.Qua ngày thứ tám, họ đều đến để làm lễ cắt bì cho con trẻ; và đặt tên là Xa-cha-ri theo tên của cha.
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.Qua_ngày thứ tám , họ đều đến để làm lễ cắt bì cho con_trẻ ; và đặt tên là Xa-cha-ri theo tên của cha .
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.Stalo se pak v den osmý, přišli obřezovati dítěte, a nazývali jej jménem otce jeho Zachariášem.
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.Sucedeu, pois, no oitavo dia, que vieram circuncidar o menino; e queriam dar-lhe o nome de seu pai, Zacarias.
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.В восьмой день пришли обрезать младенца и хотелиназвать его, по имени отца его, Захариею.
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.И на осмия ден дойдоха да обрежат детенцето; и щяха да го нарекат Захария, по бащиното му име.
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.І сталось, восьмого дня прийшли обрізати хлопятко, і хотіли назвати його ймям батька його, Захарією.
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.ויהי ביום השמיני ויבאו למול את הילד ויקראו אתו זכריה על שם אביו׃
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.وفي اليوم الثامن جاءوا ليختنوا الصبي وسموه باسم ابيه زكريا.
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.到 了 第 八 日 、 他 們 來 要 給 孩 子 行 割 禮 . 並 要 照 他 父 親 的 名 字 、 叫 他 撒 迦 利 亞
Sekizinci gün çocuğun sünnetine geldiler. Ona babası Zekeriyanın adını vereceklerdi.到了 第八 日 、 他 們來 要 給 孩子 行 割禮.並要 照 他 父親 的 名字 、 叫 他 撒迦 利亞
Şimdi bu Dallas Tiyatrosu. Bizim için çok sıra dışı bir işverendi, çünkü geldiler ve dediler ki,To był dla nas niezwykły klient, który przyszedł do nas i rzekł:
Simyacılara karşı neden böyle önyargılısın?! Kurucuya karşı geldiler diyorsun ama sen de simya kullanıyorsun!Por que razão odeias os alquimistas, dizes que vão contra o fundador, quando também usas alquimia?!
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Aku, TUHAN, yang pertama mengabarkannya kepada Sion; Aku mengirim pembawa kabar baik ke Yerusalem
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Eu, Cel dintîi, am zis Sionului: ,Iată -i, iată -i!` Şi Ierusalimului: ,Îţi trimet un vestitor de veşti bune!`
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Eu sou o que primeiro direi a Sião: Ei-los, ei-los; e a Jerusalém darei um mensageiro que traz boas-novas.
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Først jeg har forkyndt det for Zion, sendt Jerusalem Glædesbud.
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Ich bin der erste, der zu Zion sagt: Siehe, da ist's! und Jerusalem gebe ich Prediger.
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Já jsem první, kterýž Sionu předpovídám: Aj, aj, teď jsou; a Jeruzalému: Zvěstovatele potěšených věcí dám.
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Jam pierwszy, który Syonowi opowiadam: Oto, oto są; a Jeruzalemowi dam opowiadaczy rzeczy pociesznych.
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Ja som prvý, ktorý predpovedám Sionu: Hľa, tu je to všetko! A Jeruzalemu dám zvestovateľa radostných vecí.
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Jeg er den første som sier til Sion: Se, se, der er de, og som sender Jerusalem et gledesbud.
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.내가 비로소 시온에 이르기를 너희는 보라 그들을 보라 하였노라 내가 기쁜 소식 전할 자를 예루살렘에 주리라
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Minä ensimmäisenä sanon Siionille: "Katso, katso, siinä ne ovat!" ja annan Jerusalemille ilosanomantuojan.
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.onnak elõször [én hirdetém,] ímé itt vannak [a tanúk,] és örömmondót adtam Jeruzsálemnek.
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Per primo io l'ho annunziato a Sion e a Gerusalemme ho inviato un messaggero di cose liete
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Prvi jaz sem rekel Sionu: Glej, glej, tu je! In Jeruzalemu dam blagovestnika!
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Пръв Аз рекох на Сиона: Ето ги ! ето ги! И дадох на Ерусалим благовестител.
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.Я первый сказал Сиону: „вот оно!" и дал Иерусалиму благовестника.
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.ראשון לציון הנה הנם ולירושלם מבשר אתן׃
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.انا اولا قلت لصهيون ها ها هم ولاورشليم جعلت مبشرا.
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.我 首 先 對 錫 安 說 、 看 哪 、 我 要 將 一 位 報 好 信 息 的 賜 給 耶 路 撒 冷
Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim. Yeruşalime müjdeci gönderdim.我 首先 對錫 安說 、 看 哪 、 我 要 將 一 位 報好 信息 的 賜給 耶路撒冷
Sıfır. Kendileri için geldiler.Se presentaron por ellos mismos.
Sonra bu virüsler hücreden ayrıldılar, geri geldiler ve E.koli'yi öldürdüler.A continuación las partículas virales se liberaron de las células y luego regresaron y mataron a las E. coli.
Sonra bu virüsler hücreden ayrıldılar, geri geldiler ve E.koli'yi öldürdüler.As partículas virais foram depois libertadas pelas células, e voltaram para destruir o E. coli.
Sonra bu virüsler hücreden ayrıldılar, geri geldiler ve E.koli'yi öldürdüler.A vírusrészecskék aztán kiszabadultak a sejtekből, majd visszajöttek és megölték az E. colit.
Sonra bu virüsler hücreden ayrıldılar, geri geldiler ve E.koli'yi öldürdüler.De virale deeltjes werden toen losgelaten uit de cellen, ze kwamen daarna terug en doodden de E. coli.
Sonra bu virüsler hücreden ayrıldılar, geri geldiler ve E.koli'yi öldürdüler.Die viralen Partikel wurden dann von den Zellen freigegeben und kamen zurück und töteten E. coli.
Sonra bu virüsler hücreden ayrıldılar, geri geldiler ve E.koli'yi öldürdüler.그 세포로 부터 방출된 바이러스 입자들은 다시 돌아와서 그 대장균을 죽였습니다.
Sonra bu virüsler hücreden ayrıldılar, geri geldiler ve E.koli'yi öldürdüler.Następnie cząsteczki zostały uwolnione z komórek i zabiły bakterie E. coli.
Sonra bu virüsler hücreden ayrıldılar, geri geldiler ve E.koli'yi öldürdüler.Particulele virale au fost apoi eliberate din celule și s-au întors și au omorât celulele de E. coli.
Sonra bu virüsler hücreden ayrıldılar, geri geldiler ve E.koli'yi öldürdüler.Partikel - partikel virus itu kemudian dikeluarkan dari sel - selnya, kemudian kembali dan membunuh E. coli.
Sonra bu virüsler hücreden ayrıldılar, geri geldiler ve E.koli'yi öldürdüler.Sitten virukset irtautuivat isäntäsoluista, ja siinä prosessissa kolibakteerit kuolivat.
Sonra bu virüsler hücreden ayrıldılar, geri geldiler ve E.koli'yi öldürdüler.Τα ιϊκά σωματίδια τότε απελευθερώθηκαν από τα κύτταρα, μετά επέστρεψαν και σκότωσαν την E. coli.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod