Peşimizden geldiler -- bizi oraya getirten adam bizi takip etti ve dedi kiNe-au urmat -- tipul care ne târâse acole ne-a urmat şi a spus,
Peşimizden geldiler -- bizi oraya getirten adam bizi takip etti ve dedi kiO tipo que nos tinha arrastado até lá seguiu-nos e disse:
Peşimizden geldiler -- bizi oraya getirten adam bizi takip etti ve dedi kiSzli za nami -- facet, który to wszystko zorganizował powiedział:
Peşimizden geldiler -- bizi oraya getirten adam bizi takip etti ve dedi kiОни последовали за нами — этот парень последовал за нами и спросил:
Peşimizden geldiler -- bizi oraya getirten adam bizi takip etti ve dedi kiТе ни последваха... човекът, който ни довлече там, ни последва и каза:
Peşimizden geldiler -- bizi oraya getirten adam bizi takip etti ve dedi kiהם באו אחרינו -- הבחור שגרר אותנו לשם יצא אחרינו ואמר,
Peşimizden geldiler -- bizi oraya getirten adam bizi takip etti ve dedi kiولحقوا بنا.. لحق بنا الشخص الذي أتى بنا إلى هناك وقال لنا
Peşimizden geldiler -- bizi oraya getirten adam bizi takip etti ve dedi ki「市長とのランチはいかがなさるので?」
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.A keď prešli Pisídiu, prišli do Pamfýlie.
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.A prošedše Pisidii, přišli do Pamfylie,
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.A przeszedłszy Pisydyję, przyszli do Pamfilii.
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.Atravessando então a Pisídia, chegaram � Panfília.
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.Attraversata poi la Pisidia, raggiunsero la Panfili
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.Au trecut apoi prin Pisidia, au venit în Pamfilia,
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.Efterat de så hadde draget igjennem Pisidia, kom de til Pamfylia,
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.És Pisidián általmenvén, menének Pamfiliába.
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.In prehodita Pisidijo in prideta v Pamfilijo,
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.Ja he kulkivat läpi Pisidian ja tulivat Pamfyliaan;
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.Kế đó , hai sứ đồ vượt qua đất Bi-si-đi , đến trong xứ Bam-phi-ly .
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.Kế đó, hai sứ đồ vượt qua đất Bi-si-đi, đến trong xứ Bam-phi-ly.
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.비시디아 가운데로 지나가서 밤빌리아에 이르러
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.Luego de atravesar Pisidia, llegaron a Panfilia
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.Og de droge igennem Pisidien og kom til Pamfylien.
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.Paulus en Barnabas reisden door Pisidië en Pamfylië in de richting van de havenstad Attalia.
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.Sedan färdades de vidare genom Pisidien och kommo till Pamfylien.
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.Sesudah itu Paulus dan Barnabas meneruskan perjalanan mereka melewati daerah Pisidia dan sampai ke Pamfilia
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.Traversant ensuite la Pisidie, ils vinrent en Pamphylie,
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.Und zogen durch Pisidien und kamen nach Pamphylien
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.Και διελθοντες την Πισιδιαν ηλθον εις Παμφυλιαν,
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.И проповядваха учението в Перга, и слязоха в Аталия.
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.І, перейшовши Писидию, прийшли в Памфилию.
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.Потом, пройдя через Писидию, пришли в Памфилию,
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.ויעברו בפיסדיא ויבאו אל פמפוליא׃
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.ولما اجتازا في بيسيدية أتيا الى بمفيلية.
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.二 人 經 過 彼 西 底 、 來 到 旁 非 利 亞
Pisidya bölgesinden geçerek Pamfilyaya geldiler.二 人 經過 彼 西底 、 來到 旁 非 利亞
Postacı, kömürcü, buz satıcısı değil gelen; onlar zaten geldiler bugünInte brevbäraren eller iskarlen, de har redan varit här.
Postacı, kömürcü, buz satıcısı değil gelen; onlar zaten geldiler bugünListonosz, lodziarz i dostawca węgla, już dziś tu byli.
Postacı, kömürcü, buz satıcısı değil gelen; onlar zaten geldiler bugünSé que no es el cartero, el carbonero, el helador, porque ya han estado hoy.
Postacı, kömürcü, buz satıcısı değil gelen; onlar zaten geldiler bugünTôi biết đó không thể là người đưa thư, người làm than, người đưa nước đá, họ đã đến hôm nay rồi.
Postacı, kömürcü, buz satıcısı değil gelen; onlar zaten geldiler bugünVím že to nemůže být pošťák, uhlíř, zmrzlinář. Ti už tu hned byli.
Postacı, kömürcü, buz satıcısı değil gelen; onlar zaten geldiler bugünЗнам, не може да е пощаджията, въглищарят, разносвачът на лед, те дойдоха досега.
Postacı, kömürcü, buz satıcısı değil gelen; onlar zaten geldiler bugün雑貨屋 肉屋 パン屋じゃない あんなノックじゃない
"Right on Crime" adlı bir grup oluşturmak için bir araya geldiler.라이트 온 크라임(Right on Crime)이라는 그룹을 형성했습니다.
"Right on Crime" adlı bir grup oluşturmak için bir araya geldiler.עולה הון תועפות.
"Right on Crime" adlı bir grup oluşturmak için bir araya geldiler.اتو مع بعضهم لتكوين مجموعة تسمى (حق على الجريمة)
"Right on Crime" adlı bir grup oluşturmak için bir araya geldiler.時に彼らは南部貧困法律センターと協力して
Rockland County'de ki stüdyoma geldiler, 15 kadar sanatçılarını da beni ziyarete getirmişlerdi.록랜드 카운티에 있는 제 스튜디오로로 저를 찾아왔는데 그 회사에서 일하는 15명의 예술가들도 같이 데리고 왔었지요.
Rockland County'de ki stüdyoma geldiler, 15 kadar sanatçılarını da beni ziyarete getirmişlerdi.15人ものアーティストを連れて 会いにきてくれました 昨年の7月でしたが お皿をいくつか作ったり デザインするために
Rockland County'de ki stüdyoma geldiler, 15 kadar sanatçılarını da beni ziyarete getirmişlerdi.Отже, вони приїхали до мене у студію у графство Рокленд і привезли з собою 15 своїх митців.
Rockland County'de ki stüdyoma geldiler, 15 kadar sanatçılarını da beni ziyarete getirmişlerdi.והם באו לסטודיו שלי במחוז רוקלנד, והביאו 15 מהאמנים שלהם לבקר אותי שם.
Rockland County'de ki stüdyoma geldiler, 15 kadar sanatçılarını da beni ziyarete getirmişlerdi.وحضروا إلى مشغلي في دولة روكلاند وأحضروا معهم ١٥ من فنانيهم ليزوروني هنا
Sabah 7'de geldiler ve evimizi boşaltmaya zorladılar eşyalarımızı bile kurtaramadık...Au venit la 7 dimineața și ne-au forțat să eliberăm casele. Nici vorbă să ne păstrăm bunurile...
Sabah 7'de geldiler ve evimizi boşaltmaya zorladılar eşyalarımızı bile kurtaramadık...Eles chegaram às 7 da manhã e nos forçaram a sair das nossas casas. Nem deu para salvar os nossos pertences...
Sabah 7'de geldiler ve evimizi boşaltmaya zorladılar eşyalarımızı bile kurtaramadık...جاءوا في السابعة صباحاً وأجبرونا على ترك بيوتنا. لم ننقذ حتى متعلقاتنا...
Sanırım geldiler.Azt hiszem, már itt is vannak.
Sanırım geldiler. - Sürpriz!Υποθέτω έχουν έρθει.
Sanırım geldiler. - Sürpriz!انهم هنا
Sarayın ileri gelenleri onu yerden kaldırmaya geldiler. Ama Davut kalkmak istemedi, onlarla yemek de yemedi.A ačkoli starší domu jeho přišli k němu, aby ho zdvihli z země, on však nechtěl, aniž s nimi co jedl.
Sarayın ileri gelenleri onu yerden kaldırmaya geldiler. Ama Davut kalkmak istemedi, onlarla yemek de yemedi.Bătrînii casei au stăruit de el să se scoale dela pămînt; dar n'a voit, şi n'a mîncat nimic cu ei.