Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,فكلم فرعون يوسف قائلا ابوك واخوتك جاءوا اليك.
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,法 老 對 約 瑟 說 、 你 父 親 和 你 弟 兄 到 你 這 裡 來 了
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,法老 對約 瑟說 、 你 父親 和 你 弟兄 到 你 這裡來了
Geldiler, East güçlerini gönderdiler.Chegaram e mandaram embora as forças de Eastern.
Geldiler, East güçlerini gönderdiler.De sendte styrkerne fra Eastern bort.
Geldiler, East güçlerini gönderdiler.De skickade bort styrkorna från Eastern.
Geldiler, East güçlerini gönderdiler.Entraron y echaron a las fuerzas de Eastern.
Geldiler, East güçlerini gönderdiler.Sono arrivati e hanno mandato via le forze dell'Est.
Geldiler, East güçlerini gönderdiler.Wkroczyli tam i odesłali oddziały Eastern.
Geldiler, East güçlerini gönderdiler.Ήρθαν και έδιωξαν τις δυνάμεις του Ίστερν.
Geldiler, East güçlerini gönderdiler.Они пришли туда и отослали восточные войска.
Geldiler ve artık bu karışık toplumda... ...bir devrim yaratabilceklerdi.Afin qu'ils puissent créer une révolution dans cette société compliquée.
Geldiler ve artık bu karışık toplumda... ...bir devrim yaratabilceklerdi.Così potranno creare una rivoluzione in questa società complessa.
Geldiler ve artık bu karışık toplumda... ...bir devrim yaratabilceklerdi.Hogy a szükségben levő szegényeknek adjak segítséget Ahelyett, hogy ellenállást tanúsítanánk, igen
Geldiler ve artık bu karışık toplumda... ...bir devrim yaratabilceklerdi.그러면 그 들은 이 복잡한 사회에서 혁명을 일으킬 수 있을 것이라고.
Geldiler ve artık bu karışık toplumda... ...bir devrim yaratabilceklerdi.Para que possam chegar e criar uma revolução nesta sociedade complexa.
Geldiler ve artık bu karışık toplumda... ...bir devrim yaratabilceklerdi.Pentru ca ei să vină şi să creeze o revoluţie în această societate complexă.
Geldiler ve artık bu karışık toplumda... ...bir devrim yaratabilceklerdi.Tak, żeby mogły spowodować rewolucję w tym złożonym społeczeństwie.
Geldiler ve artık bu karışık toplumda... ...bir devrim yaratabilceklerdi.Và rồi họ sẽ có khả năng tạo nên một cuộc cách mạng trong lòng xã hội phức tạp này.
Geldiler ve artık bu karışık toplumda... ...bir devrim yaratabilceklerdi.Така че да могат да дойдат и да създадат революция в това сложно общество.
Geldiler ve artık bu karışık toplumda... ...bir devrim yaratabilceklerdi.כדי שיוכלו לקום ולחולל מהפכה בחברה המורכבת הזו.
Geldiler ve artık bu karışık toplumda... ...bir devrim yaratabilceklerdi.بحيث يمكنهم أن يصلوا لصنع الثورة في هذا المجتمع المُعقّد.
Geldiler ve artık bu karışık toplumda... ...bir devrim yaratabilceklerdi.変革も可能になる エマが結婚したのは
Geldiler, ve bizle bir an önce konuşmak istiyorlar.E vogliono parlare con noi subito.
Geldiler, ve bizle bir an önce konuşmak istiyorlar.llegaron inesperadamente, y desean hablar con nosotros.
Geldiler, ve bizle bir an önce konuşmak istiyorlar.ようこそ
Geldiler ve dediler ki -sıradan müteahhitlerden farklı olarak- dediler ki:Ao contrário dos promotores comuns, disseram-nos:
Geldiler ve dediler ki -sıradan müteahhitlerden farklı olarak- dediler ki:저희에게 찾아와서, 일반적인 디벨롭퍼들과는 달리 이렇게 말을했죠
Geldiler ve dediler ki -sıradan müteahhitlerden farklı olarak- dediler ki:Przyszli do nas i rzekli, inaczej niż zwykli inwestorzy:
Geldiler ve dediler ki -sıradan müteahhitlerden farklı olarak- dediler ki:Sono venuti da noi e ci hanno detto...a differenza dei normali progettisti... hanno detto:
Geldiler ve dediler ki -sıradan müteahhitlerden farklı olarak- dediler ki:Vinieron y dijeron -- a diferencia de los desarrolladores tradicionales -- dijeron:
Geldiler ve dediler ki -sıradan müteahhitlerden farklı olarak- dediler ki:Ze benaderden ons en zeiden -- in tegenstelling tot normale projectontwikkelaars:
Geldiler ve dediler ki -sıradan müteahhitlerden farklı olarak- dediler ki:Дойдоха при нас и казаха... за разлика от нормалните предприемачи... казаха:
Geldiler ve dediler ki -sıradan müteahhitlerden farklı olarak- dediler ki:Они пришли к нам и сказали — в отличие от обычных разработчиков — они сказали:
Geldiler ve dediler ki -sıradan müteahhitlerden farklı olarak- dediler ki:Прийшли і заявили - не так як звичайні забудовники:
Geldiler ve dediler ki -sıradan müteahhitlerden farklı olarak- dediler ki:הם באו אלינו ואמרו -- בניגוד למפתחים רגילים --
Geldiler ve dediler ki -sıradan müteahhitlerden farklı olarak- dediler ki:وجاءوا إلينا وقالوا انهم، على عكس المطورين الإعتياديين
Geldiler ve Musanın buyurduğu gibi cesetleri üzerlerindeki mintanlarıyla ordugahın dışına çıkardılar.Då trädde de fram och buro bort dem i deras livklädnader, utanför lägret, såsom Mose hade sagt.
Geldiler ve Musanın buyurduğu gibi cesetleri üzerlerindeki mintanlarıyla ordugahın dışına çıkardılar.Ei s'au apropiat, şi i-au scos afară din tabără, îmbrăcaţi în tunicile lor, cum zisese Moise.
Geldiler ve Musanın buyurduğu gibi cesetleri üzerlerindeki mintanlarıyla ordugahın dışına çıkardılar.Ellos se acercaron y los llevaron con sus vestiduras fuera del campamento, como dijo Moisés
Geldiler ve Musanın buyurduğu gibi cesetleri üzerlerindeki mintanlarıyla ordugahın dışına çıkardılar.És odamenének, és kivivék õket az õ köntöseikben a táboron kivül, a mint szólott vala Mózes.
Geldiler ve Musanın buyurduğu gibi cesetleri üzerlerindeki mintanlarıyla ordugahın dışına çıkardılar.Essi si avvicinarono e li portarono via con le loro tuniche, fuori dell'accampamento, come Mosè aveva detto
Geldiler ve Musanın buyurduğu gibi cesetleri üzerlerindeki mintanlarıyla ordugahın dışına çıkardılar.Ils s`approchèrent, et ils les emportèrent dans leurs tuniques hors du camp, comme Moïse l`avait dit.
Geldiler ve Musanın buyurduğu gibi cesetleri üzerlerindeki mintanlarıyla ordugahın dışına çıkardılar.I přišli a vynesli je v sukních jejich ven za stany, jakž byl rozkázal Mojžíš.
Geldiler ve Musanın buyurduğu gibi cesetleri üzerlerindeki mintanlarıyla ordugahın dışına çıkardılar.Ja he astuivat esiin ja kantoivat heidät ihokkaineen leirin ulkopuolelle, niinkuin Mooses oli sanonut.
Geldiler ve Musanın buyurduğu gibi cesetleri üzerlerindeki mintanlarıyla ordugahın dışına çıkardılar.그들이 나아와 모세의 명대로 그들을 옷 입은 채 진 밖으로 메어 내니
Geldiler ve Musanın buyurduğu gibi cesetleri üzerlerindeki mintanlarıyla ordugahın dışına çıkardılar.Og de kom og bar dem uden for Lejren i deres Kjortler, som Moses havde sagt.
Geldiler ve Musanın buyurduğu gibi cesetleri üzerlerindeki mintanlarıyla ordugahın dışına çıkardılar.Og de trådte frem og bar dem i deres kjortler utenfor leiren, som Moses hadde sagt.
Geldiler ve Musanın buyurduğu gibi cesetleri üzerlerindeki mintanlarıyla ordugahın dışına çıkardılar.Stopita torej noter in ju odneseta v njunih suknjah ven za taborišče, kakor je rekel Mojzes.
Geldiler ve Musanın buyurduğu gibi cesetleri üzerlerindeki mintanlarıyla ordugahın dışına çıkardılar.Także królik, który choć przeżuwa, ale kopyta rozdzielonego nie ma, nieczystym wam będzie.
Geldiler ve Musanın buyurduğu gibi cesetleri üzerlerindeki mintanlarıyla ordugahın dışına çıkardılar.Und sie traten hinzu und trugen sie hinaus mit ihren leinenen Röcken vor das Lager, wie Mose gesagt hatte.
Geldiler ve Musanın buyurduğu gibi cesetleri üzerlerindeki mintanlarıyla ordugahın dışına çıkardılar.Vậy , họ đến gần khiêng thây còn mặc áo_lá trong ra ngoài trại quân , y_như lời Môi-se đã biểu .
Geldiler ve Musanın buyurduğu gibi cesetleri üzerlerindeki mintanlarıyla ordugahın dışına çıkardılar.Vậy, họ đến gần khiêng thây còn mặc áo lá trong ra ngoài trại quân, y như lời Môi-se đã biểu.
Geldiler ve Musanın buyurduğu gibi cesetleri üzerlerindeki mintanlarıyla ordugahın dışına çıkardılar.Vtedy pristúpili a vyniesli ich v ich sukniach von za tábor, tak ako hovoril Mojžiš.
Geldiler ve Musanın buyurduğu gibi cesetleri üzerlerindeki mintanlarıyla ordugahın dışına çıkardılar.Και επλησιασαν και εσηκωσαν αυτους με τους χιτωνας αυτων εξω του στρατοπεδου, καθως ειπεν ο Μωυσης.
Geldiler ve Musanın buyurduğu gibi cesetleri üzerlerindeki mintanlarıyla ordugahın dışına çıkardılar.И пошли и вынесли их в хитонах их за стан, как сказал Моисей.
Geldiler ve Musanın buyurduğu gibi cesetleri üzerlerindeki mintanlarıyla ordugahın dışına çıkardılar.Те, прочее, пристъпиха и ги изнесоха с хитоните им вън от стана, според както рече Моисей.
Geldiler ve Musanın buyurduğu gibi cesetleri üzerlerindeki mintanlarıyla ordugahın dışına çıkardılar.ויקרבו וישאם בכתנתם אל מחוץ למחנה כאשר דבר משה׃
Geldiler ve Musanın buyurduğu gibi cesetleri üzerlerindeki mintanlarıyla ordugahın dışına çıkardılar.فتقدما ورفعاهما في قميصيهما الى خارج المحلّة كما قال موسى.
Geldiler ve Musanın buyurduğu gibi cesetleri üzerlerindeki mintanlarıyla ordugahın dışına çıkardılar.於 是 二 人 上 前 來 、 把 他 們 穿 著 袍 子 抬 到 營 外 . 是 照 摩 西 所 吩 咐 的