Elamlılar ok kılıflarını sırtlanıp savaş arabalarıyla, Atlılarıyla geldiler. Kîr halkı kalkanlarını açtı.Gli Elamiti hanno preso la faretra; gli Aramei montano i cavalli, Kir ha tolto il fodero allo scudo
Elamlılar ok kılıflarını sırtlanıp savaş arabalarıyla, Atlılarıyla geldiler. Kîr halkı kalkanlarını açtı.In Elam nosi tul, pelje zasedene vozove in konjike, in Kir odkriva ščit.
Elamlılar ok kılıflarını sırtlanıp savaş arabalarıyla, Atlılarıyla geldiler. Kîr halkı kalkanlarını açtı.엘람 사람은 전통을 졌고 병거탄 자와 마병이 함께 하였고 기르 사람은 방패를 들어 내었으니
Elamlılar ok kılıflarını sırtlanıp savaş arabalarıyla, Atlılarıyla geldiler. Kîr halkı kalkanlarını açtı.Και ο Ελαμ ελαβε την φαρετραν με αμαξας ανδρων και ιππεις, και ο Κιρ εξεσκεπασε την ασπιδα.
Elamlılar ok kılıflarını sırtlanıp savaş arabalarıyla, Atlılarıyla geldiler. Kîr halkı kalkanlarını açtı.И Елам взе тула, С полкове войници и конници, И Кир откри щита.
Elamlılar ok kılıflarını sırtlanıp savaş arabalarıyla, Atlılarıyla geldiler. Kîr halkı kalkanlarını açtı.И Елам несет колчан; люди на колесницах и всадники, и Киробнажает щит.
Elamlılar ok kılıflarını sırtlanıp savaş arabalarıyla, Atlılarıyla geldiler. Kîr halkı kalkanlarını açtı.ועילם נשא אשפה ברכב אדם פרשים וקיר ערה מגן׃
Elamlılar ok kılıflarını sırtlanıp savaş arabalarıyla, Atlılarıyla geldiler. Kîr halkı kalkanlarını açtı.فعيلام قد حملت الجعبة بمركبات رجال فرسان. وقير قد كشفت المجن.
Elamlılar ok kılıflarını sırtlanıp savaş arabalarıyla, Atlılarıyla geldiler. Kîr halkı kalkanlarını açtı.以 攔 帶 著 箭 袋 、 還 有 坐 戰 車 的 和 馬 兵 、 吉 珥 揭 開 盾 牌
Elamlılar ok kılıflarını sırtlanıp savaş arabalarıyla, Atlılarıyla geldiler. Kîr halkı kalkanlarını açtı.以 攔帶 著 箭袋 、 還有 坐戰車 的 和 馬兵 、 吉珥 揭開 盾牌
Endüstri Devrimi, yani aniden, Avrupa ve Amerika dünyanın merkezi haline geldiler.Průmyslová revoluce, která znamenala, že z ničeho nic se z Evropy a Ameriky staly dominantní části světa.
Endüstri Devrimi, yani aniden, Avrupa ve Amerika dünyanın merkezi haline geldiler.Rewolucja Przemysłowa, która nagle uczyniła z Europy i Ameryki dominujące centrum Świata.
Fakat 60 yıl sonra, bugün, girişimciliğin yukselişinden dolayi, girişimciler rol model haline geldiler.하지만 60년이 지난 오늘, 기업가 정신의 부상으로 기업가는 역할모델이 되었습니다
Fakat 60 yıl sonra, bugün, girişimciliğin yukselişinden dolayi, girişimciler rol model haline geldiler.Aber heute, nach 60 Jahren, durch den unternehmerischen Aufstieg, wurden Unternehmer zu Vorbildern.
Fakat 60 yıl sonra, bugün, girişimciliğin yukselişinden dolayi, girişimciler rol model haline geldiler.De ma, 60 év elteltével, a vállalkozások fénykorában példaképekké váltak.
Fakat 60 yıl sonra, bugün, girişimciliğin yukselişinden dolayi, girişimciler rol model haline geldiler.Namun sekarang, setelah 60 tahun, berkat kebangkitan dunia usaha, pebisnis dilihat sebagai contoh teladan.
Fakat 60 yıl sonra, bugün, girişimciliğin yukselişinden dolayi, girişimciler rol model haline geldiler.Но днес, след 60 години, поради възхода на предприемачеството, предприемачите стават пример за подражание.
Fakat 60 yıl sonra, bugün, girişimciliğin yukselişinden dolayi, girişimciler rol model haline geldiler.אבל היום, אחרי 60 שנה בגלל הגידול ביזמות יזמות הפכה להיות מודל לחקוי
Fakat 60 yıl sonra, bugün, girişimciliğin yukselişinden dolayi, girişimciler rol model haline geldiler.ولكن اليوم وبعد 60 عاما، وبسبب ارتفاع روح المبادرة تحول أصحاب المشاريع إلى قدوة
Fakat 60 yıl sonra, bugün, girişimciliğin yukselişinden dolayi, girişimciler rol model haline geldiler.起業家はインドの規範となり 社会へ大きく貢献するに至りました
Fakat bir noktada daha büyük hayvanlar avlayabilmek için biraraya geldiler.Aber an irgendeinem Punkt schlossen sie sich zusammen, um größeres Wild zu jagen.
Fakat bir noktada daha büyük hayvanlar avlayabilmek için biraraya geldiler.Ale w którymś momencie zaczęli się łączyć by polować na większą dziczyznę
Fakat bir noktada daha büyük hayvanlar avlayabilmek için biraraya geldiler.Dar, la un moment dat, oamenii s-au grupat pentru a vâna mai mult.
Fakat bir noktada daha büyük hayvanlar avlayabilmek için biraraya geldiler.Egy ponton azonban nagyobb hordákba verődve kezdtek nagyobb falatokra vadászni.
Fakat bir noktada daha büyük hayvanlar avlayabilmek için biraraya geldiler.하지만 때때로 큰 규모의 사냥을 위해 서로 협동하기도 했습니다.
Fakat bir noktada daha büyük hayvanlar avlayabilmek için biraraya geldiler.Ma ad un certo punto, si unirono in una caccia più grossa.
Fakat bir noktada daha büyük hayvanlar avlayabilmek için biraraya geldiler.Maar op een gegeven moment kwamen ze samen om in een groter verband te jagen.
Fakat bir noktada daha büyük hayvanlar avlayabilmek için biraraya geldiler.Mais à un moment donné, ils se sont rassemblés en bandes pour chasser du plus gros gibier.
Fakat bir noktada daha büyük hayvanlar avlayabilmek için biraraya geldiler.Nhưng đôi khi, họ tụ họp lại cùng nhau cho những trận đi săn tầm cỡ hơn.
Fakat bir noktada daha büyük hayvanlar avlayabilmek için biraraya geldiler.Pero en algún momento se unieron en el juego de la caza mayor.
Fakat bir noktada daha büyük hayvanlar avlayabilmek için biraraya geldiler.Αλλά κάποια στιγμή, ενώθηκαν μαζί για να κυνηγήσουν μεγαλύτερα θηράματα.
Fakat bir noktada daha büyük hayvanlar avlayabilmek için biraraya geldiler.Но в даден момент те се обединили, за да хванат по-голяма плячка.
Fakat bir noktada daha büyük hayvanlar avlayabilmek için biraraya geldiler.Но в какой-то момент они объединились в группы, чтобы охотиться за добычей большего размера.
Fakat bir noktada daha büyük hayvanlar avlayabilmek için biraraya geldiler.אך בשלב מסויים הם התאגדו יחדיו כדי לצוד טרף גדול יותר.
Fakat bir noktada daha büyük hayvanlar avlayabilmek için biraraya geldiler.ولكن في مرحلة ما قاموا بالتّجمع معا لإصطياد فريسة أكبر.
Fakat bir noktada daha büyük hayvanlar avlayabilmek için biraraya geldiler.実際彼らが どうやってそうしたのかは 知りません
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,A faraon povedal Jozefovi a riekol: Tvoj otec a tvoji bratia prišli k tebe.
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,Allora il faraone disse a Giuseppe: «Tuo padre e i tuoi fratelli sono dunque venuti da te
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,Då sade Farao till Josef: »Din fader och dina bröder hava alltså nu kommit till dig.
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,Da sa Farao til Josef: Din far og dine brødre er kommet til dig.
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,Da sagde Farao til Josef: "Din Fader og dine Brødre er kommet til dig;
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,Então falou Faraó a José, dizendo: Teu pai e teus irmãos vieram a ti;
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,Entonces el faraón habló a José diciendo: --Tu padre y tus hermanos han venido a ti
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,És szóla a Faraó Józsefnek, mondván: A te atyád és a te atyádfiai jöttek te hozzád.
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,Faraon a zis lui Iosif: ,,Tatăl tău şi fraţii tăi au venit la tine.
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,Farao zei tegen Jozef: "Kies maar een plaats waar ze zich kunnen vestigen.
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,I mluvil Farao Jozefovi, řka: Otec tvůj a bratří tvoji přišli k tobě.
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,In Faraon ogovori Jožefa, rekoč: Oče tvoj in bratje tvoji so prišli k tebi.
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,바로가 요셉에게 일러 가로되 네 아비와 형들이 네게 왔은즉
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,Lalu berkatalah raja kepada Yusuf, "Sekarang ayah dan saudara-saudaramu sudah ada di sini
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,Niin farao sanoi Joosefille: "Isäsi ja veljesi ovat tulleet sinun luoksesi.
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,Pharaon dit à Joseph: Ton père et tes frères sont venus auprès de toi.
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,Pha-ra-ôn phán cùng Giô-sép như vầy: Cha và anh em ngươi đã đến cùng ngươi;
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,Pha-ra-ôn phán cùng Giô-sép như_vầy : Cha và anh_em ngươi đã đến_cùng ngươi ;
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,Pharao sprach zu Joseph: Es ist dein Vater und sind deine Brüder, die sind zu dir gekommen;
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,Tedy rzekł Farao do Józefa mówiąc: Ojciec twój i bracia twoi przyjechali do ciebie;
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,Και ειπεν ο Φαραω προς τον Ιωσηφ λεγων, Ο πατηρ σου και οι αδελφοι σου ηλθον προς σε
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,И сказал фараон Иосифу: отец твой и братья твои пришли к тебе;
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,И Фараон говори на Иосифа, казвайки: Баща ти и братята ти дойдоха при тебе;
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,ויאמר פרעה אל יוסף לאמר אביך ואחיך באו אליך׃