Ana içeriğe geç
Sözlük

geldiler ile cümle

geldiler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Buradan geldiler, bir madeni ülkeden.Sie kamen von hier, einem Land mit Mineralöl.
Buradan geldiler, bir madeni ülkeden.Vengono da qui, un Paese ricco di minerali.
Buradan geldiler, bir madeni ülkeden.Začali tu - zem nerastného bohatstva.
Buradan geldiler, bir madeni ülkeden.Začali zde - země nerostného bohatství.
Buradan geldiler, bir madeni ülkeden.Ze kwamen daarvandaan, een mineraal land.
Buradan geldiler, bir madeni ülkeden.Ήρθαν από δώ, μια χώρα μεταλλευμάτων.
Buradan geldiler, bir madeni ülkeden.Вони прийшли звідси — країна з природними ресурсами.
Buradan geldiler, bir madeni ülkeden.Те дойдоха от тук, минерална страна.
Buradan geldiler, bir madeni ülkeden.הן מגיעות מכאן, מדינת משאבים. הם מכרו את הנפט,
Buradan geldiler, bir madeni ülkeden.فهم يأتون من هنا، دولة ذات ثروة معدنية. فقد باعو كل البترول
Buradan geldiler, bir madeni ülkeden.健康をスーパーマーケットで買うことはできません
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››A jeden zo starcov odpovedal a riekol mi: Kto sú títo oblečení v tom dlhom bielom rúchu a odkiaľ prišli?
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››Bấy giờ một trưởng lão cất tiếng nói với tôi rằng: những kẻ mặt áo dài trắng đó là ai, và bởi đâu mà đến?
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››Bấy_giờ một trưởng_lão cất_tiếng nói với tôi rằng : những kẻ mặt áo_dài trắng đó là ai , và bởi đâu mà đến ?
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››Eén van de ouderlingen vroeg mij: "Wie zijn die mensen in witte kleren? En waar komen zij vandaan?"
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››E um dos anciãos me perguntou: Estes que trajam as compridas vestes brancas, quem são eles e donde vieram?
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››In izpregovori eden izmed starejšin, rekoč mi: Kdo so ti, oblečeni z belimi oblačili, in odkod so prišli?
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››장로 중에 하나가 응답하여 내게 이르되 이 흰 옷 입은 자들이 누구며 또 어디서 왔느뇨
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››И, начав речь, один из старцев спросил меня: сии облеченные в белые одежды кто, и откуда пришли?
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››И седемте ангела, които държеха седемте тръби, се приготвиха да затръбят.
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››І сказав один із старцїв, говорючи менї. Хто се, що з'одягнені в білі одежі, і звідкіля прийшли?
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››ויען אחד מן הזקנים ויאמר אלי אלה המלבשים בגדי לבן מי המה ומאין באו׃
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››واجاب واحد من الشيوخ قائلا لي هؤلاء المتسربلون بالثياب البيض من هم ومن اين أتوا.
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››長 老 中 有 一 位 問 我 說 、 這 些 穿 白 衣 的 是 誰 、 是 從 那 裡 來 的
Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: ‹‹Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?››長老 中 有 一 位 問 我 說 、 這些 穿 白衣 的 是 誰 、 是 從那裡 來的
Bu yüzden Howard'a geldiler ve bizi düzelt dediler.Alors ils se sont tournés vers Howard, et lui ont dit: "Trouvez-nous une solution."
Bu yüzden Howard'a geldiler ve bizi düzelt dediler.Also kamen sie zu Howard und baten ihn, alles in Ordnung zu bringen.
Bu yüzden Howard'a geldiler ve bizi düzelt dediler.Aşa că au venit la Howard şi i-au spus: rezolvă-ne.
Bu yüzden Howard'a geldiler ve bizi düzelt dediler.Así que fueron a ver a Howard, y le dijeron, arréglanos.
Bu yüzden Howard'a geldiler ve bizi düzelt dediler.A tak přišli za Howardem a řekli mu, ať to spraví.
Bu yüzden Howard'a geldiler ve bizi düzelt dediler.Così andarono da Howard, e gli chiesero di risolvere il problema.
Bu yüzden Howard'a geldiler ve bizi düzelt dediler.Dus gingen ze naar Howard en zeiden, "help ons".
Bu yüzden Howard'a geldiler ve bizi düzelt dediler.Então a empresa contacta Howard e diz-lhe "Corrija-nos".
Bu yüzden Howard'a geldiler ve bizi düzelt dediler.Jadi mereka datang ke Howard, dan berkata, bantu kami.
Bu yüzden Howard'a geldiler ve bizi düzelt dediler.Joten he pyysivät Howardia korjaamaan asian.
Bu yüzden Howard'a geldiler ve bizi düzelt dediler.그래서 하워드에게 도움을 청했습니다.
Bu yüzden Howard'a geldiler ve bizi düzelt dediler.Poprosili Howarda, żeby to "naprawił".
Bu yüzden Howard'a geldiler ve bizi düzelt dediler.Så de gick till Howard och sa, fixa till oss.
Bu yüzden Howard'a geldiler ve bizi düzelt dediler.Szóval, megkeresték Howardot és azt mondták, javíts fel minket.
Bu yüzden Howard'a geldiler ve bizi düzelt dediler.Tako so stopili do Howarda in mu rekli, popravi nas.
Bu yüzden Howard'a geldiler ve bizi düzelt dediler.Tak prišli za Howardom a povedali, opravte nás.
Bu yüzden Howard'a geldiler ve bizi düzelt dediler.Thế là họ đến tìm Howard và nói, giúp chúng tôi.
Bu yüzden Howard'a geldiler ve bizi düzelt dediler.Πήγαν λοιπόν στον Χάουαρντ, και του είπαν, διόρθωσέ μας.
Bu yüzden Howard'a geldiler ve bizi düzelt dediler.Затова те отишли при Хауард и му казали: "Оправи ни."
Bu yüzden Howard'a geldiler ve bizi düzelt dediler.Поэтому они пришли к Говарду и попросили помочь.
Bu yüzden Howard'a geldiler ve bizi düzelt dediler.Тож представники компаній прийшли до Говарда і попросили поліпшити цей соус.
Bu yüzden Howard'a geldiler ve bizi düzelt dediler.אז הם באו להווארד, ואמרו, תקן אותנו.
Bu yüzden Howard'a geldiler ve bizi düzelt dediler.فجاءوا لـهاورد و طلبوا منه أن يصلح الأمر.
Bu yüzden Howard'a geldiler ve bizi düzelt dediler.商品を見てハワードは言いました
Cam yanmaya ve kırılmaya başlarken dipte oturan mikroplar gittikçe daha mutlu hale geldiler.Az üveg elkezdett égni, és megrepedni, míg a mikrobák, amik az alján ültek egyre boldogabbak lettek.
Cam yanmaya ve kırılmaya başlarken dipte oturan mikroplar gittikçe daha mutlu hale geldiler.Het glas begon te branden en te breken terwijl de microben op de bodem blijer en blijer werden.
Cam yanmaya ve kırılmaya başlarken dipte oturan mikroplar gittikçe daha mutlu hale geldiler.Il vetro ha cominciato a bruciare e a rompersi, mentre i microbi adagiati sul fondo sono sempre più felici.
Cam yanmaya ve kırılmaya başlarken dipte oturan mikroplar gittikçe daha mutlu hale geldiler.유리는 타고 금이 가기 시작했지만 비커 바닥에 있는 디이노코커스 라디오두란스는 끄떡도 하지 않았습니다.
Cam yanmaya ve kırılmaya başlarken dipte oturan mikroplar gittikçe daha mutlu hale geldiler.Стекло обожжено и потрескалось, а вот микробы живут припеваючи.
Cam yanmaya ve kırılmaya başlarken dipte oturan mikroplar gittikçe daha mutlu hale geldiler.הזכוכית החלה להישרף ולהיסדק, ושהחיידקים שישבו בקרקעית רק נהנו יותר ויותר.
Cam yanmaya ve kırılmaya başlarken dipte oturan mikroplar gittikçe daha mutlu hale geldiler.بدأ الكوب في الإحتراق والتصدع، بينما الميكروبات القابعة في الأسف تصبح سعيدة وأكثر سعادةً.
Cam yanmaya ve kırılmaya başlarken dipte oturan mikroplar gittikçe daha mutlu hale geldiler.この細菌は 底で幸福にしています この写真が実際に起こったことです
Çevredeki uluslar üzerine geldiler, Ağlarını gerdiler, Onu tuzağa düşürdüler.Các nước ở mọi miền chung quanh bày hàng ra nghịch cùng nó, bủa lưới trên nó; bó bị bắt trong hầm.
Çevredeki uluslar üzerine geldiler, Ağlarını gerdiler, Onu tuzağa düşürdüler.Các nước ở mọi miền chung_quanh bày hàng ra nghịch cùng nó , bủa lưới trên nó ; bó bị bắt trong hầm .
Çevredeki uluslar üzerine geldiler, Ağlarını gerdiler, Onu tuzağa düşürdüler.És veték ellene a pogányok köröskörül a tartományokból és kiteríték reá hálójukat, vermökben megfogaték;
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod