Buldozerleriyle geldiler... ve askerleriyle geldiler.Au venit cu buldozerele... și cu soldații.
Buldozerleriyle geldiler... ve askerleriyle geldiler.Eles vieram com seus tratores... e eles vieram com seus soldados.
Buldozerleriyle geldiler... ve askerleriyle geldiler.Ils sont venus avec leurs bulldozers... et ils sont venus avec leurs soldats.
Buldozerleriyle geldiler... ve askerleriyle geldiler.Sono arrivati coi loro buldozer... e sono arrivati coi loro soldati.
Buldozerleriyle geldiler... ve askerleriyle geldiler.Vinieron con sus bulldozers... y con sus soldados.
Buldozerleriyle geldiler... ve askerleriyle geldiler.لقد جاءوا بجرافاتهم ... وجاءوا بجنودهم.
Bunlar Stuffin GourmetŽ, taze çiftlik tavuk göđüsleri; çiftlikten arka bahçenize geldiler.Aparatul care tocmai a făcut acele smoothies pentru Verna și Fred, poate face o omletă.
Bunlar Stuffin GourmetŽ, taze çiftlik tavuk göđüsleri; çiftlikten arka bahçenize geldiler.Die Maschine die gerade diese Smoothies für Verna und Fred gemacht hat, kann ein Omelette machen.
Bunlar Stuffin GourmetŽ, taze çiftlik tavuk göđüsleri; çiftlikten arka bahçenize geldiler.방금 베르나와 프레드를 위한 스무디를 만들어봤는데요 오믈렛도 만들 수 있어요.
Bunlar Stuffin GourmetŽ, taze çiftlik tavuk göđüsleri; çiftlikten arka bahçenize geldiler.La macchina che ha appena fatto questi smoothies per Verna e Fred, può anche fare una omelette.
Bunlar Stuffin GourmetŽ, taze çiftlik tavuk göđüsleri; çiftlikten arka bahçenize geldiler.La machine qui vient juste de faire ces laits frappés pour Verna et Fred, peut aussi faire une omelette.
Bunlar Stuffin GourmetŽ, taze çiftlik tavuk göđüsleri; çiftlikten arka bahçenize geldiler.La misma máquina que les hizo los batidos para Verna y Fred, también puedo hacer una torta de huevo.
Bunlar Stuffin GourmetŽ, taze çiftlik tavuk göđüsleri; çiftlikten arka bahçenize geldiler.Maskinen som precis gjorde de där smoothisarna for Varna och Fred, kan ocksĂĽ gĂśra omelett.
Bunlar Stuffin GourmetŽ, taze çiftlik tavuk göđüsleri; çiftlikten arka bahçenize geldiler.Stroj, ktorý práve urobil tieto džúsy pre Vernu a Freda, dokáže
Bunlar Stuffin GourmetŽ, taze çiftlik tavuk göđüsleri; çiftlikten arka bahçenize geldiler.- Δύο, δύο είναι καλά. Εντάξει. Και τι άλλο;
Bunu Central güçleri yaptı. Geldiler, East güçlerini gönderdiler.Centralin joukot tulivat ja lähettivät Easternin joukot pois.
Bunu nasıl mı biliyoruz? Bu örnekte aynı dizilimde geldiler. -Эта - напротив угла у, и эта тоже - напротив угла у.
Bu örnekler gerçeğin kanıt olmak yerine yalanın bir parçası haline geldiler.Im Widerspruch zu ihrer Funktion als Zeugnis der Wahrheit hat sie hier die Produktion einer Lüge ermöglicht.
Bu örnekler gerçeğin kanıt olmak yerine yalanın bir parçası haline geldiler.진실의 증거라는 본연의 기능에 모순되는 것이죠. 이 경우에는 거짓의 날조를 심화시키는 역할을 합니다.
Bu örnekler gerçeğin kanıt olmak yerine yalanın bir parçası haline geldiler.Zaprzeczając swojej funkcji jako dowodu rzeczywistości w tych przykładach wzmacniało to produkcję kłamstwa.
Bu örnekler gerçeğin kanıt olmak yerine yalanın bir parçası haline geldiler.Вопреки её функции доказательства истины, в этих примерах она помогала подделывать факты.
Bu örnekler gerçeğin kanıt olmak yerine yalanın bir parçası haline geldiler.בסתירה לתפקידו כראייה לאמת, במקרים האלו הוא העמיק את הבדייה.
Bu örnekler gerçeğin kanıt olmak yerine yalanın bir parçası haline geldiler.يتعارض مع وظيفتها باعتبارها دليلا على الحقيقة ، في هذه الحالات فانها عززت تلفيق الكذب.
Bu örnekler gerçeğin kanıt olmak yerine yalanın bir parçası haline geldiler.これらの事例では でっち上げを助長しているのです 私は 米国中を旅して
Bu örnekte aynı dizilimde geldiler. -Beh, in questo caso, capita che siano orientati allo stesso modo.
Bu örnekte aynı dizilimde geldiler. -I det her tilfælde ligger de helt ens.
Bu örnekte aynı dizilimde geldiler. -이러한 경우에는 단순히 같은 방향을 가지고 있어요
Bu örnekte aynı dizilimde geldiler. -Więc, w tym przypadku po prostu są tak samo ustawione.
Burada kalmaya geldiler."Au venit să stea aici."
Burada kalmaya geldiler."De kommer för att stanna."
Burada kalmaya geldiler."Elles sont venues pour rester. "
Burada kalmaya geldiler."Han venido para quedarse".
Burada kalmaya geldiler.""오, 아니오. 방문이 아니라 지내려고 온 겁니다."
Burada kalmaya geldiler."Mereka datang untuk tinggal."
Burada kalmaya geldiler.""Não, não, não. "Eles vieram para ficar."
Burada kalmaya geldiler.""Ne ne, ony tu zůstávají."
Burada kalmaya geldiler."Ne tulivat jäädäkseen."
Burada kalmaya geldiler."Ők maradni jöttek."
Burada kalmaya geldiler."One tu już zostaną."
Burada kalmaya geldiler."Sie sind gekommen um zu bleiben."
Burada kalmaya geldiler."Sono venute per restare."
Burada kalmaya geldiler."Ze blijven hier."
Burada kalmaya geldiler."Ήρθαν για να μείνουν".
Burada kalmaya geldiler."Они прилетели, чтобы остаться".
Burada kalmaya geldiler."Те дойдоха, за да останат."
Burada kalmaya geldiler."הם באו כדי להישאר."
Burada kalmaya geldiler."انهن يأتين ليبقين ويستقرن
Burada kalmaya geldiler.""泊まりに来た?"
Buradan geldiler, bir madeni ülkeden.Autrefois, c'était un pays minier.
Buradan geldiler, bir madeni ülkeden.De kom härifrån, ett mineralrikt land.
Buradan geldiler, bir madeni ülkeden.De kom herfra, et mineralland.
Buradan geldiler, bir madeni ülkeden.Ele au venit de aici, o ţară mineralieră.
Buradan geldiler, bir madeni ülkeden.Eles vieram daqui, um país rico em minerais.
Buradan geldiler, bir madeni ülkeden.He tulivat täältä, mineraalimaasta.
Buradan geldiler, bir madeni ülkeden.Họ đến từ chỗ này, một đất nước giàu khoảng sản.
Buradan geldiler, bir madeni ülkeden.Idą stąd.
Buradan geldiler, bir madeni ülkeden.Innen érkeztek, ásványban gazdag ország.
Buradan geldiler, bir madeni ülkeden.여기서 부터 시작했죠. 광물 국가지요. 석유도 잔뜩 있고,
Buradan geldiler, bir madeni ülkeden.Mereka datang dari sini, sebuah negara mineral.
Buradan geldiler, bir madeni ülkeden.Provienen de aquí, un país minero.