Ayrıkvadiden Elladan efendi ve Elrohir Geldiler, ve bizle bir an önce konuşmak istiyorlar.Herrene Elladan og Elrohir af Rivendell ankom uden velkomst, og ønsker at tale med os med det samme.
Ayrıkvadiden Elladan efendi ve Elrohir Geldiler, ve bizle bir an önce konuşmak istiyorlar.Os Lordes Elladan e Elrohir de Rivendell chegaram de surpresa, e quiseram falar conosco logo.
Ayrıkvadiden Elladan efendi ve Elrohir Geldiler, ve bizle bir an önce konuşmak istiyorlar.Pánové Elladan a Elrohir z Roklinky nečekaně dorazili a přáli si s námi okamžitě neprodleně mluvit.
Ayrıkvadiden Elladan efendi ve Elrohir Geldiler, ve bizle bir an önce konuşmak istiyorlar.Pánovia Elladan a Elrohir z Vododolu nečakane dorazili, a priali si s nami okamžite hovoriť.
Ayrıkvadiden Elladan efendi ve Elrohir Geldiler, ve bizle bir an önce konuşmak istiyorlar.Panowie Elladan i Elrohir z Rivendell przybyli nieoczekiwanie i chcą z nami natychmiast porozmawiać.
Ayrıkvadiden Elladan efendi ve Elrohir Geldiler, ve bizle bir an önce konuşmak istiyorlar.Wir haben unerwarteten Besuch: die Herren Elladan und Elrohir aus Bruchtal wünschen uns sofort zu sprechen.
Ayrıkvadiden Elladan efendi ve Elrohir Geldiler, ve bizle bir an önce konuşmak istiyorlar.Владыки Элладан и Элрохир из Ривенделла прибыли нежданно и пожелали говорить с нами сразу же.
Babaları Efrayim günlerce yas tuttu. Akrabaları onu avutmaya geldiler.Ayah mereka berkabung berhari-hari lamanya sehingga saudara-saudaranya datang menghibur dia
Babaları Efrayim günlerce yas tuttu. Akrabaları onu avutmaya geldiler.Då sörjde Efraim, deras fader, i lång tid, och hans bröder kommo för att trösta honom.
Babaları Efrayim günlerce yas tuttu. Akrabaları onu avutmaya geldiler.Deres Fader Efraim sørgede i lang Tid over dem, og hans Brødre kom for at trøste ham.
Babaları Efrayim günlerce yas tuttu. Akrabaları onu avutmaya geldiler.E Efraim, seu pai, os pranteou por muitos dias, pelo que seus irmãos vieram para o consolar.
Babaları Efrayim günlerce yas tuttu. Akrabaları onu avutmaya geldiler.Efraim azért, az õ atyjok sokáig siratá õket, a kihez elmennek vala az õ atyjafiai, és õt vigasztalják vala.
Babaları Efrayim günlerce yas tuttu. Akrabaları onu avutmaya geldiler.Efraim, tatăl lor, s'a jălit multă vreme, şi fraţii săi au venit să -l mîngîie.
Babaları Efrayim günlerce yas tuttu. Akrabaları onu avutmaya geldiler.Entonces su padre Efraín hizo duelo durante muchos días, y sus hermanos fueron a consolarlo
Babaları Efrayim günlerce yas tuttu. Akrabaları onu avutmaya geldiler.Éphraïm, leur père, fut longtemps dans le deuil, et ses frères vinrent pour le consoler.
Babaları Efrayim günlerce yas tuttu. Akrabaları onu avutmaya geldiler.Ép - ra-im , cha chúng_nó , để_tang lâu ngày , và anh_em người đều tới an_ủi người .
Babaları Efrayim günlerce yas tuttu. Akrabaları onu avutmaya geldiler.Ép-ra-im, cha chúng nó, để tang lâu ngày, và anh em người đều tới an ủi người.
Babaları Efrayim günlerce yas tuttu. Akrabaları onu avutmaya geldiler.Hun vader Efraïm rouwde lange tijd om hen en zijn broers probeerden hem te troosten.
Babaları Efrayim günlerce yas tuttu. Akrabaları onu avutmaya geldiler.Il loro padre Efraim li pianse per molti giorni e i suoi fratelli vennero per consolarlo
Babaları Efrayim günlerce yas tuttu. Akrabaları onu avutmaya geldiler.In njih oče Efraim je žaloval veliko dni, in bratje njegovi so ga prišli tolažit.
Babaları Efrayim günlerce yas tuttu. Akrabaları onu avutmaya geldiler.Ja heidän isänsä Efraim suri pitkät ajat, ja hänen veljensä tulivat lohduttamaan häntä.
Babaları Efrayim günlerce yas tuttu. Akrabaları onu avutmaya geldiler.그 아비 에브라임이 위하여 여러 날 슬퍼하므로 그 형제가 와서 위로하였더라
Babaları Efrayim günlerce yas tuttu. Akrabaları onu avutmaya geldiler.Og deres far Efra'im sørget i lang tid, og hans brødre kom for å trøste ham.
Babaları Efrayim günlerce yas tuttu. Akrabaları onu avutmaya geldiler.Preto žialil Efraim, ich otec, za mnoho dní, a prišli jeho bratia, aby ho potešili.
Babaları Efrayim günlerce yas tuttu. Akrabaları onu avutmaya geldiler.Protož kvílil Efraim otec jejich za mnohé dny, a přišli bratří jeho, aby ho těšili.
Babaları Efrayim günlerce yas tuttu. Akrabaları onu avutmaya geldiler.Przetoż płakał Efraim, ojciec ich, przez wiele dni; i przyszli bracia jego, aby go cieszyli.
Babaları Efrayim günlerce yas tuttu. Akrabaları onu avutmaya geldiler.Und ihr Vater Ephraim trug lange Zeit Leid, und seine Brüder kamen, ihn zu trösten.
Babaları Efrayim günlerce yas tuttu. Akrabaları onu avutmaya geldiler.Και Εφραιμ ο πατηρ αυτων επενθησεν ημερας πολλας, και ηλθον οι αδελφοι αυτου δια να παρηγορησωσιν αυτον.
Babaları Efrayim günlerce yas tuttu. Akrabaları onu avutmaya geldiler.А баща им Ефрем жали много дни; и братята му дойдоха да го утешат.
Babaları Efrayim günlerce yas tuttu. Akrabaları onu avutmaya geldiler.И плакал о них Ефрем, отец их, много дней, и приходили братья его утешать его.
Babaları Efrayim günlerce yas tuttu. Akrabaları onu avutmaya geldiler.ויתאבל אפרים אביהם ימים רבים ויבאו אחיו לנחמו׃
Babaları Efrayim günlerce yas tuttu. Akrabaları onu avutmaya geldiler.وناح افرايم ابوهم اياما كثيرة واتى اخوته ليعزّوه.
Babaları Efrayim günlerce yas tuttu. Akrabaları onu avutmaya geldiler.他 們 的 父 親 以 法 蓮 為 他 們 悲 哀 了 多 日 、 他 的 弟 兄 都 來 安 慰 他
Babaları Efrayim günlerce yas tuttu. Akrabaları onu avutmaya geldiler.他 們 的 父親 以法 蓮為 他 們 悲哀 了 多日 、 他 的 弟兄 都 來 安慰 他
Babil, Roma ve Tenoktitlan' nın zengin şehirleri haline geldiler.A jak z takových vesniček vznikne Babylón, Řím či Tenotichtlán?
Babil, Roma ve Tenoktitlan' nın zengin şehirleri haline geldiler.Babylon, Róma és Tenochtitlan hatalmas városává fejlődött.
Babil, Roma ve Tenoktitlan' nın zengin şehirleri haline geldiler.바빌론이나 로마, 테노치티틀란처럼 강력한 도시로 발전하는 것이죠.
Babil, Roma ve Tenoktitlan' nın zengin şehirleri haline geldiler.التى نشأت في المدن العظيمة لبابل , وروما , وتينوتشتيتلاند ( المكسيك ).
Babil, Roma ve Tenoktitlan' nın zengin şehirleri haline geldiler.一体どうやって?
Bana yardım etmeye geldiler.Czołem.
Bana yardım etmeye geldiler.Přišli mi pomoc.
Bana yardım etmeye geldiler.Zdravo.
Bana yardım etmeye geldiler.Έχουν έρθει να με βοηθήσουν.
Bana yardım etmeye geldiler.Вече идват да ми помогнат.
Belki çok az şeyle geldiler][A lo mejor vinieron con muy poco]
Belki çok az şeyle geldiler][Có thể họ đến với rất ít tài sản]
Belki çok az şeyle geldiler][그들은 가지고 온 것이 아주 적었을 지도 몰라]
Belki çok az şeyle geldiler][Misschien hadden ze heel weinig]
Belki çok az şeyle geldiler][Może przyjeżdzając niewiele mieli]
Belki çok az şeyle geldiler][Někteří možná přišli s málem]
Belki çok az şeyle geldiler][Peut-être sont-ils venus avec très peu]
[ Belki çok az şeyle geldiler][Poate că au venit cu foarte puţin]
Belki çok az şeyle geldiler]Vielleicht kamen sie mit sehr wenig.
Belki çok az şeyle geldiler][Ίσως ήρθαν με λίγα]
Belki çok az şeyle geldiler][Возможно, они приехали с малым]
Belki çok az şeyle geldiler][Можливо вони вийшли з дуже малим]
Belki çok az şeyle geldiler][אולי הם באו עם מעט מאד]
Belki çok az şeyle geldiler]ربما بعضهم لم يحققوا الكثير
Belki çok az şeyle geldiler]もしかしたら持っていたのはただ1つ-
Bir araya geldiler, satsang bir araya gelmek için ne kadar da harika bir yer.Ils viennent ensemble, c'est un endroit parfait pour se rencontrer, en satsang.