Amfipolis ve Apollonyadan geçerek Selanike geldiler. Burada Yahudilerin bir havrası vardı.保羅 和 西拉 、 經過 暗妃 波里 、 亞波羅尼亞 、 來到 帖 撒羅尼迦 、 在 那 裡 有 猶太人 的 會堂
Anladın mı? Köpeklerle geldiler...Apoi au venit cu caini...
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.Au selectat "Imigrant înnebunit de iubire o omoară pe fiica senatorului" pentru titlu.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.De foreslog, at "Kærlighedssyg immigrant dræber senators datter" var det, der skulle stå i overskriften.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.De tyckte Othello var fascinerande- -om än okänd. Jag bad dem sätta en rubrik på Othello.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde."Emigrante Louco e Apaixonado Mata Filha de Senador", como cabeçalho.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.Heidän vastauksensa oli "Lemmenkipeä muukalainen tappaa senaattorin tyttären" kirkuvana otsikkona.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.Ils ont sorti " Immigrant Fou Amoureux Tue La Fille Du Sénateur ". Gros titre.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde."Immigrant doodt senatorsdochter uit blinde liefde" in chocoladeletters.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde."Inmigrante loco de amor mata hija de senador" puesto en el encabezado.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.Izmislili so si "Od ljubezni nor imigrant ubije hčerko senatorja" čez celo naslovnico.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.'사랑에 미친 이주민, 상원의원의 딸을 살해하다' 라는 기사 제목이 나왔습니다.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde."Őrülten szerelmes bevándorló ölte meg a szenátor lányát", írták a szenzációs főcímbe.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde."Oszalały z miłości imigrant morduje córkę senatora", na pierwszej stronie.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.Přišli s nápisem "Poblouzněný přistěhovalec zabil senátorovu dceru" přes celou stránku.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.Sie dachten sich "Liebestoller Einwanderer bringt Senatorentochter um" als Überschrift aus.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.Vymysleli "Bláznivo zaľúbený imigrant zabil senátorovú dcéru" ako titulok.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.Yang keluar adalah "Imigran yang Mabuk Cinta Membunuh Putri Senator". sebagai judulnya.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde."Закоханий емігрант вбив доньку сенатора" на всю першу полосу.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.Они придумали "Свихнувшийся на любви иммигрант убил дочь сенатора". Большими буквами на всю полосу.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde."Полудял от любов емигрант убива дъщерята на Сенатор", сложено на първа страница.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.הם חשבו על "מהגר חולה-אהבה הורג את בת הסנאטור" מרוח על פני הכותרת.
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.فاقترحوا العنوان " مهاجر مجنون بالحب يقتل ابنة عضو مجلس الشيوخ" لعنوان رئيسي لهذه القصة اذا نشرت في الصحف
"Aşk çılgını göçmen senatörün kızını öldürdü" şeklinde bir başlıkla geldiler, ön sayfayı kaplamış bir şekilde.という見出しを書きました 私がボヴァリー婦人のあらすじを渡すと
Aslında bazıları hayatta kalmayı başardı ve bazıları da daha baskıcı hale geldiler.De fapt, unele dintre ele au supravietuit provocarii, iar altele au devenit chiar mai represive.
Aslında bazıları hayatta kalmayı başardı ve bazıları da daha baskıcı hale geldiler.De hecho, algunas de ellas sobrevivieron al desafío y otras se volvieron aún más represivas.
Aslında bazıları hayatta kalmayı başardı ve bazıları da daha baskıcı hale geldiler.En fait, certaines d'entre elles ont survécu, et certaines sont même devenues plus répréssives.
Aslında bazıları hayatta kalmayı başardı ve bazıları da daha baskıcı hale geldiler.In der Tat haben einige von ihnen allen Zweifeln widerstanden und einige sind sogar noch repressiver geworden.
Aslında bazıları hayatta kalmayı başardı ve bazıları da daha baskıcı hale geldiler.In effetti, alcune di esse sono sopravvissute a questa sfida, e sono diventate anche più repressive.
Aslında bazıları hayatta kalmayı başardı ve bazıları da daha baskıcı hale geldiler.사실 그 중 몇몇은 실제로 사회변화의 도전에서 살아남았고 일부는 심지어 더 억압적이 되었죠.
Aslında bazıları hayatta kalmayı başardı ve bazıları da daha baskıcı hale geldiler.Meer zelfs, sommige van hen overleefden de uitdaging, en sommigen werden zelfs repressiever.
Aslında bazıları hayatta kalmayı başardı ve bazıları da daha baskıcı hale geldiler.Na realidade, algumas delas, sobrevivem aos problemas e chegam a ficar ainda mais repressivas.
Aslında bazıları hayatta kalmayı başardı ve bazıları da daha baskıcı hale geldiler.Somliga av dem överlevde faktiskt utmaningen, och en del blev ännu mer förtryckande.
Aslında bazıları hayatta kalmayı başardı ve bazıları da daha baskıcı hale geldiler.Sőt, ami azt illeti, néhányuk valójában túlélte a kihívást, és némelyikük még elnyomóbbá vált.
Aslında bazıları hayatta kalmayı başardı ve bazıları da daha baskıcı hale geldiler.Tak naprawdę niektóre z nich sprostały temu wyzwaniu, a inne stały się nawet bardziej represyjne.
Aslında bazıları hayatta kalmayı başardı ve bazıları da daha baskıcı hale geldiler.Thực tế là, có một vài trường hợp sống sót qua thách thức của Internet, và còn trở nên áp chế hơn.
Aslında bazıları hayatta kalmayı başardı ve bazıları da daha baskıcı hale geldiler.Vlastně, některé to přežijí, a jiné se stanou ještě represivnějšími.
Aslında bazıları hayatta kalmayı başardı ve bazıları da daha baskıcı hale geldiler.Στην πραγματικότητα, κάποιες από αυτές επιβίωσαν της πρόκλησης, και κάποιες έγιναν ακόμα πιο καταπιεστικές.
Aslında bazıları hayatta kalmayı başardı ve bazıları da daha baskıcı hale geldiler.Более того, некоторые из них пережили эту угрозу, а некоторые стали даже более репрессивными.
Aslında bazıları hayatta kalmayı başardı ve bazıları da daha baskıcı hale geldiler.Всъщност, някои от тях оцеляват след предизвикателството, а някои стават дори по-репресивни.
Aslında bazıları hayatta kalmayı başardı ve bazıları da daha baskıcı hale geldiler.ובעצם, חלקן אפילו שרדו את כל התהפוכות, וחלקן נעשו אף יותר דכאניות.
Aslında bazıları hayatta kalmayı başardı ve bazıları da daha baskıcı hale geldiler.في الحقيقة، بعضهم بالفعل نجا بالفعل من التحدي، وبعضهم أصبح أكثر قمعية.
Aslında bazıları hayatta kalmayı başardı ve bazıları da daha baskıcı hale geldiler.反抗に揺らぐことなく より抑圧的になった 政府もありました 私の理想は見事に砕け散り
Avrupalýlar, bu topraklara doymak bilmez bir iţtahla geldiler ve halen doymuţ deđiller.어떤 영적인 본질과 독립적인 실체를 가지고 있다는 인식을 바탕으로 살았습니다. 인간이 이 세상에서 현명하게 살아가고자 한다면
Avrupalýlar, bu topraklara doymak bilmez bir iţtahla geldiler ve halen doymuţ deđiller.Οι σολωμοί θεωρούνταν αυτοί που μας... ...συμβούλευαν, που μας φρόντιζαν -- που μας έδιναν ζωή.
Avrupa ve Amerika dünyanın merkezi haline geldiler.Châu Âu và Châu Mỹ trở thành trung tâm thống trị thế giới.
Avrupa ve Amerika dünyanın merkezi haline geldiler.De industriële revolutie, die plotseling betekende dat
Avrupa ve Amerika dünyanın merkezi haline geldiler.Eropa dan Amerika menjadi pusat yang dominan di dunia.
Avrupa ve Amerika dünyanın merkezi haline geldiler.Europa e America diventarono il centro dominante del mondo.
Avrupa ve Amerika dünyanın merkezi haline geldiler.Europa e América tornaram-se o centro dominante do mundo.
Avrupa ve Amerika dünyanın merkezi haline geldiler.Europa și America au devenit centrul de dominație al lumii.
Avrupa ve Amerika dünyanın merkezi haline geldiler.Europa und Amerika die beherrschende Stellung in der Welt einnahmen.
Avrupa ve Amerika dünyanın merkezi haline geldiler.Europa y EE.UU. se volvieron el centro financiero del mundo.
Avrupa ve Amerika dünyanın merkezi haline geldiler.유럽과 미국이 지배적인 세계의 중심이 되었습니다.
Avrupa ve Amerika dünyanın merkezi haline geldiler.Европа и Америка стали господствующим центром мира.
Avrupa ve Amerika dünyanın merkezi haline geldiler.שאירופה ואמריקה נהיו מרכז הכח העולמי.
Avrupa ve Amerika dünyanın merkezi haline geldiler.أوروبا وأميركا أصبحتا مركز العالم المهيمن.
Avrupa ve Amerika dünyanın merkezi haline geldiler.世界の支配的中心になったのです しかし この21世紀に
Ayrıkvadiden Elladan efendi ve Elrohir Geldiler, ve bizle bir an önce konuşmak istiyorlar.De Heren Elladan en Elrohir van Rivendel zijn onverwacht aangekomen. en wensten ons meteen te spreken.
Ayrıkvadiden Elladan efendi ve Elrohir Geldiler, ve bizle bir an önce konuşmak istiyorlar.Elladan és Elrohir urak váratlan megérkeztek Völgyzugolyból és azonnal beszélni kívántak velünk.