Örneğin timestap mesajları kullanılarak internet üzerindeki gecikmeler ölçülebilir.Atualmente, é usado para medir o tempo em que se demora para enviar dados pela Internet, por exemplo.
Bu durum neticesinde veri gecikmesi denilen lag olarak tabir edilen bir durum oluşmaktadır.Isto pode resultar na condição conhecida como suspenso.
Eğer C arızalanır ise, B'nin bunu anlaması için bir gecikme olur.Isto é, o conhecimento de que A está atrasado, não diz se B irá se atrasar.
Bu halde veba salgının başlayıp hızla yayılması gecikmedi.Quando a peste foi introduzida, rapidamente se espalhou.
Oysaki bölüm seksen dakika gecikmeli olarak yayınlanmıştı.Essa versão foi editada com 100 minutos de duração.
Japon hükümeti bu gecikmeden dolayı özür diledi.De Duitse kolonel biedt hiervoor zijn excuses aan.
Camille'in buna teşekkürü gecikmez.Camellia verdraagt geen kalk.
Solo kariyer yapmakta gecikmedi.Zijn militaire carrière duurde niet lang.
Bu denli küçük bir gecikme birçok insanın yaşamını kurtarabilirdi.Een vroege toepassing van deze ontdekking zou miljoenen levens hebben kunnen redden.
(Gecikme nedeniyle orada 1972'de yayınlanmıştı.)(In 2000 bleek hij te zijn gedood.)
Bu istek yankı bulmakta gecikmez.Deze attractie gaat niet over de kop.
Fakat bu duruma da müdahale gecikmeden geldi.Die heeft echter slechts spijt dat hij te laat heeft ingegrepen.
Programın gecikmelerinin ardından, bunların ilki Mart 2008'de fırlatıldı.Na veel oponthoud gingen de opnamen in maart 2008 van start.
Yüksek transfer hızını koruyarak gecikme sürelerini kısaltmayı sağlamaktadır.Een hogere flow van de mobiele fase zorgt ervoor dat de retentietijd korter wordt.
Japon hükümeti bu gecikmeden dolayı özür diledi.Rząd Japonii oficjalnie przeprosił za ten incydent.
Gizli ya da gecikme süresi de denilebilmektedir.Badane jest pojawienie się (lub zanik) czucia.
Gecikmesine rağmen geleceği günü bekleriz.Pomimo szturmu walki trwały do następnego dnia.
Dokunmatik gecikme en az altmış milisaniyeden otuz milisaniyeye düşürüldü.Zwykle każde uderzenie powrotne jest opóźnione o 30-tysięcznych części sekundy.
Böylece hem gecikme hem de güç tüketimi azalır.Kosztem jest zmniejszona moc i chwytność.
Kuşkusuz bu hatalı bir gecikmeydi.Było już jednak za późno na naprawienie błędu.
Solo kariyer yapmakta gecikmedi.Jego kariera nie była długa.
Dutschke öğrendiklerini uygulamaya koymakta gecikmedi.Dutschke odżegnał się od tych praktyk.
Bu denli küçük bir gecikme birçok insanın yaşamını kurtarabilirdi.Ta decyzja uratowała później życie wielu pasażerom.
Geliştirme sürecindeki gecikmelerden dolayı bu tarih Şubat'a ertelendi.W lutym zakończono negocjacje odnośnie wysokości kar za opóźnienia w dostawach.
Bu teknik, bulamama durumunun gecikmesini azaltmak için kullanılır.Należy zastosować techniki umożliwiające minimalizację opóźnień.
Meclisteki kargaşa sokağa taşmakta gecikmedi.Macewy użyto do utwardzania ulic.
Bu denli küçük bir gecikme birçok insanın yaşamını kurtarabilirdi.Ett så omfattande system skulle kunna ha räddat tusentals människoliv.
Japon hükümeti bu gecikmeden dolayı özür diledi.Den tyska regeringen har senare bett om ursäkt för händelserna.
Dolayısıyla geniş spektrumdaki antibiyotik tedavisi doğrulayıcı testler yürürken gecikmeye uğramamalıdır.Därför ska behandling med bredspektrumantibiotika inte fördröjas medan bekräftande test utförs.
Apollo 4 gibi bu uçuşta gecikmeler yaşadı.Det blev istället Apollo 14 som landade på den platsen.
Örneğin HIV enfeksiyonunun klinik gecikmesinde.Till exempel antibiotikabehandling vid infektion.
Aldarion üç yıl gecikmesini, Orta Dünya'da giderek büyüyen bir huzursuzlukla açıkladı.Med placering i Tallinn följde han på nära håll det allt mer oroande världsläget.
Diğer teknolojilerin çoğu belirli bir bit veya byte okuduklarından gecikmelere sebebiyet verir.Med en viss klassificering förväntar vi oss vissa egenskaper från det vi antingen ser eller läser.
Eğer oyuna başlanamadan bu hak süresi biterse, hücum takımı gecikmeden ötürü ceza alır.Om man misslyckas innan tiden rinner ut blir det game over direkt.
Bu denli küçük bir gecikme birçok insanın yaşamını kurtarabilirdi.Ця коротка затримка могла б врятувати багато життів.
Breit operatöründe bu iki terim birinci dereceden gecikme etkilerini açıklar.Два доданки в операторі Брейта відповідають запізнювальним ефектам до першого порядку.
Japon hükümeti bu gecikmeden dolayı özür diledi.Через це уряд США був змушений вибачитися перед Японією.
Kısaca gecikme, bir işlemin başlangıcı ve sonuçlanması arasındaki süredir.Латентність – час між початком процесу та його кінцем.
Düşmanları gecikmeden, Marie Antoinette'in öz oğlunu zehirlettiği dedikodusunu yaydı.Після битви при Філіпах Марк Антоній відіслав їй прах її загиблого сина.
Doğal olarak bu gösteriler yasaklanmakta gecikmedi.Зрозуміло, на представників знаті ці заборони не поширювалися.
Bu uygulama bulamama gecikmesini azaltır.Сподіваюсь, що Ви виконаєте його без затримки.
Bu gecikmenin bedeli ağır olacaktır.За цю порочну пристрасть їй доведеться дорого заплатити.
Mekanizmayı yöneten bilgisayarlar genellikle düşük kesilme gecikmelerine gerek duyarlar.Комп'ютери, що контролюють обладнання, зазвичай не потребують високої латентності переривання.
Bu gecikmelerden sonra taarruz kuvveti Ağıl Dere’de ikiye ayrılmıştır.Подвиг народу (база даних). Oрден Слави 2-го ступеня (рос).
Bu istek yankı bulmakta gecikmez.Але цей задум не знайшов широкого відгуку.
Gecikme için özür dilerim.Перепрошую за затримку.
Fakat bu duruma da müdahale gecikmeden geldi.Také akciový trh vznikl až se zpožděním.
Gecikmesine rağmen geleceği günü bekleriz.Pokud by měl připadnout na šabat, odkládá se na následující den.
Bu teknik, bulamama durumunun gecikmesini azaltmak için kullanılır.Aby nedorazila pozdě, použila tento neobvyklý způsob zastavení.
Bazı bürokratik engellerin aşılmasından sonra, gecikmeli bir şekilde proje tasarlanmıştır.Kvůli byrokratickým průtahům se ale realizace opozdila.
Hükümet gecikmelerden sonra Haziran ayında kuruldu.Vládní post zastával do června 1990.
Bu denli küçük bir gecikme birçok insanın yaşamını kurtarabilirdi.Řada těchto velmi těžkých zákroků však již mnoha pacientům zachránila život.
Solo kariyer yapmakta gecikmedi.Samotné tažení netrvalo dlouho.
Bu istek yankı bulmakta gecikmez.Această hotărâre nu a întârziat să dea roade.
Sonuçtaki girişim görünürlüğü ( Figür 4 e bakınız) τ gecikmesindeki zamansal eşevreliliği verir.Poziția retrasă a așezării explică și apariția sa relativ târzie în documente.
Oysaki bölüm seksen dakika gecikmeli olarak yayınlanmıştı.Serialul a fost anulat dupa 6 sezoane.
Gecikmesi dağıtılmış modellerdendir.A módszer regressziós modellen alapul.
Gecikmesinde sakınca varsa, mirasçılardan birisinin talebi üzerine kayyım atanır.Ha a kitagadás érvénytelen, az örökösnek kötelesrészre van igénye.
Japon hükümeti bu gecikmeden dolayı özür diledi.A bocsánatkérés japán részéről nem azonnal történt.
Zeus'un öfkelenmesin demek bir cezanın gecikmemeli demektir.Istenkáromlás miatt nem egyszer súlyosan megbünteti Davidot.