Yeltsin’in cevabı gecikmez.Le purgatoire d'Eltsine ne dure pas longtemps.
Diğer iki kontrol bir nebze daha farlı olup, gecikme süresine sahip değillerdir.Les deux autres frégates, bloquées par le mauvais temps, arrivent en retard.
Camille'in buna teşekkürü gecikmez.Cependant, Camille est satisfait.
Churchill, beraberindeki kurmaylarıyla beraber, yarım saat gecikmeyle konferansa katıldı.Adriano ne dispute que la dernière demi-heure de la rencontre.
Kısaca gecikme, bir işlemin başlangıcı ve sonuçlanması arasındaki süredir.Il y a une forte scission entre le début de son œuvre et la fin.
Ama Güneyli senatörlerin karşı çıkması yüzünden atanması birkaç aylık bir gecikmeden sonra onaylandı.Sur proposition du président du Sénat, son intervention est repoussée de plusieurs semaines.
Bu değişiklik belirli bir gecikmenin ardından Protestan ve Ortodoks ülkelerde de uygulanmıştır.Este cambio también se llevó a cabo en los países protestantes y ortodoxos algún tiempo después.
Örneğin, bir saat sinyali, başka elektrik sinyalinin gecikmesine de bağlıdır.Por ejemplo, una señal de reloj está sujeta a los retardos de cualquier otra señal eléctrica.
Japon hükümeti bu gecikmeden dolayı özür diledi.La disculpa del gobierno japonés de 1991 sólo hacia referencia a este retraso.
Yer istasyonu aldığı radyo palsını 50 mikro saniyelik bir gecikme ile uçağa geri yollar.El equipo de tierra recibe esta señal y la retrasmite de nuevo con un retardo de 50 microsegundos.
Âdet kanamaları gecikmeye veya sıra atlamaya başlar.Este estado se cura moviéndose mucho o saltando.
Apollo 4 gibi bu uçuşta gecikmeler yaşadı.Sin embargo, esto se había demostrado en Apolo 4.
Örneğin HIV enfeksiyonunun klinik gecikmesinde.Por ejemplo en el caso de infartos del SNC.
Bu gecikme süresi boyunca, saldırı tespit sistemi tehdidi tanımlayamayacaktır.Durante este tiempo, el IDS será incapaz de identificar el ataque.
(Gecikme nedeniyle orada 1972'de yayınlanmıştı.)(Esto es erróneo, ya que nació en 1974).
Toplumsal ve ekonomik sorunlar daha büyük felaketleri tetiklemekte gecikmeyecektir.La crisis económica y espiritual tarda más en afectarle.
Oysaki bölüm seksen dakika gecikmeli olarak yayınlanmıştı.En ese momento, la operación llevaba 36 horas de retraso.
Çok gecikmeli de olsa 2006 yılında bu raporlar kitap olarak basılabilmiştir.Hasta cuando 2006, Hasta cuando-Disco prensa.
Gecikmesinde sakınca varsa, mirasçılardan birisinin talebi üzerine kayyım atanır.E se ci fosse stato più di un figlio, si spartivano l'eredità delle epikleros.
Darbe ölçer görüntüleri çarpma öncesi üç saniye kadar gecikmeyle gönderdi.Il proiettile d'impatto ha trasmesso immagini della cometa fino a 3 secondi prima dell'impatto.
Yolsuzluk iddiaları sonucunda gecikmeler arttı ve sonunda Denizcilik Bakanlığı lağvedildi.Altri ritardi furono dovuti alle accuse di frode che portarono all'abolizione del ministero della marina.
Bu gecikme süresi boyunca, saldırı tespit sistemi tehdidi tanımlayamayacaktır.In questo intervallo di tempo l'IDS signature-based non può identificare l'attacco.
Ancak Cesare'nin adı kötüye çıkmakta gecikmedi.La scomparsa di Silvia non passò sotto silenzio.
Meclisteki kargaşa sokağa taşmakta gecikmedi.A nulla vale la fuga con il paracadute.
Tedavideki gecikme daha kötü bir sonuçla ilişkilendirilir.Il verificarsi di complicanze mediche è correlato ad una prognosi peggiore.
Bu denli küçük bir gecikme birçok insanın yaşamını kurtarabilirdi.Le sue azioni da quel momento in poi contribuirono probabilmente a salvare molte vite.
Bazı bürokratik engellerin aşılmasından sonra, gecikmeli bir şekilde proje tasarlanmıştır.“Dopo infinite lungaggini burocratiche, l'autorizzazione al viaggio è arrivata troppo tardi.
Âdet kanamaları gecikmeye veya sıra atlamaya başlar.Sanguinamento prolungato o tardivo.
On yedi ay gecikmeden sonra, Arjantin yargıtayı, Priebke'nin İtalya'ya iade edilmesine karar verdi.Saranno necessari altri 32 anni prima che l'Eufronio venga restituito all'Italia.
Ancak halifeliğine itirazlar gecikmedi.Il suo interesse per le lingue non tardò a manifestarsi.
Gecikmek istemeyiz.Мы не хотим опаздывать.
Gecikmek istemiyoruz.Мы не хотим опаздывать.
Bununla birlikte, iSight'ın görüntü gecikmesi yaklaşık 120 milisaniye-dir.Тем не менее, iSight имела задержку изображения в 120 мс.
Breit operatöründe bu iki terim birinci dereceden gecikme etkilerini açıklar.Два слагаемых в операторе Брейта соответствуют запаздывательным эффектам к первому порядку.
Japon hükümeti bu gecikmeden dolayı özür diledi.Официальных извинений со стороны Японии не последовало.
Birlik anlaşması imzalaması ile, gecikmesiz taç giydi.Профсоюзы объявили в память о ней минуту молчания.
Örneğin, bir saat sinyali, başka elektrik sinyalinin gecikmesine de bağlıdır.Линия задержки — устройство для задержки электромагнитных сигналов на определённый промежуток времени.
(Gecikme nedeniyle orada 1972'de yayınlanmıştı.)(В 1973 году он был оттуда уволен при спорных обстоятельствах.)
Kuşkusuz bu hatalı bir gecikmeydi.Но ошибка оказалась не напрасной.
Yüksek transfer hızını koruyarak gecikme sürelerini kısaltmayı sağlamaktadır.Сумматор с ускоренным переносом может уменьшить задержку.
On yedi ay gecikmeden sonra, Arjantin yargıtayı, Priebke'nin İtalya'ya iade edilmesine karar verdi.После 17 месяцев задержек Верховный суд Аргентины принял окончательное решение об экстрадиции Прибке в Италию.
Bu uyum, minimum gecikme ile erişim okuma ve yazma sağlar.Напротив, она стала меньше уделять времени и внимания чтению и письму.
Solo kariyer yapmakta gecikmedi.Недолгая актерская карьера не сложилась.
Biraz gecikmeli olarak İngiltere'de ünlü Mini ile küçük otomobiller üretmeye başlar.وبدأ انتاج السيارات الصغيرة مع ميني الشهيرة في إنجلترا بشكل متأخر قليلاً.
Dolayısıyla geniş spektrumdaki antibiyotik tedavisi doğrulayıcı testler yürürken gecikmeye uğramamalıdır.من هنا، لا يؤجَّل العلاج بالمضادات الحيوية واسعة الطيف إلى حين إجراء التحاليل المُؤكّدة.
Bu uyum, minimum gecikme ile erişim okuma ve yazma sağlar.هذا التوافق يتيح القراءة والكتابة وصول مع اختفاء الحد الأدنى.
Gecikmesi dağıtılmış modellerdendir.النوع النموذجي هو الغُومِيزَة المُقَوَّسَة.
Komutlar arasındaki bağımlılık gecikme hızını artırır.التحويل المشترك بين وحدات التسارع تسارع ثقالة.
Yapımdaki gecikmeler nedeniyle Paramount yayın tarihini 19 Aralık 1997'ye çekti.Com os atrasos na produção, a Paramount adiou a estreia para 19 de dezembro.
Devrenin potansiyel hızı, devre içerisinde kullanılan mantık kapılarının ilerleme gecikmeleriyle sınırlıdır.A velocidade do dispositivo é limitado apenas pelo tempo de ||atraso|propagação das portas lógicas utilizadas.
Haçlılar kaynaklı gecikmeler, Kontostefanos'u kızdırdı ve sözde müttefiklerine karşı güvensizlik doğurdu.O atraso por parte dos cruzados enfureceu Contostefano e semeou a desconfiança entre os ostensivos aliados.
"Fallen Angels"ın bir sonucu olarak "Youth and Whisky" önizlemesi gecikmeli olarak 3 Mayıs'ta yayınlandı.Porque "Fallen Angels" foi adiado, a banda lançou um preview da canção "Youth and Whisky" em 3 de maio.
Bir negatif değer gecikmeyi ve pozitif değer avantajı gösterir.Um valor negativo representa um atraso, e um valor positivo representa um adiantamento.
Japon hükümeti bu gecikmeden dolayı özür diledi.O governo da Nova Escócia também se desculpou.
Bütün bir sistemin davranışlarını etkileyen içsel geri besleme döngüleri ve gecikme süreleri ile ilgilenir.Ele lida com ciclos de retroalimentação interna e atrasos que afetam o comportamento do sistema como um todo.
Otomobilci sanatı, gecikmesini bilebilmektir."«Prefeitura ignora atraso de materiais».
Çoğu mağaza, oynatıcıyı 6 haftalık gecikmeler nedeniyle stoklamadı.É grande o suficiente para manter o jogador ocupado por semanas.
Ermenistan ve Boğazlar mandaları ise, bir yıl gecikmeyle, 1920 Mayısında Senato'ya sunuldu.Apesar disso, as questões étnicas ainda assolavam o país, especialmente com os ossetas, em maio de 1920.
Darbe ölçer görüntüleri çarpma öncesi üç saniye kadar gecikmeyle gönderdi.A granada detonou segundos antes que ele pudesse alcançá-la.
Gecikmesine rağmen geleceği günü bekleriz.A recuperação completa é esperada para o dia seguinte.