geçtiği ile cümle

geçtiği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Şili'de geçtiğimiz yüzyıl içinde para birimi adlandırması birkaç defa değişmiştir.Der Name der Währung in Chile änderte sich im letzten Jahrhundert mehrfach.
Bu aynı zamanda Japon otomobil endüstrisinin Amerikan otomobil endüstrisine geçtiği tarihi andır.Dies gilt als Geburtsstunde der amerikanischen Automobilindustrie.
Filmin geçtiği mekân Ruanda'nın başkenti Kigali'deki École Technique Officielle isimli okuldur.Das bekannteste Beispiel dafür ist das Massaker an der École Technique Officielle in Kigali.
Şişelenmeden önce filtrasyondan geçtiği için oldukça berrak bir görünümdedir.Vor der Flaschenabfüllung wird er noch einmal gefiltert.
Ancak geçtiğimiz 2014 yılında hiçbir pagerank güncellemesi olmamıştır.2014 erschien kein Kalender.
Geçtiğimiz on yılda bu değişim hedefine ulaşmıştır.Dieser Wandel vollzog sich in den letzten zehn Jahren.
Alagaësia: Hikayenin geçtiği kurgusal kıta.Korotin/Nusko: …genug Geschichte erlebt.
Ayrıca İpek Yolu'nun bir kolunun da burdan geçtiği söylenir.Vermutlich stammt auch ein Kruzifix dort von seiner Hand.
ABD'nin kıta sahanlığı çevresindeki nüfusunun 60,000'i geçtiği tahmin edilmektedir.Die Population um das US-amerikanische Kontinentalschelf überschreitet 60.000.
Bu yeri, çocukluğumun geçtiği mahalleyi, asla unutmayacağım.Ich werde nie etwas zustande bringen, wenn ich das Kind in mir rauslasse.
Söylendiğine göre bu köprü Pers Kralı Xerxes'in Çanakkale Boğazı'nı geçtiği köprüye rakipti.Danach segelte sie zum Hellespont, um die dort von Xerxes errichtete Brücke zu zerstören.
Uyandığında ağrılarının geçtiği ve çıbanlarının kurumaya başladığını görmüş.Er versucht herauszubekommen, wann ihre Schmerzen begannen.
Şubat 2016'da Google, Gmail'in 1 milyar aktif kullanıcıdan geçtiğini açıkladı.Im Februar 2016 meldete Babbel eine Million aktive, zahlende Nutzer.
Bir gün Pia ağaç evinde oturup pencereden dışarı bakarken pencerenin önünden yetinin geçtiğini görür.Eines Tages kann er durch das Dauerbellen des Hundes nicht kontrolliert arbeiten und sieht aus dem Fenster.
Derileri ve yağları sebebiyle Güney Amerika deniz aslanları geçtiğimiz yüzyıllarda topluca öldürülmüşlerdir.Aufgrund ihres Felles und ihres Fleisches wurden sie von den Menschen in Japan jahrhundertelang bejagt.
Geçtiğindede hiçbir iz kalmaz.Für die Durchfahrt wird keine Maut erhoben.
Geçtiğimiz akşam eğlendin mi?Est-ce que tu t'es amusé hier soir ?
Takeo'nun sınavı geçtiğini ve Kunio'nun da başarısız olduğunu düşünüyordum ama sonuç tam aksine çıktı.Je pensais que Takeo réussirait l'examen et que Kunio le raterait, mais le résultat était tout le contraire.
Dalga geçtiğinizi söyleyin!Dites-moi que vous plaisantez !
Nitekim, Kur'an'da "cahiliye" teriminin geçtiği dört ayetten özellikle üçü, bu görüşü destekler.Le Coran cite quatre fois le Zabur qui fut révélé à David : Al-Imran - 3.
Ebu Hureyre der ki: "Suffa'da benimle beraber üç yüzü (kişi) geçtiğini gördüm."O 'Allah, il est de moi et je suis de Lui", il l'a répété trois fois.
Kullananların neredeyse %99'unun olumlu duygularla bağlantıya geçtiği bilinmektedir.Plus de 99 % des membres déclarent leur expérience positive.
Đste bu uluslararası Delphi hareketinin hayata geçtiği an oldu.Ainsi naquit le Mouvement International Delphique.
Buna karşın İtalya, sınırın tam zirve üzerinden geçtiğini savunur.L'Italie considère que la frontière passe par le sommet.
(Daha önce bahsi geçtiği gibi iç kesimlere taşındı).S'ensuit alors une conversation semblable à celle qu'ils avaient autrefois.
Aynada çocukluğunun geçtiği evi gören Jack; sinirlenir ve sonunda aynaları kırar.Jack découvre dans un miroir la maison de son enfance et frustré, Jack brise tous les miroirs.
Kral Olav'ın Yolu olarak adlandırılan Avrupa E10 karayolunun geçtiği noktada bulunur.Elle est desservie par la King Olav's Road (route européenne 10).
Zaman Döndürücüler yanlış ellere geçtiğinde çok tehlikeli olurlar.L’appareil risque probablement de passer entre de mauvaises mains.
Geçtiğimiz 2.000 yılda yaklaşık 250.000 metrik ton cıva üretildi.Environ 250 000 tonnes de mercure ont été produites dans le passé, sur une période de 2 000 ans.
Kiyarüstemi buna, "Hükümet geçtiğimiz on yılda hiçbir filmimi göstermemeye karar verdi.La Résistance déclare : « Le roi n'a pas participé à notre lutte pendant dix ans.
Çizgi dizinin çoğunluğunun geçtiği yerdir.Ils dépendent de la région où est effectuée la majorité du parcours.
İlk yayın tarihinden bu yana pek çok kişi ve olayın gelip geçtiği dizi, Amerika'da hâlâ çekilmektedir.La mort de celui qui a fait si souvent la une des journaux passe inaperçue aux États-Unis.
III. Mikhail 842 yılında tahta geçtiğinde sadeve iki yaşındaydı.Michel III monte sur le trône en 842, alors qu'il n'est encore âgé que de deux ans.
Yürüyerek adam geçer, çok çabuktur, nasıl geçtiğini anlamazsınız.Il ne sert à rien d'aller vite si l'on ne sait pas où l'on va !
III. Felipe tahta geçtiği zaman Potekizli Yeni Hristiyanlar daha rahat nefes almaya başladı.Si la décadence commence à s'installer, Thierry III demeure assez chrétien.
Sanatçıya gönderme yapılan ya da adının geçtiğinin pek çok eser vardır.Par contre, beaucoup de dessins sont signés ou ont le nom de l'artiste inscrit.
5730 yıl geçtiğinde ise yarı yarıya azalmış olur.Sur les 7 550 déportés, très peu survivront.
İstanbul Osmanlıların eline geçtiğinde nüfusu oldukça azalmış, tahminen 50.000'in oldukça altında idi.Quand elle tombe aux mains des Ottomans, sa population ne dépasse guère les 50 000 habitants.
Geçtiğindede hiçbir iz kalmaz.Il n'y a pas de prise en passant.
Kısacası tüm hikâyenin geçtiği, Kaliforniya'ya bağlı kasaba.Rêve qui se résume à un maximum de Californiennes.
Caesar Augustus'un tahta geçtiği dönemde Roma'da 7000'den fazla Yahudi yaşamaktaydı.À Rome, au commencement du règne d'Auguste, on comptait plus de 8 000 Juifs.
Savaşın geçtiği bölgede yer almaktadır.Il passe la guerre en Zone occupée.
Terek'in geçtiği önemli şehirler Vladikavkaz, Mozdok ve Kızılyar'dır.Les villes principales arrosées par le Terek sont Vladikavkaz, Mozdok et Kizliar.
Çekimler Quebec'te konunun geçtiği mekanlarda gerçekleştirilmişti.L'activité s'est poursuivie dans des locaux de secours installés dans le Queens.
Ardından şarkıda da onun isminin geçtiği bir dize yazdı.Dans la presse canadienne, il existait une certaine confusion à propos du nom qu'elle utilise.
Bu inancın Türk kültürüne nazar boncuğu olarak geçtiği sanılmaktadır.Cette forme semble être un emprunt à la poésie ukrainienne.
Ben onun sınavı geçtiğinden eminim.Estoy seguro de que ha aprobado el examen.
O, iş yerinde dalga geçtiği için kovuldu.Él fue despedido por andar bromeando en el trabajo.
Onun sınavı geçtiğine memnun oldum.Me alegro de que haya pasado el examen.
5730 yıl geçtiğinde ise yarı yarıya azalmış olur.Así, al cabo de otros 5730 años se habrá reducido a la mitad del 50 % que quedaba.
Zamanın benden nasıl geçtiğini gördüm.Vi cómo el tiempo se me estaba pasando.
Toskana Grand Dükalığı "Lorraine Hanedanı" idaresine geçtiğinde ise Grosseto daha refahlı bir döneme girdi.Bajo el gobierno de la Casa de Lorena, Grosseto floreció.
7 Temmuz 2010'da Pearson'un yerine takımın başına Sousa'nın geçtiği açıklandı.El miércoles 7 de julio de 2010, Sousa fue confirmado como el reemplazo de Pearson.
Filmin geçtiği mekanlar Los Angeles, Uruguay ve Buenos Aires'dir.La filmación tuvo lugar en Los Ángeles, Uruguay, y Buenos Aires.
Ancak televizyonda ise topun çizgiyi geçtiği görülmüştür.Si hay fútbol en la televisión, lo veo.
Format, geçtiğimiz on yıl içerisinde düzenlenen yarışmalar ile aynı olacaktır.El concurso tuvo un formato similar a los once años anteriores.
Konunun geçtiği yer, sahnedir.El lugar donde la escena transcurre.
Onuk Sazan seri üretime geçtiğinde, fiyatının 300.000 € olacağı tahmin ediliyor.Se recibe un agradable impacto cuando se conoce que su precio es de tan solo 310 libras.
Kilisenin iki ayrı aşamadan geçtiği burada daha net bir biçimde anlaşılır.A la iglesia se la distinguen dos construcciones claras.
Denize ulaşırken çanakçıdan geçtiği için çanakçı deresi olarak bilinir.Es profunda, dado que al ingresar al mar presenta un pozo pronunciado.

İlgili Sayfalar