geçmişi ile cümle
geçmişi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Modern doğrusal cebirin geçmişi 1843 ve 1844 yıllarına dayanır.Die Geschichte der modernen linearen Algebra reicht zurück bis in die Jahre 1843 und 1844.
Tüm geçmişini geride bırakmaya karar verir.Er hofft, die Vergangenheit hinter sich zu lassen.
Oliver, geçmişinde Hong Kong'a gitmiştir.Oliver hat diesen vor 5 Jahren in Hong Kong kennen gelernt.
Lohan'ın ailesinin karmaşık bir geçmişi vardır.Das Dorf Luven hat eine lange Geschichte.
Geçmişini pek hatırlayamaz.Sie spricht kaum über ihre Vergangenheit.
Peki ya geçmişinden?Vorwärts in die Vergangenheit?
Jason Bourne (Matt Damon) geçmişindeki sırları bir türlü öğrenememektedir.Jason Bourne will seine Vergangenheit als Geheimagent endgültig aufklären.
Kendilerine geçmişini anlatmasını isterler.Es geht ihm um deren Deutung.
Geçmişi hakkında bilgi azdır.Kleine Geschichte der Vergangenheit.
Ayrıca, köyün geçmişi Çaldıran Savaşına kadar dayanır.Auch sie kämpft mit den Schatten der Vergangenheit.
Köklü bir gazetecilik geçmişine sahip olan Hıdır Geviş, Amerika’da dijital pazarlama alanında uzmanlaştı.Die übliche Versuchsstrecke für eine derartige Rekordfahrt waren damals Salzseen in den USA.
Böylece geçmişi daima yüceltme sorunu meydana gelmektedir.Erfolg ruft immer auch Neider hervor.
Geçmişi değiştirerek geleceği yeniden şekillendireceklerdir.Wie ein bedrohlicher Schatten der Vergangenheit kehren sie aber noch einmal zurück.
Geçmişindeki bir şeyden kaçıyordu.Eine Reise in unsere Vergangenheit.
İspanyolcanın ABD'de uzun bir geçmişi vardır.Unilateralismus hat in den USA eine lange Geschichte.
Geçmişi bilelim, geleceği kuralım.Geschichte verstehen – Zukunft gestalten.
Bu karşılaşma, onun acı dolu geçmişiyle başa çıkmasına yardımcı olacaktır.Es dauert lange, bis er es schafft, seine Trauer zu überwinden.
Bu şekilde geçmişinde izler bırakmaktadır.Die Spuren weisen in die Vergangenheit.
Geleceği ve geçmişi görme: Dr. Manhattan geleceği ve geçmişi görebilir.Blicke in der Stadt Oldenburg Vergangenheit und Zukunft.
"Geçmişin izleri bu klipte".Spuren der Vergangenheit – Linien in die Gegenwart.
Yeni ismi Kırkgöze olan Kekelinin geçmişi tunç çağına dayanmaktadır.Damit ist der früher übliche Klaps auf die Schulter zum Zeichen der Ernennung gemeint.
Kerem geçmişiyle yüzleşecek ve yaptıklarını düzeltmek isteyecektir.Er bricht mit seiner Vergangenheit und strukturiert sein Leben um.
Yolculuk boyunca geçmişini anımsar.Die Reise in die Vergangenheit.
Tahminlere göre 700-800 yıllık geçmişi bulumaktadır.Sein geschätzten Alter liegt bei 700 bis 800 Jahren.
Recuerdos de Provincia (İl Geçmişinin Anıları), 1850.(Online) Recuerdos de Provincia, 1850, engl.
Gösterişli görünümüne rağmen geçmişinden bir türlü kopamamıştır.In Anbetracht der Demütigungen erinnert sie sich an ihre glanzvolle Vergangenheit.
"Yerleşiklerin geçmişi yeniden yazıldı: 30,000 yıl geri git".Die „über 1000-jährige Geschichte“ sei „wieder neu anzueignen“.
Sessiz bir genç olan Guru, aslında geçmişinden kaçmaya çalışmaktadır.Geralt gerät an einen jungen Zauberer, der in Wirklichkeit die Taten beging, und entkommt ihm nur knapp.
Mahallenin yaklaşık 180 yıllık bir geçmişi vardır.Das Bergwerk hat eine über 180-jährige Geschichte.
Olukbaşı adının ise nereden geldiği ve geçmişi hakkında bilgi yoktur.Er kennt weder seinen richtigen Namen, noch weiß er über seine Herkunft Bescheid.
Bilinen 400 yıllık Türk geçmişi vardır.400 Jahre Türkenzeit in Europa.
Yurt dışı ilişkiler, topluluğun geçmişinde önemli rol oynadı.Fotografien sind für sie eine wichtige Verbindung zur Vergangenheit.
Her aile hatırladığı kadar ölen geçmişi kadar ekmek gönderir.Alle Medaillen verblieben nach dem Tod des Beliehenen als Erinnerung den Hinterbliebenen.
Geçmişin yaralarını aşmaya karar verdiler.Ils ont décidé de dépasser les blessures du passé.
Onun geçmişiyle maalesef büyük problemlerim var.J'ai malheureusement de gros problèmes avec son passé.
Belki de geçmişi kurcalamamak daha doğruydu.Peut-être valait-il mieux ne pas trop remuer le passé.
Bu sırada Morgan'ın geçmişine değinilir.Il est consacré au passé de Morgan.
Filistin bölgesinin çeşitli bir geçmişi var, böylesi gibi mutfağın çeşitli kültürlerden katkıları vardır.La Palestine a un passé riche et de ce fait, sa cuisine a reçu des apports de plusieurs cultures.
Geçmişimiz elimizden alınmış gibi oldu.Le passé est reconnu comme passé.
Sadece geçmişi gözlemciye geçmişten etki edebilir.Seuls les points dans le passé peuvent envoyer des signaux à l'observateur.
Peki ya geçmişinden?Son passé ?
Kendilerine geçmişini anlatmasını isterler.Il décide alors de leur en dire davantage sur sa vie passée.
Recuerdos de Provincia (İl Geçmişinin Anıları), 1850.Recuerdos de Provincia (Souvenirs de Province, 1850).
Gunter Sachs daha sonraları birkaç basın toplantısında babasının geçmişine değinmiştir.Gunter Sachs publia plusieurs livres sur le passé de son père.
Ancak geçmişi hakkında bilgi yoktur.On ne sait rien sur son passé.
Kullanıcılar daha önceki şarkıların geçmişiyle de arama yapabilir.Les utilisateurs peuvent également rechercher des chansons écoutées précédemment à travers leur historique.
Tüm geçmişini geride bırakmaya karar verir.Il souhaite plus que tout laisser derrière lui son passé.
Bu romanda, geçmişin aydınlatılmasından daha çok geleceğe düşen bir ışık bulacaksınız.Dans le light novel, on en sait un peu plus concernant son passé.
Geçmişi değiştirerek geleceği yeniden şekillendireceklerdir.Il a alors la possibilité de changer le futur en modifiant son passé.
Tarihi geçmişi; çok eskilere, MÖ 7500 yıllarına kadar uzanmaktadır.Son utilisation est très ancienne, remontant à 7 000 ans.
Geçmişi 15.yüzyıla kadar uzanan bir kâğıt oyunu.Le billard est un jeu ancien datant du XVe siècle.
Sayın Bakan'ın sülalesinin, ailesinin geçmişinde ne tür ilişkiler var diye bakıyor muyuz?Parler de comptabilité à son patron quand il est nu ?
Jim Shannon rolünde Jason O'Mara, karmaşık bir geçmişi olan fedakâr bir baba.La vie de James O'Barr se caractérise par un destin singulier.
Geçmişinde ise ekime dayalı tarımsal faaliyeti çok eskiye dayanmaktır.Son style de vie atypique pour l’époque continuera de choquer grandement.
Geçmişini pek hatırlayamaz.Pourtant, elle ne peut se remémorer son propre passé.
Geçmişi bilelim, geleceği kuralım.Le passé, pour envisager l'avenir.
Bu onun geçmişini anlatır.Elle lui raconte son passé.
Ressamın geçmişi de pek temiz değildir.Le sort du tableau n'est pas ordinaire.
Geçmişi eski bir köydür.Le village est ancien.
Geçmişi 1709 yılına kadar gider.Cette situation dura jusqu'en 1709.