geçmişe ile cümle

geçmişe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Böyle yerlere girince, direk olarak geçmişe ulaşıyorsunuz çünkü on yıllarca enlememiş bir şekilde duruyorlar.Quando entri in spazi come questi accedi direttamente al passato perché sono rimasti immutati per decenni.
Böyle yerlere girince, direk olarak geçmişe ulaşıyorsunuz çünkü on yıllarca enlememiş bir şekilde duruyorlar.Όταν μπαίνεις σε τέτοιους χώρους, έχεις άμεση πρόσβαση στο παρελθόν επειδή μένουν ανέγγιχτοι επί δεκαετίες.
Böyle yerlere girince, direk olarak geçmişe ulaşıyorsunuz çünkü on yıllarca enlememiş bir şekilde duruyorlar.כשאתם נכנסים לחללים כאלו, אתם ניגשים ישירות לעבר כי הם נותרים ללא שינוי במשך עשורים.
Böyle yerlere girince, direk olarak geçmişe ulaşıyorsunuz çünkü on yıllarca enlememiş bir şekilde duruyorlar.فعندما تقصد أماكن كهذه, لن تلبث أن تجد نفسك قد ولجت مباشرة في الماضي لأنها تظل على هي عليه لعقود.
Böyle yerlere girince, direk olarak geçmişe ulaşıyorsunuz çünkü on yıllarca enlememiş bir şekilde duruyorlar.過去に直接アクセスしていることになります 何十年も手付かずのままになっているからです 私は歴史をもつ空間のオーラを感じるのが大好きです
Bu belki de yolsuzluğu, bağımlılığı vb. şeyleri daha beter hale getirecek veya geçmişe de dönebilirsiniz.Atau mungkin anda berpaling ke masa lalu.
Bu belki de yolsuzluğu, bağımlılığı vb. şeyleri daha beter hale getirecek veya geçmişe de dönebilirsiniz.Eller så kanske du studerar historien.
Bu belki de yolsuzluğu, bağımlılığı vb. şeyleri daha beter hale getirecek veya geçmişe de dönebilirsiniz.사람들의 말을 들으시겠습니까? 혹은 둘다 아닌, 과거로의 회귀를 택하시겠습니까?
Bu belki de yolsuzluğu, bağımlılığı vb. şeyleri daha beter hale getirecek veya geçmişe de dönebilirsiniz.Oder vielleicht wendet ihr euch der Vergangenheit zu.
Bu belki de yolsuzluğu, bağımlılığı vb. şeyleri daha beter hale getirecek veya geçmişe de dönebilirsiniz.Of misschien kijk je naar het verleden.
Bu belki de yolsuzluğu, bağımlılığı vb. şeyleri daha beter hale getirecek veya geçmişe de dönebilirsiniz.O può essre che guardiate al passato.
Bu belki de yolsuzluğu, bağımlılığı vb. şeyleri daha beter hale getirecek veya geçmişe de dönebilirsiniz.Sau poate că vă întoarceţi în trecut.
Bu belki de yolsuzluğu, bağımlılığı vb. şeyleri daha beter hale getirecek veya geçmişe de dönebilirsiniz.Talvez vocês se voltem para o passado.
Bu belki de yolsuzluğu, bağımlılığı vb. şeyleri daha beter hale getirecek veya geçmişe de dönebilirsiniz.Vagy talán a múlt felé fordulnak.
Bu belki de yolsuzluğu, bağımlılığı vb. şeyleri daha beter hale getirecek veya geçmişe de dönebilirsiniz.Или пък ще се обърнете към миналото.
Bu belki de yolsuzluğu, bağımlılığı vb. şeyleri daha beter hale getirecek veya geçmişe de dönebilirsiniz.הוא עלול לעודד שחיתות, תלות וכו'? או שאולי תפנו לעבר,
Bu belki de yolsuzluğu, bağımlılığı vb. şeyleri daha beter hale getirecek veya geçmişe de dönebilirsiniz.فهي قد تفاقم من الفساد، التبعية، إلى آخره؟ أو ربما تستعين بالماضي.
Bu belki de yolsuzluğu, bağımlılığı vb. şeyleri daha beter hale getirecek veya geçmişe de dönebilirsiniz.それとも従来のやり方に戻る? 結局のところ 私たちは何十億ドルもの援助をしてきました
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.A dolgok fellelése szenvedéllyé, a múlt és a régészet iránti szeretetté nőtte ki magát.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.Asta s-a transformat într-o pasiune pentru a descoperi lucruri, o dragoste pentru trecut și pentru arheologie.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.Ça a évolué en une passion pour la découverte, un amour pour le passé et l'archéologie.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.Điều này phát triển thành niềm đam mê tìm kiếm các đồ vật, 1 tình yêu đối với quá khứ và khảo cổ học.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.Dit groeide uit tot een passie voor het vinden van dingen, een liefde voor het verleden en de archeologie.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.Esto se convirtió en una pasión por encontrar cosas, en un amor por el pasado y la arqueología.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.Hal ini tumbuh menjadi gairah untuk menemukan sesuatu, kecintaan akan masa lalu dan arkeologi.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.Isto transformou-se numa paixão por encontrar coisas, um amor pelo passado e pela arqueologia.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.이런 경험을 통해 저는 무엇을 찾는 것에 대한 열정을 갖게됐죠. 과거와 고고학에 대한 사랑 말이죠.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.Przemieniło się to w pasję szukania, w miłość do przeszłości i archeologii.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.Questo si è trasformato in una passione per la ricerca di oggetti, in un amore per il passato e l'archeologia.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.Ta igra je prerasla v strast po odkrivanju stvari, v ljubezen do preteklosti in arheologije.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.To prerástlo do vášne pre hľadanie vecí, do lásky k histórii a archeológii.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.Vzbudilo to ve mně vášeň pro hledání věcí, lásku k minulosti a archealogii.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.Αυτό εξελίχθηκε σε ένα πάθος για την εξεύρεση αντικειμένων, μία αγάπη για το παρελθόν και την αρχαιολογία.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.Пошук став моєю пристрастю, я полюбила минуле і археологію.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.Так поиски чего-либо стали моей страстью, любовью к прошлому и археологии.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.Това се разрасна в страст за търсене на неща, и любов към миналото и археологията.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.ההרגל התפתח לתחביב ותשוקה למצוא דברים, אהבה לעבר, לארכיאולוגיה.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.وقد نما هذا ليصير شغفا لإيجاد الأشياء، حب للماضي وعلم الآثار.
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.我因此開始熱愛尋寶 亦迷上咗研究事物嘅過去同學習考古學
Bu bir şeyleri bulma tutkusuna dönüştü, geçmişe ve arkeolojiye olan bir sevgi.考古学への興味へ 繋がりました やがて 私はエジプト学を 学び始めましたが
Bu projeye başladığımız zaman ana fikirlerden birisi geçmişe bakarak orda ne olduğunu anlamaya çalışmaktı.Als wir das Projekt begannen, schauten wir zurück in der Geschichte, um zu verstehen was früher hier war.
Bu projeye başladığımız zaman ana fikirlerden birisi geçmişe bakarak orda ne olduğunu anlamaya çalışmaktı.Gdy zaczynaliśmy projekt, ważnym aspektem było badanie historii i zrozumienie co się tu znajdowało.
Bu projeye başladığımız zaman ana fikirlerden birisi geçmişe bakarak orda ne olduğunu anlamaya çalışmaktı.우리가 이 프로젝트를 시작했을 때, 핵심 아이디어 중 하나는 역사 안에서 되돌아보고, 거기 무엇이 있었는지를 이해하려는 것이었습니다.
Bu projeye başladığımız zaman ana fikirlerden birisi geçmişe bakarak orda ne olduğunu anlamaya çalışmaktı.כשהתחלנו את הפרוייקט הזה, אחד הרעיונות המרכזיים היה להביט אחורה להסטוריה ולנסות להבין מה היה שם
Bu projeye başladığımız zaman ana fikirlerden birisi geçmişe bakarak orda ne olduğunu anlamaya çalışmaktı.عندما بدأنا هذا المشروع ، واحدة من الأفكار الأساسية ما أن ننظر إلى الوراء في التاريخ ومحاولة فهم ما كان هناك.
Bu projeye başladığımız zaman ana fikirlerden birisi geçmişe bakarak orda ne olduğunu anlamaya çalışmaktı.考えの中心は歴史を見直し そこに何があったのかを知るということでした。 そしてこの地図を見てわかるように
Bu sorulara cevap verebilmek için geçmişe bakmamız lazım.Aby odpowiedzieć na te pytania musimy cofnąć się w czasie.
Bu sorulara cevap verebilmek için geçmişe bakmamız lazım.Để bắt đầu trả lời cho những câu hỏi này chúng ta cần nhìn lại.
Bu sorulara cevap verebilmek için geçmişe bakmamız lazım.이 질문에 대한 대답을 하려면 과거를 살펴보아야 합니다.
Bu sorulara cevap verebilmek için geçmişe bakmamız lazım.Per cominciare a rispondere a queste domande dobbiamo fare un salto nel passato.
Bu sorulara cevap verebilmek için geçmişe bakmamız lazım.Pour commencer à répondre à ces questions, nous devons regarder en arrière.
Bu sorulara cevap verebilmek için geçmişe bakmamız lazım.Чтобы ответить на эти вопросы, нужно заглянуть в прошлое.
Bu sorulara cevap verebilmek için geçmişe bakmamız lazım.כדי להתחיל עם השאלות האלו, אנחנו צריכים להביט אחורנית.
Bu sorulara cevap verebilmek için geçmişe bakmamız lazım.لكي نبدأ الإجابة على تلك الأسئلة، يجب علينا العودة للوراء.
Bu tıpkı geçmişe olan düşkünlük gibidir ve bulutlar onlara gençlik zamanlarını düşündürür.C'est comme un attachement nostalgique. Ils leur rappellent leur jeunesse.
Bu tıpkı geçmişe olan düşkünlük gibidir ve bulutlar onlara gençlik zamanlarını düşündürür.È come un amore nostalgico e li fa pensare alla loro giovinezza.
Bu tıpkı geçmişe olan düşkünlük gibidir ve bulutlar onlara gençlik zamanlarını düşündürür.Een soort nostalgische voorliefde: ze doen hen aan hun jeugd denken.
Bu tıpkı geçmişe olan düşkünlük gibidir ve bulutlar onlara gençlik zamanlarını düşündürür.Eine nostalgische Zuneigung, die sie an ihre Kindheit erinnert.
Bu tıpkı geçmişe olan düşkünlük gibidir ve bulutlar onlara gençlik zamanlarını düşündürür.En sorts nostalgisk tillgivenhet. De får dem att minnas sin ungdom.
Bu tıpkı geçmişe olan düşkünlük gibidir ve bulutlar onlara gençlik zamanlarını düşündürür.Es como un afecto nostálgico y les hace pensar en su juventud.

İlgili Sayfalar