geçmişe ile cümle
geçmişe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu adaların bazıları 1957 yılı gibi yakın geçmişe kadar volkanik olarak etkindi.كان هناك بعض النشاط البركاني في بعض الجزر حتى عام 1957.
Bunu durdurmak için geçmişe dönmesi gerekir.وعليها ان تكشف هذا السر من اجل ايقافهم .
Bu oyunlar da satranca benzerdir ve ortak bir geçmişe sahiplerdir.Elas tem algumas similaridades com o xadrez e compartilham um jogo ancestral comum.
Avrupa'da, sol milliyetçi hareketler, uzun ve köklü bir geçmişe sahiptir.Na Europa, existem diversos movimentos nacionalistas de esquerda, com uma longa e bem estabelecida tradição.
Geçmişe dair hatırladıkları hiçbir şey yoktur.Não se lembra de nada de seu passado.
Tights giymek, erkekler tarafından giyildiklerinde birkaç asır öncesine dayanan bir geçmişe sahiptir.(Forma composta) Um fato que pode acontecer depois de um determinado fato passado.
Bu dağ çok önemli bir geçmişe ve zenginliğe sahiptir.Esta região possui um relevo montanhoso e grande riqueza natural.
Tacikistan'daki Yahudilerin tarihi uzun ve çeşitli bir geçmişe sahiptir.Esportes em Nova York tem uma história longa e distinta.
1000 yıldan daha fazla geçmişe sahiptir.Tem mais de 1000 anos de história.
Selametli bilinen hali ile 300 yıldan fazla bir geçmişe sahiptir.Uma rivalidade histórica de mais de 90 anos.
Yezd, köklü bir geçmişe sahiptir.Yano possui um passado muito obscuro.
En az 150 yılı aşkın bir geçmişe sahiptir.Há 150 anos o mesmo prazer.
Noxlar yüzlerce yıllık geçmişe sahip bir ırktır.A música naxi tem uma antiguidade a mais de 500 anos.
50 hanesi bulunan sanuk köyü, yaklaşık 350 senelik bir geçmişe sahiptir.Wookiees saudáveis costumam viver cerca de 350 anos.
Mephiles, kendisiyle birlikte onları da geçmişe yollar.Outro esquimó vem com elas no caminho.
Bu adaların bazıları 1957 yılı gibi yakın geçmişe kadar volkanik olarak etkindi.Algumas ilhas tiveram recentemente actividade vulcânica, a mais conhecida, ocorreu em 1957.
Projenin başkanı Dr. Aiden Krone, Alpha giysisini alıp geçmişe gider.De projectleider, Dr. Aiden Krone, reist met de Alpha Suit het verleden in.
Gymnasium 700 yıllık bir geçmişe sahiptir.De school bestaat minimaal 700 jaar.
Krupp, Essen bölgesinde yerleşik 400 yıllık geçmişe sahip Alman aile.De familie Krupp is een prominente, 400 jaar oude Duitse dynastie uit Essen.
Havalimanı, uzun bir geçmişe sahiptir.De luchthaven heeft een lange geschiedenis.
Babil sayıları ile ilgili en eski izler de bu döneme kadar geçmişe dayanmaktadır.De vroegste sporen van de Babylonische cijfers dateren ook van deze periode.
Geçmişe dair hatırladıkları hiçbir şey yoktur.Ze halen herinneringen op aan het verleden.
DB2 uzun bir geçmişe sahiptir.Djibouti heeft een heel lange geschiedenis.
Yuri zaman makinesiyle geçmişe gitmeye çalışır.Jesse probeert zijn drugsverleden te vergeten.
Diyarbakır kent merkezi yaklaşık 9000 yıllık bir geçmişe sahiptir.Stedelijke beschaving gaat hier ten minste 9000 jaar terug.
Yaklaşık 600 yıllık geçmişe sahiptir.De naam is dus ongeveer 600 jaar oud.
Yezd, köklü bir geçmişe sahiptir.Arcen kent een bewogen verleden.
Beykoz çok uzun bir tarihsel geçmişe sırtını dayamaktadır.Rhienderen heeft dan ook een lange geschiedenis achter de rug.
Zeytin üretimi adada köklü bir tarihi geçmişe dayanır.Ouwe Sunderklaas heeft al een lange traditie op het eiland.
Ne geçmişe ne de geleceğe yorardı kafasını.Nie ma dla niego przeszłości ani przyszłości.
Tanpınar, geçmişe güncelin penceresinden bakarak bir inşa eyleminde bulunmuştur.Admirał przeważnie obserwował z okna odbywający się apel.
Geçmişe ve geleneklere saygı gösterilmemesini sevmez.Święta i zwyczaje, które nie podobają się Bogu.
Geçmişe dair hatırladıkları hiçbir şey yoktur.Nie pamięta nic ze swojej przeszłości.
Bu yolculuk aslında tam anlamıyla geçmişe yolculuk olmamasına rağmen, en sondaki sonuç aynıdır.Choć tym razem deklaracja ta nie miała uroczystej formy ekskluzywy, faktycznie odniosła taki sam skutek.
Araovacık köyü yaklaşık 220 yıllık geçmişe sahiptir.Niektóre okazy drzew osiągają wiek około 220 lat.
Örneğin, büyükbabasını öldürmek üzere geçmişe yolculuğa çıkan birini ele alalım.Przy okazji chce odnaleźć zabójcę swoich rodziców.
Seyitömer Beldesinin geçmişe Selçuklulara kadar dayanmaktadır.Towarzystwo Opieki nad Zabytkami Przeszłości. . .
Anıt, M.Ö. 4. yüzyıldan kalma bir geçmişe sahiptir.Monument pochodzi z IV wieku.
Anı geçmişe dönüktür.Zwrot ku przeszłości.
Selametli bilinen hali ile 300 yıldan fazla bir geçmişe sahiptir.Niektóre okazy dębów mają ponad 300 lat.
Bu yaklaşım yakın geçmişe kadar sürmüştür.Tradycja ta sięga dalekiej przeszłości.
Yasal prosedürler gereği bu aflar sadece geçmişe dönük 5 yıllık bir süreyi dikkate alır.Ich przekazanie z powodu komplikacji prawnych, nastąpiło dopiero pięć lat później.
Onlar hem geçmişe hem de geleceğe yönelik bir takvim sistemi kurmuşlardı.Denna handel spelade såväl tidigare som längre fram en viktig roll.
Şırnak, tarihsel olarak çok eski bir geçmişe sahiptir.Hans rapport, som finns bevarad, är ett historiskt ytterst viktigt dokument.
Dan zaman yolculuklarıyla geçmişe dönebilmektedir.Catty kan resa tillbaka i det förflutna.
Ne geçmişe ne de geleceğe yorardı kafasını.Carmen har varken något förflutet eller någon framtid.
Düğer ilköğretim okulu köklü bir geçmişe sahiptir.Rödsö skola (röössi skola) har en lång historia.
Geçmişe dair hatırladıkları hiçbir şey yoktur.Не пам'ятає минулого.
Ne geçmişe ne de geleceğe yorardı kafasını.Свій ідеал він убачав не в майбутньому, а в минулому.
Raistlin geçmişe gidip onunla karşılaşmış, onu yenip tüm bilgisine sahip olmuştur.Падчірка розповіла все, що з нею трапилося та як отримала таке багатство.
Geçmişe dayanan yörük kültürü izleri kalmamıştır.Pravěké kultury sonda nedoložila.
Logan geçmişe gider.Salvatore se împacă cu trecutul.
Dindar bir geçmişe sahip olmasına rağmen daha sonradan agnostik oldu.În ciuda faptului că avea o educație religioasă, el a devenit mai târziu un agnostic.
Araovacık köyü yaklaşık 220 yıllık geçmişe sahiptir.Teatrul sătmărean are o tradiție veche de 220 de ani.
Bu yaklaşım yakın geçmişe kadar sürmüştür.Această concepție s-a perpetuat până relativ aproape de epoca actuală.
Geçmişe ve geleneklere saygı gösterilmemesini sevmez.N-a iubit niciodată scamatoria și dresura.
Babil sayıları ile ilgili en eski izler de bu döneme kadar geçmişe dayanmaktadır.Primele dovezi ale numerelor babiloniene datează de asemenea din aceasta perioadă.
Diyarbakır kent merkezi yaklaşık 9000 yıllık bir geçmişe sahiptir.Orașul Damasc are o vechime de peste 9.000 ani.
Yunanca (Ελληνικά - Elinika) 3.000 yıllık bir geçmişe sahiptir.Aceste archaea supraviețuiesc (trăiesc) însă de 34.000 de ani.
Bir anda geçmişe, derse döner ve zamanı geriye sarabildiğini fark eder.Stăpana Timpului dorește să se întoarcă în trecut și să salveze ceasul.