geçmişe ile cümle

geçmişe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Geçmişe dönüşlerde kazadan önce gösterilir ama konuşmaz veya adıyla anılır.In flashbacks, he is shown before his accident but does not speak or is referred to by name.
Teleskopla geçmişe bakıyoruz.Mit dem Teleskop schauen wir in die Vergangenheit.
Buzulun diğer kısımları da paralel bir geçmişe sahiptir.Die übrigen Teile des Gletschers haben eine parallele Geschichte.
Onlar hem geçmişe hem de geleceğe yönelik bir takvim sistemi kurmuşlardı.Dies Volk hat schon für Vergangenheit und Zukunft genug verbüßt.
Bunu durdurmak için geçmişe dönmesi gerekir.Es muss ein Ende haben mit dem Zurückschlagen.
Bir anda geçmişe, derse döner ve zamanı geriye sarabildiğini fark eder.Benütze jeden Augenblick, Vergangene Zeit kehrt mir zurück.
Ne geçmişe ne de geleceğe yorardı kafasını.Aus ihrer Hand liest er weder Vergangenheit noch Zukunft.
Her şey bir yana Güzel bir kültürel geçmişe sahiptir.Und sie alle haben vermutlich einen kultischen Hintergrund.
Sessiz ve içine kapanık bir kişiliğe sahip olan Anya karanlık bir geçmişe sahiptir.Chiller Ein schleimiger, hinterhältiger Charakter, dessen Vergangenheit im Dunkeln liegt.
Sonra zihni geçmişe dalar.Daraufhin reist er in die Vergangenheit.
Havalimanı, uzun bir geçmişe sahiptir.Das Gut Pokraken hat eine lange Vergangenheit.
Fransa ve Suriye arasındaki ilişki, uzun ve köklü bir tarihi geçmişe sahiptir.Die Beziehungen zwischen China und Deutschland weisen eine lange und wechselvolle Geschichte auf.
Geçmişe dair bildiğim iyi bir şey yok.Rien de mon passé n’est bon à savoir.
Bu oyunlar da satranca benzerdir ve ortak bir geçmişe sahiplerdir.Elles ont de fortes similitudes avec le jeu d'échecs et partagent un ancêtre commun.
Babil sayıları ile ilgili en eski izler de bu döneme kadar geçmişe dayanmaktadır.Les plus anciennes traces de Zababa remontent à cette période.
Oldukça köklü geçmişe sahiptir.Il semble traîner un passé assez violent.
Fakat mahallenin bulunduğu bölge çok antik tarihlere kadar uzanan bir geçmişe sahiptir.Mais le lieu où la petite place a été aménagée a déjà un passé fort intéressant.
Örnek 1: Zamanın Sonu’ndaki dönemden bir adam geçmişe yolculuk eder ve idam edilir.Une heure après ce passage, un homme arrive, épuisé.
En az 200 senelik bir geçmişe sahiptir.Lui-même a au moins deux cents ans.
Bunu durdurmak için geçmişe dönmesi gerekir.Il doit le décapiter pour en finir.
Setra, köklü bir geçmişe dayanan Alman otobüs üreticisidir.Setra est un constructeur allemand d'autocars et d'autobus.
Aytekin Kurt) "Geçmişe Yolculuk" - 3:49 (feat.Bajka) - 3:49 Between the Lines (feat.
Geçmişe dair hatırladıkları hiçbir şey yoktur.Pas de futur sans passé.
Ne geçmişe ne de geleceğe yorardı kafasını.Son parcours est discontinu, l'avenir ni le passé n'existent pour lui.
Günümüzde kısaca, geçmişe ilişkin her şey arkeolojinin kapsamına girmektedir.Pour Bawa, toute architecture du passé donne des leçons.
8- Yakin geçmişe kadar bütün Shrinerlar en az 32. Derece İskoç Riti Masonlarından oluşurdu.Plusieurs années après il reçut le 32° degré maçonnique du Rite écossais ancien et accepté.
Luke artık geçmişe dair tüm sorularını cevabını alacaktır.Lancelot va donc essayer de trouver les réponses à ses questions concernant son périple.
Bu yaklaşım yakın geçmişe kadar sürmüştür.Cette conception s’est perpétuée jusqu’à une époque relativement proche de l’actuelle.
Kavram olarak yeni ortaya çıkmış fakat olgusal olarak süreçsel bir geçmişe sahip olduğu düşünülmektedir.Elle semble accepter mais secrètement, elle prépare déjà une possible fuite.
Geçmişe dair hatırladıkları hiçbir şey yoktur.Y no hay una sola memoria sobre el pasado.
Bu oyunlar da satranca benzerdir ve ortak bir geçmişe sahiplerdir.Tienen algunos parecidos con el ajedrez y comparten un juego ancestral común.
Luke artık geçmişe dair tüm sorularını cevabını alacaktır.Logan ahora intenta encontrar respuestas sobre su pasado.
Bir anda geçmişe, derse döner ve zamanı geriye sarabildiğini fark eder.Ahora es bueno vernos el uno al otro, volver, y dejar que el pasado sea el pasado.
Yakın geçmişe kadar, fotomikrografiler çoğaltmak için çok pahalıydı.Hasta hace poco, las fotomicrografías eran difíciles de obtener.
Mahallenin kuruluş tarihi tam bilinmemekte ama 190 yıllık bir geçmişe dayandığı tahmin ediliyor.La historia del "Tratado" no se conoce con certeza y por qué permaneció oculta durante casi 130 años.
Shangqiu, zengin bir geçmişe sahip antik kent olup Shang Hanedanı'nın ilk başkentiydi.Es una ciudad antigua con una historia rica, Shangqiu fue también la capital de la primera Dinastía Shang.
Çin'de okyanus ve tatlı su balıkçılığı ve su ürünleri yetiştiriciliği geleneği uzun bir geçmişe sahiptir.China tiene una larga tradición de pesca oceánica y fluvial y de acuicultura.
Göl tortuları geçmişe ait çok fazla bilgi barındırırlar.Los mapas viejos pueden contener información valiosa sobre el pasado.
Yaklaşık 600 yıllık geçmişe sahiptir.Es decir, tiene casi un siglo.
Ne geçmişe ne de geleceğe yorardı kafasını.Por esto no puede cambiar ni el pasado ni el futuro».
Bu taşlar sayesinde geçmişe gidebilir ve eskiden yaşanmış tüm olayların seyrini değiştirebilirlerdir.Piensan que pueden haber viajado en el tiempo, para cambiar lo ocurrido.
Çin'deki Yahudilerin tarihi uzun bir geçmişe dayanır.L'ebraismo in Cina ha una lunga storia.
Stendhal, Dumas gibi geçmişe yönelmek yerine içinde yaşadığı toplumu betimlemeyi yeğledi.Pindaro suggerisce invece che abbia cercato di raggiungere la dimora degli dei come altri prima di lui.
Geçmişe dair hatırladıkları hiçbir şey yoktur.Anche loro non ricordano nulla del loro passato.
Oldukça köklü geçmişe sahiptir.Ha un passato piuttosto burrascoso.
Yezd, köklü bir geçmişe sahiptir.Proxy nasconde un misterioso passato.
Yönetim merkezi tarihi Belh şehri olan ilçe oldukça köklü bir geçmişe sahiptir.L'edificio che chiude la piazza ad est ha una storia molto complessa.
Aile, müziğe yatkın bir geçmişe sahipti.I tre avevano alle spalle una certa esperienza musicale.
Fransa ve Suriye arasındaki ilişki, uzun ve köklü bir tarihi geçmişe sahiptir.Le relazioni tra Siria e Libano sono storicamente strettissime.
Geleceğin geçmişe ihtiyacı var.Будущее нуждается в прошлом.
Geçmişe dair hatırladıkları hiçbir şey yoktur.Возврата к прошлому нет.
Yuri zaman makinesiyle geçmişe gitmeye çalışır.Уже дома Стьюи уничтожает машину времени.
Dindar bir geçmişe sahip olmasına rağmen daha sonradan agnostik oldu.Будучи воспитанным в религиозной традиции, позднее он стал агностиком.
Amy gözünü kırpar ve Ağlayan Melek onu da geçmişe gönderir.Он решает, что речь идёт о его полном тёзке, но тут на него нападает Плачущий Ангел и отправляет в прошлое.
Fransa ve Suriye arasındaki ilişki, uzun ve köklü bir tarihi geçmişe sahiptir.Связи Ливана и Сирии имеют глубокие исторические корни.
700 yıllık geçmişe sahip, Ankara manzaralı güzel bir mhalledir.Считается, что уже 700 лет струится Коренной чудотворный источник.
"Simge Sağın: Geçmişe göre artık daha kırılganım".Лучше коленка сейчас, чем разбитое сердце потом…».
Sonra zihni geçmişe dalar.Память в прошлое летит.
Ne geçmişe ne de geleceğe yorardı kafasını.От неё нечего ждать ни проникновения в прошлое, ни прозрения в будущее.
Helenistik Dönemin devletleri geçmişe ve geçmişte kalan ihtişamlarına fazlasıyla bağlı kaldılar.كانت دول الفترة الهلنستية مرتبطة بقوة بماضيها وبمجدها الضائع.

İlgili Sayfalar