geçirmek ile cümle

geçirmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Hayatımın geri kalanını pişman olarak geçirmek istemiyorum.I don't want to spend the rest of my life regretting it.
Tatillerimi, tarih kitapları veya klasikler okuyarak geçirmek istiyorum.I'd like to spend my holidays reading history books or classics.
Zaman geçirmek için caddelerde dolaştım.I strolled along the streets to kill time.
Aileleri ile vakit geçirmek için vakitleri var veya hobilerinden zevk alıyorlar.They have time to spend with their families or to enjoy their hobbies.
Vakit geçirmek için ne yaparsın?What do you do to pass the time?
Ben emekli olduğumda hayatımın geri kalanını kırsalda geçirmek istiyorum.When I retire, I'd like to spend the rest of my life in the country.
Güney Amerika'ya romantik bir yaz tatili geçirmek için gittim.I went to the South Pacific for a summer of romantic adventure.
Tatilinizi nerede geçirmek niyetindesiniz?Where do you intend to spend your vacation?
Bu günlerde zaman geçirmek için bahçe işleriyle uğraşıyorum.I am gardening these days just to kill time.
Babamı geçirmek için Kyoto Garı'na gittim.I have been to Kyoto station to see my father off.
Vakit geçirmek için kart oynadık.We played cards to kill time.
Bazıları zaman geçirmek için kitaplar okurlar.Some read books to kill time.
Zaman geçirmek için birbirleri ile sohbet ettiler.They chatted with each other to pass the time.
Yarına kadar görevi gözden geçirmek zorundayım.I have to go through the task by tomorrow.
Hayatın geriye kalan kısmını ideallerimin peşinde koşarak geçirmek istiyorum.I want to spend rest of the life pursuing my ideals.
Gelecek yıl nasıl gelmek istersin ve bizimle bir hafta geçirmek istersin?How would you like to come and spend a week with us next year?
Normal servisi en kısa sürede tadilattan geçirmek için şu anda çalışıyoruz.We are currently working to restore normal service as soon as possible.
Söylemek zorundayım ki, balayımı geçirmek için Gandrange'dan daha iyi bir yer yoktur.I have to say that there's no better place to spend my honeymoon than Gandrange!
Hayatımı seninle geçirmek istiyorum.I want to spend my life with you.
Sahilde arkadaşlarla birlikte zaman geçirmek çok eğlenceli.Spending time with friends on the beach is fun.
Sarhoş sürücü geceyi nezarethanede geçirmek zorunda kaldı.The drunk driver had to spend the night in jail.
Dışarısı o kadar sıcak ki bütün günü klimalı evimde geçirmek istiyorum.It's so hot outside that I want to spend all day in my air conditioned house.
Sınavda önce notlarını gözden geçirmek için biraz zaman harcamayı unutma.Don't forget to spend a little time looking over your notes before the exam.
İşte daha az ve evde daha çok zaman geçirmek istiyorum.I'd like to spend less time at work and more time at home.
Ev ödevimi yaparak zaman geçirmektense, odamı temizlemeyi tercih ederim.I'd rather clean my room than spend time doing my homework.
Seninle biraz zaman geçirmek istiyorum.I want to spend some time with you.
Hayatımın kalanını seninle geçirmek istiyorum.I'd like to spend the rest of my life with you.
Yılın hangi zamanında genellikle sahilde zaman geçirmek istersin?What time of year do you usually like to spend time on the beach?
Bu akşam birlikte biraz zaman geçirmek ister misiniz?Would you like to spend some time together this evening?
Tom ile zaman geçirmek için bu senin son şansın.This is your last chance to spend time with Tom.
Tom, Mary ile bir hafta sonu daha geçirmek zorunda kalmaktan ödü patladı.Tom dreaded having to spend another weekend with Mary.
Tom Boston'da gerektiğinden daha fazla zaman geçirmek istemedi.Tom didn't want to spend any more time than necessary in Boston.
Yüzme turları atarak daha fazla zaman geçirmek istemedim.I didn't want to spend any more time swimming laps.
Boston'da daha fazla zaman geçirmek istemedim.I didn't want to spend any more time in Boston.
Yatakta daha fazla zaman geçirmek istemedim.I didn't want to spend any more time in bed.
Tek başıma daha fazla zaman geçirmek istemiyorum.I didn't want to spend any more time alone.
Tom kışı geçirmek için yeterli yakacak odunu olup olmadığını merak etti.Tom wondered if he had enough firewood to make it through the winter.
Tom, hayatının geri kalanını Mary ile geçirmek istedi.Tom wanted to spend the rest of his life with Mary.
Tom hayatının geri kalanını Amerika'da geçirmek istedi.Tom wanted to spend the rest of his life in America.
Tom bir sonraki tatilini yürüyüş ve kamp yaparak geçirmek istediğini söyledi.Tom said he'd like to spend his next holiday hiking and camping.
Tom ömrünün geriye kalanını hapiste geçirmek istemiyor.Tom doesn't want to spend the rest of his life in jail.
Tom yaklaşan testi gözden geçirmek için biraz ekstra zaman kullanabilirdi.Tom could use a little extra time to review for the upcoming test.
Tom ve Mary dağlarda birkaç gün geçirmek istedi.Tom and Mary wanted to spend a few days in the mountains.
Buraya seninle biraz vakit geçirmek için geldim.I came here to spend some time with you.
Yazı dağlarda geçirmek güzel olurdu.It would be nice to spend the summer in the mountains.
Bu, pazartesi günümü geçirmek için en iyi yoldur!This is the best way to spend my Monday!
Tatillerimi evimin içinde kilitli geçirmek istemiyorum.I don't want to spend my vacations locked inside my house.
Bazı insanlar zaman geçirmek için kitap okurlar.Some people read books to kill time.
Zaman geçirmek için kitap okuyan kişiler var.There are people who read books to kill time.
Bir Esperantistle tanışmak ve bütün günü "bu nedir?" diyerek geçirmek istiyorum.I would love to meet an Esperantist and spend the whole day saying, "What is this?".
İyi bir gün geçirmek için güzel bir gün.It's a good day to have a good day.
Biyoloji testi için gözden geçirmek zorundayım.I have to revise for a biology test.
Bütün sabahı böyle geçirmek isterim.I would like to spend the whole morning like this.
Boş vaktimi akıllıca geçirmek istiyorum.I want to spend my free time wisely.
Geceyi geçirmek için hiçbir yerim yok.I have nowhere to spend the night.
Tatillerimi Almanya'da geçirmekten hoşlanıyorum.I like to spend my holidays in Germany.
Oğluyla vakit geçirmek istiyor.He wants to spend time with his son.
O, kızıyla vakit geçirmek istiyor.He wants to spend time with his daughter.
O oğlu ile zaman geçirmek istiyor.She wants to spend time with her son.
O kızıyla birlikte vakit geçirmek istiyor.She wants to spend time with her daughter.

İlgili Sayfalar