geçiriyor ile cümle
geçiriyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Ayrıca zamanımın büyük bir bölümünü bunu düşünerek geçiriyorum.Je me souviens en avoir débattu avec lui une bonne partie de la nuit.
Zamanın çoğunu hesap yaparak geçiriyorum.Je passe ordinairement une bonne partie de mon temps à circuler.
Onlar da elleri üzerinde beni sıranın başına geçiriyorlardı.Elle ajoute aussi qu’ils se promenaient main dans la main.
Zamanının çoğunu ne yaparak geçiriyorsun?¿Qué pasas haciendo la mayor parte del tiempo?
İyi zaman geçiriyoruz.Estamos pasando un buen rato.
Tom kötü bir gün geçiriyordu.Tom estaba teniendo un mal día.
Tom tüm sabahı ağlayarak geçiriyor.Tom lleva toda la mañana llorando.
Tom internette çok vakit geçiriyor.Tom pasa mucho tiempo en el internet.
Baba: "Öyle olsaydı, emin ol stratejimi yeniden gözden geçiriyor olurdum."Padre de Calvin: «Si es así, tendré que replantearme mi estrategia.»
Çoğu mahkûm, günün 23 saatini hücresinde geçiriyordu.Permanece en la celda durante veintitrés horas al día.
1982'de Arjantin siyasi değişim geçiriyordu.En 1972 Argentina vivía un momento de ebullición política.
Birçok yaşlı vatandaş susuzluk belirtileri geçiriyordur.Varios viejos maestros tienen vínculos con Leiden.
Paul'un ailesi yaz mevsimini her yıl deniz kenarında geçiriyor.La famiglia di Paul trascorre le vacanze estive in riva al mare ogni anno.
Tom bilgisayarın başında çok fazla zaman geçiriyor.Tom passa troppo tempo davanti al computer.
Ernest Hoschedé zamanının büyük bölümünü Paris'te geçiriyordu.Ernest Hoschedé passerà la maggior parte del tempo a Parigi.
Ekim 2009'da, Mişel bin Abdülaziz acilen Cenevre'de hastaneye götürüldü, görünüşe göre felç geçiriyordu.Nell'ottobre 2009, Mishʿal è stato ricoverato in ospedale a Ginevra, a quanto pare dopo aver subito un ictus.
"Etekleri başlarımıza geçiriyor, altımızın çıplak olmasını sağlıyor, 'gez' diyorlardı."Tutti urlavano il mio nome e lanciavano in aria i cappelli..."
Tatilimi sahilde geçiriyorum.Я провожу свой отпуск на пляже.
Ben çok zor bir zaman geçiriyorum.Я переживаю очень трудное время.
Kanada'da muhteşem zaman geçiriyorum.Я отлично провожу время в Канаде.
Günde birkaç saati web sayfamı düzenleyerek geçiriyorum.Я провожу несколько часов в день, поддерживая свой сайт.
Tom'la çok fazla zaman geçiriyorum.Я провожу слишком много времени с Фомой.
Her sabahı Tom'la geçiriyorum.Я провожу каждое утро с Фомой.
Tom'un notlarını gözden geçiriyorum.Я просматриваю записи Фомы.
Tom'un defterlerini gözden geçiriyorum.Я просматриваю тетради Фомы.
Tom'un notlarını tekrar gözden geçiriyorum.Я снова просматриваю записи Фомы.
Tom'un dosyasını tekrar gözden geçiriyorum.Я снова просматриваю личное дело Фомы.
Tom'un çizelgesini tekrar gözden geçiriyorum.Я снова просматриваю график Фомы.
Akşamları Tom'la geçiriyorum.Я провожу вечера с Фомой.
İyi zaman geçiriyorum.Я хорошо провожу время.
Vaktimin çoğunu Boston'da geçiriyorum.Я провожу большую часть своего времени в Бостоне.
Soğuk algınlığı geçiriyorum.Я болею простудой.
Tom bir panik atak geçiriyor.У Тома приступ паники.
Çok zor bir zaman geçiriyorum.Я переживаю очень трудное время.
Boktan bir gün geçiriyorum.У меня сегодня хреновый день.
Günlerini genellikle yüzüstü yatıp, TV seyrederek geçiriyordu.Целыми днями курит и смотрит телевизор.
Dorothy Parker nükteli bir şekilde "Katharine Hepburn A'dan B'ye her duyguyu görüp geçiriyor." diye yazdı.Критик Дороти Паркер сказала: «Она управляет гаммой эмоций на всём пути от А до Б».
Robin kanalda Becky ile zor günler geçiriyordur.Я провел много счастливых часов с Робином на сцене.
Zamanın çoğunu hesap yaparak geçiriyorum.По крайней мере, там они проводят большую часть своего времени.
Çoğu mahkûm, günün 23 saatini hücresinde geçiriyordu.Детектив провёл 23 дня в тюрьме.
Eru, sadece mutlak gereklilik içerdiğinde Arda üzerinde kendi gücünü faaliyete geçiriyordu.При необходимости взять какой-нибудь предмет он действовал всей рукой.
Ernest Hoschedé zamanının büyük bölümünü Paris'te geçiriyordu.Эрнест проводил много времени в Париже.
Utangaç bir çocuk olduğu doğruydu; zamanının çoğunu kitaplar arasında geçiriyordu.Одинокий и замкнутый парень, большую часть времени проводящий за книгами.
Margaret aynı zamanda günler boyunca ona ev işlerini ve dikişi öğreten annesiyle birlikte zaman geçiriyordu.وفي الصغر كانت مارغريت تقضى وقت النهار برفقة والدتها التي قامت بتعليمها الأعمال المنزلية والحياكة.
Tom kalp krizi geçiriyor gibi görünüyor.يبدو أن توم يتعرض لنوبة قلبية.
Genç imparator vaktini av ile geçiriyordu, devlet işlerinin çoğunu ona bıraktı.O jovem imperador preferiu ocupar seu tempo caçando, e em grande parte deixou os assuntos de Estado com ele.
Baba: "Öyle olsaydı, emin ol stratejimi yeniden gözden geçiriyor olurdum."Ele disse: Cara, nós devemos voltar a escrever.
Çoğu mahkûm, günün 23 saatini hücresinde geçiriyordu.Hij moest 23 uur per dag op zijn cel doorbrengen.
Utangaç bir çocuk olduğu doğruydu; zamanının çoğunu kitaplar arasında geçiriyordu.Hij gold als een vrolijk kind en bracht veel van zijn tijd door bij zijn shetlandpony.
Günlerini genellikle yüzüstü yatıp, TV seyrederek geçiriyordu.Hij wil soms 's avonds rustig thuisblijven en tv kijken.
Her yıl bir ayı mutlaka babasıyla ya İsviçre'de, ya da Rusya'da geçiriyordu.Ze verbleef met haar familie zelfs een tijdje in Zwitserland en Iran.
Zamanın çoğunu hesap yaparak geçiriyorum.Dat kost in het algemeen veel rekentijd.
İspanya sahillerinden usananlar, şimdi tatillerini Türkiye’de geçiriyor.Mensen die genoeg hebben van de Spaanse stranden, brengen nu hun vakantie door in Turkije.
Gandi her hafta bir gününü konuşmadan geçiriyordu.Gandhi spędzał jeden dzień w tygodniu na milczeniu.
Günlerini genellikle yüzüstü yatıp, TV seyrederek geçiriyordu.Większość czasu spędza na spaniu, jedzeniu lub oglądaniu telewizji.
Annesinden ayrıldıktan sonra zor günler geçiriyor.Przeżywała trudne lata, gdy matka się od niej odsunęła.
Zamanın çoğunu hesap yaparak geçiriyorum.Najwięcej czasu spędza w pracy.
Gandi her hafta bir gününü konuşmadan geçiriyordu.Gandhi tillbringade en dag varje vecka i tystnad.
Margaret aynı zamanda günler boyunca ona ev işlerini ve dikişi öğreten annesiyle birlikte zaman geçiriyordu.Under dagarna tillbringade den unga Margaret tid med sin mor, som lärde henne hushållssysslor och sömnad.
Utangaç bir çocuk olduğu doğruydu; zamanının çoğunu kitaplar arasında geçiriyordu.Han var ofta med fadern i tryckeriet, och mycket i hans barndom kretsade kring trycksaker.