geçiriyor ile cümle
geçiriyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Çünkü hatırlayın, hayatımızın yüzde 90'ını kapalı ortamda geçiriyoruz.Because remember, we spend 90 percent of our lives indoors.
Komşunun durumunu öğrenince gidip vakit geçiriyor musun?Do you, if you find out your neighbor's been, do you spend some time?
Bu benekli foklar da tüm hayatlarını buzun içinde ve buza bağımlı geçiriyorlar.These ringed seals also live out their entire life cycle associated and connected to sea ice.
Bunun yerine zamanımızı konuşarak geçiriyoruz.Instead, we spend our time talking.
Benimle bir gece geçiriyorsun.You're spending a night with me.
Zamanımın çoğunu karanlıkta çalışarak geçiriyorum; alışkınım.I spend most of my time working in the dark; I'm used to that.
Shock(Şok) ile şok geçiriyorlar.With Shock they're shocked.
Hepimiz sçok yüksek oranda bir zamanı tamamen kontrollü çevreler olan binalarda geçiriyoruz.We spend an extraordinary amount of time in buildings that are extremely controlled environments,
Aşırı doz yüzünden nöbet geçiriyordu.OD-ing on the bathroom floor.
Arkadaşlarla bara gitmek yerine akşamımızı sosyal ağlarda geçiriyoruz.We spend an evening on the social network instead of going to the pub with friends.
Ofislerimizde zamanın çoğunu çalışarak geçiriyoruz.And in our offices, we spend a lot of time at work.
--en azından ingiltere'de böyle--onlara sınıf geçiriyoruz.We design tests, or at least in Britain, so that people pass them.
Uzun gün ve gecelerimizi örümceğin bu kısmına bakarak geçiriyoruz.We spend long days and nights staring at this part of the spider.
Bugün spazm geçiriyorum.I'm a spaz today.
Bu adamlar küçük bir lastik topu aralarından geçiriyorlar.little puck between them.
Aslında iyi kızdır ama şu sıralar kötü günler geçiriyor !In fact, she is a good girl, but she is having bad days now !
İnme geçiriyorum! İnme geçiriyorum!"I'm having a stroke!"
Hayatınızın üçte birini yatakta geçiriyorsunuz.And you spend a third of your life in bed.
1.1 milyon Amerikalı her yıl kalp atakları geçiriyor.1.1 million Americans suffer heart attacks yearly.
Napolyon kardeşini bu topraklara kurduğu Vestfalya Krallığının başında geçiriyor.Puts his brother as king in the kingdom of Westphalia.
İşte bu yüzden yeni bir girişimi hayata geçiriyorum.This is why I'm launching a new initiative.
Dokuzu aşağıya geçiriyoruz.So we brought down the nine.
Güneş henüz gökten senin iç geçiriyor, temizlerThe sun not yet thy sighs from heaven clears,
Çok, çok az insan gerçekten ofiste uzun ve bölünmemiş bir zaman geçiriyor.Very, very few people actually have long stretches of uninterrupted time at an office.
Ve burada aşağılarda kışlarını geçiriyorlar. (Afrika'nın güneyinde)And down here, and they winter down here [in southern Africa].
Bu günlerde her şey zor. İnsanlar zor günler geçiriyor. Hava soğumaya başladı.Hello!
Ama aramıyorsun, bense yalnız kalıyorum; blues söyleyip, iç geçiriyorum.You don't, and I'm left alone just singin' the blues and sighin'
Dikkat edin; miselyum büyüdükçe bir toprak alanını ele geçiriyor ve bir ağ oluşturuyor.And notice that as the mycelium grows, it conquers territory and then it begins the net.
Bizleri kaldırımlara itiyorlar. BİZLER SOKAKLARI ELE GEÇİRİYORUZ!They push us to the sidewalk WE TAKE THE STREETS!
İlki, "Riziko!"da yarışarak, güzel zaman geçiriyordum.One, because playing "Jeopardy" is a great time.
O eve dönmek istiyor ama imkansız,bu yüzden zor zamanlar geçiriyor olmalı.She wants to come back but hasn't had the chance, so she's having a hard time.
Bu STK aslında yılın büyük bir kısmını topluluklarla geçiriyordu.They actually spend a lot of time a year in the communities.
Peki bunu ne harekete geçiriyor?But what's driving it?
Gerçekten kötü bir gün geçiriyordum.I was having a really bad day.
Ve biliyorum ki cocuklar her sene beyin sarsintisi geciriyor.It's what I treat. And I know that kids get concussed every year.
Bakımevi yetersizdi, ve Cyndie günde 24 saatini oğluyla ilgilenmeye çalışarak geçiriyordu.Hospice was scarce, and Cyndie was spending 24 hours a day trying to care for her son.
Gençken her tatilimi ulusal parkta geçiriyordum.Every holiday I had as a young boy was in a national park.
Tasarladığım şeye bakıp onu hayata geçiriyor.It's looking at whatever I've designed.
Çalışanlar danışma kabininde gönüllü olarak vakit geçiriyorlar.Employees volunteer time in the advice booth.
Çocuklarımız diş dökmeyi bitirir bitirmez öfke nöbetleri geçiriyorlar.Just when our kids stop teething, they start having tantrums.
Patrice ve Patee genelde günlerini evlerinin çevresindeki ormanda avlanarak geçiriyorlar.Patrice and Patee set out most days to go out hunting in the forest around their homes.
Bütün vaktini makinelerle konuşarak geçiriyordu... ağzındaki takma dişlerle...So she spends her time talking to machines with those dentures in.
Bu yüzden eğer çocuğunuz kulak iltihabı geçiriyorsa emzik kullanımını kesmeniz gerekir.So if your child suffers from recurrent ear infections discontinue the use of the pacifier.
Iyi vakit geçiriyor musunuz?Are you having a good time?
Zor günler geçiriyormuşsunuz.You've had to deal with a lot.
Yasal olarak keseyi zimmetine geçiriyorsun.If you look at it legally, this is embezzlement.
Peki son yıllarda piyasayı ne ele geçiriyor?And what's been taking up the slack in the last few decades?
Çocuğu harekete geçiriyorsunuz.You're getting that kid turned on.
Saat 10.06'da bu domuz kalp krizi geçiriyordu.This pig at 10:06 was having a heart attack.
Döngüsel mantık zihni ele geçiriyor.What happens is that circular logic takes over.
Yeryüzü, havale geçiriyor.Earth is having a fever.
Zümreleri harekete geçiriyoruz.We activate communities.
Su moleküllerini geçiriyorlar.They actually export water molecules through.
Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.They export water molecules through, and leave solutes on the other side.
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar.They simply go through their lives getting on with it.
Kalp krizi geçiriyorsunuz.You're having a heart attack.
Alıştığımız haberleşme mecraları büyük bir değişim geçiriyor.That is a huge change in the media landscape we're used to.
Bakan Clarencio onu gözden geçiriyor.Minister Clarêncio is reviewing it.
Aigoo, sen gerçekten zor zamanlar geçiriyor olmalısın.Aigoo, you really must have a hard time.
Ve bunun gibi rakamlar araştırma gündemimi harekete geçiriyor.And it is numbers like these that motivate my research agenda.