geçiriyor ile cümle

geçiriyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Sanırım kalp krizi geçiriyor.I think he's having a heart attack.
Harika vakit geçiriyorum.I'm having a very a good time.
Çok güzel zaman geçiriyorum.I'm having a very a good time.
Tom tüm boş zamanını Mary ile geçiriyor.Tom spends all his free time with Mary.
Tom spor salonunda çok vakit geçiriyor.Tom spends a lot of time at the gym.
Tom telefonunda çokça vakit geçiriyor.Tom spends a lot of time on his phone.
Çoğu kişi hayatlarının yaklaşık üçte birini yatakta geçiriyor.Most people spend about a third of their lives in bed.
Çoğu kişi hayatlarının yaklaşık üçte birini uyuyarak geçiriyor.Most people spend about a third of their lives sleeping.
Ayakta durarak geçirdiğimden daha çok oturarak zaman geçiriyorum.I spend more time sitting than standing.
Tom spor salonunda haddinden fazla vakit geçiriyor.Tom spends way too much time at the gym.
Tom'la benle geçirdiğinden daha fazla zaman geçiriyorsun.You spend more time with Tom than you spend with me.
Aptalca şeyler yaparak çok fazla zaman geçiriyorum.I spend too much time doing stupid things.
Haftada kaç saatini sınıfta geçiriyorsun?How many hours a week do you spend in the classroom?
Zamanımın çoğunu seni düşünerek geçiriyorum.I spend most of my time thinking about you.
Zamanımın çoğunu böyle geçiriyorum.This is how I spend most of my time.
İnsanlık evrim geçiriyor, ama ters yönde.Humanity is evolving, but backwards.
Tom erkeklerin takıldığı maço sitelerde çok zaman geçiriyor.Tom spends a lot of time on the manosphere.
Stefan kız arkadaşıyla vakit geçiriyordu.Stefan was spending time with his girlfriend.
Bütün günümüzü makinelerle geçiriyoruz; bütün gecelerimizi makinelerle.We spend all day with machines; all night with machines.
1933'te Naziler iktidara geldiğinde Mann ve eşi İsviçre'de tatil geçiriyordu.When the Nazis came to power in 1933, Mann and his wife were on holiday in Switzerland.
1982'de Arjantin siyasi değişim geçiriyordu.In 1982, Argentina was undergoing political change.
Russo ve karısı Barbara, Camden, Maine'de yaşıyor ve kışları Boston'da geçiriyorlar.Russo and his wife, Barbara, live in Portland, Maine, and spend winters in Boston.
Mayıs 2011 itibarıyla, Juba Uluslararası Havalimanı gelişmeler ve genişleme geçiriyordu.As of May 2011, Juba International Airport was undergoing improvements and expansion.
Genç imparator vaktini av ile geçiriyordu, devlet işlerinin çoğunu ona bıraktı.The young emperor preferred to spend his time hunting, and largely left affairs of state to him.
Çoğu mahkûm, günün 23 saatini hücresinde geçiriyordu.Most of the inmates stay in their cells for more than twenty hours a day.
Yuliya tüm boş zamanlarını eğlence merkezinde veya tiyatroda müzisyenlerle beraber geçiriyordu.All of Yulia's free time was spent with musicians in the recreation center or in the theater.
Birçok yaşlı vatandaş susuzluk belirtileri geçiriyordur.Many senior citizens suffer symptoms of dehydration.
Utangaç bir çocuk olduğu doğruydu; zamanının çoğunu kitaplar arasında geçiriyordu.He was a sickly child and spent much of his childhood in bed reading.
Zamanın çoğunu hesap yaparak geçiriyorum.They spend much of their time soaring.
Günlerini genellikle yüzüstü yatıp, TV seyrederek geçiriyordu.He was usually locked in a room all day by himself, watching TV.
Bunun için özel olarak nasıl bir eğitim süreci geçiriyorsunuz?BG: What kind of training do you do, you personally, for that?
Bu beynin başka bir tarafını harekete geçiriyor.It activates a different part of the brain.
Sen kirlenirken, oğlun nöbet geçiriyordu.He had a seizure, while you were getting 'dirty'!
Her hafta, aşırı dinciler bir başka Afrika köyünü ele geçiriyorlar.Every week, religious extremists take another African village.
Okula giderken 12 kere 9 kaç diye kafanızdan geçiriyor olmanız lazım.You should just be mumbling to yourself as you walk to school-- What is twelve times nine?
Hayır, kesinlikle, ben de çocuklarla harika bir gün geçiriyorum.No not at all. I'm having a great day with the kids.
Duygusal olarak normal ve sağlıklı oldukları için seçilen çocuklar sinir krizi geçiriyordu.Kids we choosed because they were normal and healthy, having emotional breakdowns.
Ve bir sürü genetik anormallik taşımaları nedeniyle bunlar sürekli mutasyon geçiriyorlar.And they keep mutating really fast because they have all of these genetic abnormalities.
Renkli tipler; herkes güzel vakit geçiriyor.Colorful characters, and a good time is had by all.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.So I have spent hours upon hours trying to make sense of this weird Groundhog Day.
Kolay değil, çünkü müşterilerimiz, tanımı itibariyle, diplomatik olarak zor zamanlar geçiriyorlar.It's not easy, because our clients, by definition, are having a difficult time, diplomatically.
Hepimiz hayatımızı dişlerimizi kaybetmeden 100 yaşına kadar yaşamaya çalışarak geçiriyoruz.We spend all of our lifetime trying to live to be 100 without losing our teeth.
Hardal işini tamamen ele geçiriyor!Takes over the mustard business!
Hedefler yaşıyor, ve acılı ölümler geçiriyorlar.The targets are living, and they undergo violent deaths.
Aday listesini kağıt doğrayıcıdan geçiriyorsunuz.And you shred the candidate list.
Ve yaklaşık üç ayı beraber geçiriyoruz.And so we spend a very good sort of three months away together.
Himalaya'da, Tibet ve Hindistan arasına kurulmus ufak Bhutan Krallığı'nda 2 hafta geçiriyordum.I was spending two weeks in Bhutan, the small Himalayan kingdom nestled between Tibet and India.
Hayır, geri çekilin. Nöbet geçiriyor. Ağzına bir şey koyun.I just figure that, I mean, we have two things that we can do.
Ölümü bekleyerek geçiriyorlar.Waiting to die.
Ama bir ţey beni ele geçiriyor, durmak için yapabileceđim bir ţey yok.But something takes over in me, and there is nothing I can do to stop it.
Adventistler genellikle diğer Adventistlerle vakit geçiriyor.Adventists also tend to hang out with other Adventists.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.They strangle, they aspirate their vomit, they suffocate, they have a heart attack.
Ben sadece zaman geçiriyorum."I'm just killing time."
El Kaide bölgelerimizi ele geçiriyor.Al-Qaeda is taking over our territories.
Önemli değil, Sanırım baygınlık geçiriyor.Nothing serious, this client is not feeling too well.
Aklımdan bunları geçiriyorum.That's what I say in my mind.
Kalp krizi falan mı geçiriyor bu?Is he having a heart attack?
Biz ayda yaklasik 1,4 milyar sayfayi elden geciriyoruz, dolayisiyla, bu gercekten buyuk bir is.So we're doing around 1.4 billion page views monthly, so it's really gotten to be a huge thing.
Y jenerasyonu mensupları daha da fazla-- 23.8 saati, çoğunluk İnternet'te geçiriyordu.Gen Yers spent even more -- 23.8 hours, the majority online.
İnsanlar zamanlarının yüzde 90'ından fazlasını kapalı mekanlarda geçiriyor.People spend over 90 percent of their lives indoors.

İlgili Sayfalar