geçirir ile cümle

geçirir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Eddie, Anne ile birlikte güzel bir hayat geçirir.Том та Єва проводять багато часу разом.
Her yönlü akım geçirirler.Тут вони на кожному кроці.
Kışı Afrika'da geçirir.Зимує в Африці.
Bununla birlikte, hastaların %60'ı bir yıl içerisinde ikinci bir atak geçirir.Однак у 60 % людей напад повторюється протягом року.
Largeman, babasından uzak dururken eski arkadaşları ile vakit geçirir.Бресліну нічого не залишається, окрім як підключити своїх старих друзів.
Koma kızın cesedi ile 2 korkunç gece geçirir.З дня затримання вона перенесла два гіпертензивні кризи.
Günde 5-6 saat çalışıp günün diğer zamanlarını ibadet ederek geçirirler.Кожен хто бажає може пів-години на місяць присвятити свій час Святому місцю.
Sihir Bakanlığı'nı ele geçirirler.Смертежерам вдалося контролювати Міністерство магії.
Genellikle gününüzü nasıl geçirirsiniz?Як зазвичай проводиш день?
Norris arından kalp krizi geçirir.Mezitím Norris dostane infarkt.
Boğaz ağrılarını geçirir.Bolí mě v krku.
Amerika'da yılda iki döngü geçirir.Současně koná dvě cesty ročně po Spojených státech.
Yoksul ve yalnız bir yaşam geçirir.Vede osamělý a nudný život.
1911 yılında, Georges Piaget’nin oğlu Timothée Piaget, aile şirketinin iplerini tekrar eline geçirir.V roce 1911 převzal vedení rodinné firmy Timothée Piaget, syn George Piageta.
Vicky ile Cristina adlı iki genç Amerikalı, İspanya'da bir yaz tatili geçirirler.Příběh vypráví o dvou Američankách, Vicky a Cristině, které tráví léto v Barceloně, ve Španělsku.
Boş zamanının çoğunu yüzme antrenmanı yapmakla geçirir.Jsem moc zaneprázdněn Nechávám spoustu věcí plavat.
Mahzende yalniz kalan Anna durumunu gozden gecirir.Ve své cele v Toweru je Anna krajně rozrušena.
Orada arkadaşlar bütün zamanı geçirirler.Chlapci téměř celý čas tráví spolu.
Günün geri kalanını birbirlerinden ayrı olarak yiyecek aramakla geçirirler.Mimo reprodukční období při denním hledání potravy tvoří ostatní samci samostatné skupiny.
Aynı şekilde, tüm organizmalar, benzer büyüme süreçleri geçirirler.Podle nich vývoj všech společností prochází stejnými stádii.
Özellikle tatillerini burada geçirirler.Ten ho provází i na dovolené.
Kültür birikimli ilerlemekle birlikte, çok yavaş bir değişim geçirir.S postupující modernizací se ale jejich specifická kultura pomalu vytrácí.
Kırım Savaşı sırasında da birlikte zaman geçirirler.Na své trase zůstal i během krymské války.
Küçük çocuk hayatının ilk 11 yılını bu yetimhanede geçirir.Své první roky života, až do zhruba 12 let, strávila v tomto sirotčinci.
Dilber sıkıntılı yıllar geçirir.Další kniha Nepokojná léta.
Sonrasında Gucerat’ın tamamını ele geçirir.Doufám, že vás všechny sežere krokodýl".
Ted'e mantıklı gelir ve son bir günlerinide beraber geçirirler.Ten se s Todem spřátelí a celé dny si spolu hrají.
Obezite sorunları da yaşayan Boccacio, son yıllarını hastalıkla geçirir ve 21 Aralık 1375'te ölür.V následujících letech se Ullmann začal stranil společenského života a 31. května 1922 umírá.
Bireyler günde altı saat çalışır, geri kalan zamanlarını sanat ve bilimle uğraşarak geçirirler.V jeho ideálním pojetí práce trvá pouze šest hodin, zbylý čas je věnován vědám a umění.
18-20 günlük kuluçka süresi geçirirler.Spí 15-18 hodin denně.
Bir süre eğlenceli vakit geçirirler.Udělejte si ze života někdy trochu zábavu!
Rollins ise fırsattan yararlanır ve Ambrose'a çantayı geçirir böylece maçı kazanan taraf olur.Velma také podvádí v hlasování a zfalšuje hlasy, aby mohla Amber vyhrát.
Geceleri suya yakın ağaçlara tüneyerek geçirirler.Přes noc spí na velkých stromech.
Bununla birlikte, hastaların %60'ı bir yıl içerisinde ikinci bir atak geçirir.U 60 % lidí ale do jednoho roku dochází k dalšímu záchvatu.
Feride, yaz tatillerini Besime teyzesinin köşkünde geçirir.Anička tráví zbytek prázdnin opět na vesnici u babičky.
Fremenleri örgütleyerek Arrakis gezegenini ele geçirir babasının intikamını alır.Rozhodne se dopadnout Roschmanna a pomstít smrt svého otce.
İşteki çoğu zamanını uyuyarak ve müşterileri tersleyerek geçirir.Trávil tak většinu času pitím a navštěvováním nevěstinců.
Olaydan sonra, gruba eşlik eden bir saray muhafızı, Seo Cheon-soo, eve dönüş yolunda bir kaza geçirir.După incident, un paznic imperial, Seo Cheon-Soo, care a însoțit grupul, suferă un accident în drum spre casă.
1911 yılında, Georges Piaget’nin oğlu Timothée Piaget, aile şirketinin iplerini tekrar eline geçirir.În 1911, Timothée Piaget, fiul lui Georges Piaget, preia conducerea societății familiale.
Yetişkinlerin yaklaşık %5'i etkilenir ve çocukların yaklaşık % 6'sı yılda en az bir bölüm geçirir.Aproximativ 5% dintre adulți sunt afectați și aproximativ 6% dintre copii au cel puțin un episod pe an.
Boğaz ağrılarını geçirir.Am durere în gât.
Kışı toprakta pupa halinde geçirir, yılda 3-4 döl verir.În fiecare iarnă ea trebui deci să se întoarcă în Infern și să petreacă o treime a anului acolo.
Kısa süre önce nişanlısından ayrılan Michelle, evinden ayrıldıktan sonra trafik kazası geçirir.La scurt timp după ce a și-părăsit logodnicul, Michelle este implicată într-un accident de mașină.
Kenya'da Amboseli'de genç erkekler 14 ilâ 15 yaşlarına doğru zamanlarının %80'ini ailelerinden uzakta geçirir.La Amboseli, masculii tineri petrec mai mult de 80% din timpul lor departe de familiile lor pe la 14-15 ani.
Birlikte mutlu bir gece geçirirler.Ei își petrec noaptea împreună.
Kültür birikimli ilerlemekle birlikte, çok yavaş bir değişim geçirir.Ele nu își schimbă poziția decât printr-o evoluție extrem de înceată.
Östrusta olan dişiler başlarını normalden daha geride tutar ve yaygın olarak tremor ile spazm geçirirler.Femelele în estru tind să-și țină capul mai în spate decât de obicei, având des tremurături sau spasme.
Vakitlerini eğlenerek geçirirler.El se distrează cu prietenii săi.
Yaralı bir şekilde Los Angeles'a varır ve geceyi bir evin bahçesinde uyuyarak geçirir.Ea coboară panta în Los Angeles și doarme într-un apartament gol.
İspanyollar Tunus'a saldırarak ele geçirirler.Britanicii urmau să atace în centru spre Tunis.
Bunun sonucu olarak bu gezegen de benzer mevsimsel değişiklikler geçirir.Datorită acestui fapt, pe planetă are loc schimbarea anotimpurilor.
Zamanlarının çoğunu yüzerek, suda yiyecek arayarak ve dipte yetişen bitkileri yiyerek geçirirler.Își petrece majoritatea timpului pe pământ, cercetând solul cu ciocul în căutarea hrănii.
Kışı, yumurta halinde dişi kabuğunun altında geçirir.Iarna sau în timpul secetei rezistă sub formă de ouă.
Tipik şeklinde, makülden papüle evrim geçirir ve nihayetinde aşınma ya da ülsere dönüşür.În forma clasică aceasta evoluează de la maculă la papulă ajungând în final la stadiul de eroziune sau ulcer.
Umarım iyi bir sezon geçiririz.Neamț pentru un sezon.
Tüm vaktini kitap okuyarak ve çevresini gözlemleyerek geçirir.Își petrecea timpul plimbându-se prin localitate și citind.
Bununla birlikte, hastaların %60'ı bir yıl içerisinde ikinci bir atak geçirir.Totuși, în cazul a 60% dintre pacienți criza se repetă în decurs de un an.
Aynı şekilde şehzadelerin de çocukları bu unvanı alırlar ve kendi erkek çocuklarına da geçirirlerdi.Aceleași valori le-am însușit și eu, aceleași valori caut să le transmit și copiilor mei.
Özellikle tatillerini burada geçirirler.Manapság inkább nyaralni járnak ide.
Genellikle Antik Mısır ile vakit geçirir.Leggyakrabban, már az ókori Egyiptomban a Kr. e.

İlgili Sayfalar