Jane çok sıkıcı bir hafta sonu geçirdi.Jane had a very boring weekend.
Bir kadının arzusunu nasıl harekete geçirirsin?How to arouse a woman's desire?
Onunla vakit geçirmeyi seviyorum.I like spending time with her.
Geçen Pazarı bir roman okuyarak geçirdim.I spent last Sunday reading a novel.
O televizyon izlerken uykusuz bir gece daha geçirdi.He spent another sleepless night watching television.
Tüm zamanını Jabber'da çevrimiçi sohbet ederek geçirir.He spends all his time chatting online on Jabber.
Çocukken odamda yalnız başına kitap okuyarak çok fazla zaman geçirdim.When I was a child, I spent many hours reading alone in my room.
Herkes, iyi bir yıl geçirelim.Everybody, let's have a good year.
Notları son bir kez gözden geçirecektim fakat zaman yoktu.I was going to run over the notes one last time, but there wasn't time.
Harika bronzluğa bakarsak, tatilinizin çoğunu sahilde geçirmişsiniz gibi görünüyor.Judging by that great tan, it looks like you spent most of your vacation on the beach.
O bir trafik kazası geçirdi.He was in a traffic accident.
Şimdiye kadar geçirmiş olduğum en soğuk kış San Francisco'daki bir yazdı.The coldest winter I ever spent was a summer in San Francisco.
Tom bir iş kazası geçirdi.Tom had an accident at work.
Mary tüm vaktini çalışarak geçirdi.Mary spent all her time working.
Hafta sonunu arkadaşlarla geçirdik.We spent the weekend with friends.
Sahilde arkadaşlarla birlikte zaman geçirmek çok eğlenceli.Spending time with friends on the beach is fun.
Sarhoş sürücü geceyi nezarethanede geçirmek zorunda kaldı.The drunk driver had to spend the night in jail.
Biz akşamı gülüp fıkra anlatarak geçirdik.We spent the evening laughing and telling jokes.
Martin Luther King hayatını adalet arayarak geçirdi.Martin Luther King spent his life seeking justice.
Tom her gün tek başına oldukça fazla zaman geçirmeyi seviyor.Tom likes to spend quiet time alone every day.
Tom bütün gününü yatakta okuyarak geçirdi.Tom spent the whole day reading in bed.
Polis memuru bir kurşun geçirmez yelek giydi.The police officer wore a bulletproof vest.
Eğer kilo vermek istiyorsanız, yemeksiz bir gün geçirin.If you want to lose weight, spend a day without meals.
Eğer zayıflamak istiyorsan bir günü yemeksiz geçir.If you want to lose weight, spend a day without meals.
Bütün günü odayı temizleyerek geçirdim.I spent the whole day cleaning up the room.
Beni asla canlı ele geçiremeyeceksin!You'll never take me alive!
Hiç bir kalp krizi geçirdin mi?Have you ever had a heart attack?
Konserveler hava geçirmez bir conta ile kavanozda saklanmalıdır.Preserves must be stored in a jar with an airtight seal.
Adam uyuşturucu bulundurmaktan hapiste 3 yıl geçirdi.Adam spent 3 years in jail for drug possession.
Tatilinizi nasıl geçirdiniz?How did you spend your holiday?
Bütün günümü o romanı okuyarak geçirdim.I spent the whole day reading that novel.
1944'ün Haziranında Roma'yı ele geçirdiler.They captured Rome in June of 1944.
Onlar diğer bir çiftçiyi ve oğlunu da ele geçirdiler.They also captured another farmer and his son.
Onun çiçek hastalığının zayıf evresini geçirdiğini söylediler.They said he had a weak form of smallpox.
Onlar büyük Belçika limanı Antwerp'i ele geçirdiler.They captured the great Belgian port of Antwerp.
Onlar kuzey Michigan'da bir Amerikan kalesi ele geçirdi.They captured an American fort in northern Michigan.
O bir kalp krizi geçirmişti.He had suffered a heart attack.
Zamanının çoğunu okuyarak geçirdi.He spent much of his time reading.
O, zamanın çoğunu yazlık evinde geçirdi.He spent most of the time at his summer home.
O altmışıncı doğum gününü hastanede geçirdi.He spent his sixtieth birthday in the hospital.
İngilizler Breed's Hill'i ele geçirdi.The British captured Breed's Hill.
Birçoğu İngiliz fabrikalarında yıllar geçirmişti.Many had spent years in British factories.
Adams, savaş yıllarının çoğunu Avrupa'da geçirdi.Adams spent most of the war years in Europe.
Birkaç gün içerisinde, Japonya, Amerikan Guam adasını ele geçirdi.Within days, Japan captured the American island of Guam.
Japonya'da, askeri liderler, hükümetin kontrolünü ele geçirdiler.In Japan, military leaders gained control of the government.
Japonya ordusu 1931 yılının sonlarında Tokyo hükümetinin kontrolünü ele geçirdi.Japan's army took control of the government in Tokyo in late 1931.
Washington'un ordusu Trenton'u ele geçirdi.Washington's army has captured Trenton.
Kongre öneriyi geçirdi.Congress passed the proposal.
Franko'nun güçleri İspanya'da kontrolü ele geçirdi.Franco's forces took control in Spain.
Tokyo harekete geçmede boşa zaman geçirmedi.Tokyo wasted no time in taking action.
Remington Havana'da birkaç ay geçirdi.Remington spent several months in Havana.
Uzun tartışmadan sonra, Kongre tasarıyı geçirdi.After much debate, Congress passed the bill.
Farragut, New Orleans'ı savaş olmadan ele geçirdi.Farragut captured New Orleans without a fight.
1862'de Kongre Homstead Yasasını geçirmişti.In 1862, Congress had passed the Homestead Act.
Ağustos ayı sonlarında İtilâf Devletleri, Paris'i ele geçirdi.In late August, the Allied forces captured Paris.
Tatillerde, ben günleri hiçbir şey yapmadan geçirdim.In the holidays, I spent days doing nothing.
Gebe kadınlar genellikle sabah bulantısı geçirirler.Pregnant women often experience morning sickness.
Yolculuğu hakkında onunla konuşarak iyi vakit geçirdi.She had a good time talking with him about his trip.
O, onunla konuşarak iyi bir zaman geçirdi.She had a good time talking with him.
O, onunla zaman geçirmeye can atıyordu.She was looking forward to spending time with him.