Geçit ele geçirildi.The pass was intercepted.
Tom ile vakit geçirmekten keyif aldım.I enjoyed spending time with Tom.
Tom zamanının çoğunu sörf yaparak geçirir.Tom spends most of his time surfing.
Tom zor bir gün geçirdiğini söyledi.Tom said he had a difficult day.
Neredeyse sinir krizi geçirdim.I almost had a nervous breakdown.
Hiç ciddi bir hastalık geçirdin mi?Have you had any serious illnesses?
Tom ve Mary konserde iyi zaman geçirdiklerini söyledi.Tom and Mary said that they had a good time at the concert.
Tom ve Mary bana konserde iyi zaman geçirdiklerini söyledi.Tom and Mary told me they had a good time at the concert.
Sami ve Leyla birlikte çok zaman geçiriyorlar.Sami and Layla do spend a lot of time together.
Senin için iğneye iplik geçireyim.Let me thread the needle for you.
Tom sık sık hafta sonlarını ormanda kulübesinde geçirir.Tom often spends his weekends in his cabin in the woods.
Ailenle ne kadar vakit geçiriyorsun?How much time do you spend with your family?
Ailenizle ne kadar vakit geçiriyorsunuz?How much time do you spend with your family?
Tom'la konuşarak birçok akşam geçirdim.I've spent many evenings talking with Tom.
Avustralya'da şahane bir tatil geçirdik.We had a fantastic holiday in Australia.
Tom Noel arifesini ailesiyle geçirecek.Tom will spend Christmas Eve with his family.
Günlerini nasıl geçiriyorsun?How do you spend your days off?
Tom geçen ay Avustralya'da üç hafta geçirdi.Tom spent three weeks in Australia last month.
Kötü bir gün geçiriyorsun, değil mi?You're having a bad day, aren't you?
Hayatımın geri kalanını burada geçirmek istemiyorum.I don't want to spend the rest of my life here.
Boş zamanlarınızı geçirmek için en sevdiğiniz yol nedir?What's your favorite way to spend your free time?
Sen ve ben gerçekten birlikte iyi zamanlar geçirdik, değil mi?You and I've had some really good times together, haven't we?
Keşke seninle birlikte daha fazla zaman geçirebilseydim.I wish that you and I could spend more time together.
Senin ve benim birlikte biraz zaman geçirebildiğimize sevindim.I'm glad you and I were able to spend some time together.
Tom görmüş geçirmiş biri.Tom has been around the block.
Sırt çantan su geçiriyor mu?Is your pack waterproof?
Kamp çantan su geçiriyor mu?Is your pack waterproof?
Ceketim su geçiriyor.My jacket isn't waterproof.
Yılbaşını nasıl geçirdin?How did you spend New Year's Day?
Geçen yaz tatilini nasıl geçirdin?How did you spend last summer vacation?
Akşamlarınızı genellikle nasıl geçiriyorsunuz?How do you usually spend your evenings?
Tatilinizi genellikle nasıl geçiriyorsunuz?How do you usually spend your holidays?
Bütün günü evimi temizleyerek geçirdim.I spent the whole day cleaning my house.
Tom telaşlı bir sabah geçirdi.Tom had a hectic morning.
Tom tüm günü internette geçirdi.Tom spent the entire day online.
Avustralya'da yaklaşık üç ay geçirmek istiyoruz.We'd like to spend about three months in Australia.
Hırvatistan iyi bir birinci yarı geçirdi.Croatia had a good first half.
Zor bir gece geçirmişsin gibi görünüyor.It looks like you had a rough night.
Tom ve Mary, ellerinden geldiğince birlikte çok zaman geçirdiler.Tom and Mary spent as much time together as they could.
Tom, yazı Avustralya'da geçirmelidir.Tom ought to spend the summer in Australia.
Sami iyi bir gece geçiriyordu.Sami was having a good night.
Sami orada bir gece geçirdi.Sami spent one night there.
Tom iyi bir gün geçiriyor değil mi?Tom is having a good day, isn't he?
Sami ramazanı yalnız geçirdi.Sami spent Ramadan alone.
Sami ramazanı yalnız geçirir.Sami spends Ramadan alone.
Sami ve Leyla kaza geçirdi.Sami and Layla had an accident.
Sami ramazanı oruçlu geçirdi.Sami fasted during Ramadan.
Sami üç ayların tamamını oruçlu geçirdi.Sami fasted throughout the whole three holy months.
Dün iyi vakit geçirdik.We had a good time yesterday.
Tom bütün akşamı telefonda geçirdi.Tom spent all evening on the phone.
Tom yazı anneannesinin evinde geçirdi.Tom spent the summer at his grandmother's.
Tom yazı babaannesinin evinde geçirdi.Tom spent the summer at his grandmother's.
Tom geceyi yalnız geçirdi.Tom spent the night alone.
Tüm günü parkta geçirdik.We spent all day in the park.
Hoşça vakit geçirmeye çalış.Try to have fun.
Tom ve Mary bütün sabahı, evi temizleyerek geçirdi.Tom and Mary spent all morning cleaning the house.
Tom travma geçiriyordu.Tom was traumatized.
Sanırım kalp krizi geçiriyor.I think he's having a heart attack.
Haftada yaklaşık üç saatimi çello pratiği yaparak geçiririm.I spend about three hours a week practicing the cello.
Tom'un şirketi piyasayı ele geçirdi.Tom's company cornered the market.