Tom hapiste üç ay geçirdi.Tom spent three months in jail.
Zamanımın çoğunu oturma odamda dans ederek geçiririm.I spend most of my time dancing in my living room.
Onunla benden daha fazla zaman geçiriyorsun.You spend more time with him than me.
Onlarla benden daha fazla zaman geçiriyorsun.You spend more time with them than me.
Sen onunla benden daha fazla zaman geçiriyorsun.You spend more time with her than me.
Tom bir sıcak çarpması geçirdi.Tom had a heat stroke.
Geceyi hangi pansiyonda geçirdiniz?At which hostel did you spend the night?
Geceyi şu pansiyonda geçirebiliriz.We can spend the night in that hostel.
Tom hapiste otuz gün geçirdi.Tom spent thirty days in jail.
O uykusuz bir gece geçirdi.He spent a sleepless night.
Uykusuz bir gece geçirdim.I passed a sleepless night.
Biz harika bir yıl geçiriyoruz.We're having a wonderful year.
Biz harika bir zaman geçiriyoruz.We're having a wonderful time.
Onlar öğleden sonranın bir kısmını kentte dolaşarak geçirdi.They spent part of the afternoon strolling through the city.
Onlar birlikte harika bir zaman geçirdiler.They spent a wonderful time together.
Ben Gazze'den Filistinli bir aile ile bir hafta geçirdim.I spent a week with a Palestinian family from Gaza.
Plajda çok iyi vakit geçirdik.We had a whale of a time at the beach.
Tom harika bir yıl geçirdi.Tom has had a great year.
Tom yoğun bir ay geçirdi.Tom has had a busy month.
Dışarı çıkalım ve dostlarımızla iyi vakit geçirelim.Let's go out and have a good time with our friends.
Tom büyük ebeveynleriyle çok zaman geçirirdi.Tom used to spend a lot of time with his grandparents.
Tom ile vakit geçirmek istiyorum.I want to spend time with Tom.
İyi vakit geçirmek istiyorum.I want to have a good time.
Bunu gözden geçirmek istiyorum.I want to look into this.
Boston'da biraz daha zaman geçirmek istedim.I wanted to spend more time in Boston.
Diktatör bir askeri darbeyle iktidarı ele geçirdi.The dictator seized power in a military coup.
Tom bütün zamanını bilgisayarda geçirir.Tom spends all his time on the computer.
Güzel bir hafta sonu geçirdik.We had a nice weekend.
Boston'da harika bir zaman geçirdim.I've had a great time in Boston.
İyi bir yıl geçirdiğimizi düşünüyorum.I think we had a good year.
Boston'da Tom ile vakit geçirdim.I spent time with Tom in Boston.
Belki Tom bir kaza geçirdi.Maybe Tom was in an accident.
Çok güzel bir sabah geçirdim.I had a very nice morning.
Ben gerçekten harika bir zaman geçirdim.I had a really great time.
Tom oldukça iyi bir gün geçirdi.Tom had a pretty good day.
Ben gerçekten iyi bir zaman geçirdim.I had a really good time.
Tom güzel bir gün geçiriyor.Tom is having a good day.
Geceyi çim üzerinde yıldızlara bakarak geçirdi.He spent the night lying on the grass, looking at the stars.
Tom Boston'da vakit geçirdi.Tom spent time in Boston.
Geceyi kız kardeşinde geçirmek zorunda kaldı.He had to spend the night at his sister's.
Geçen hafta sonu çok harika zaman geçirdim.I had a great time last weekend.
Tom iyi bir gün geçirmiyordu.Tom wasn't having a good day.
Tom hapiste üç gün geçirdi.Tom spent three days in jail.
Orada iyi bir vakit geçireceğim.I'll have a good time there.
Tom iyi bir yaz geçiriyor.Tom is having a good summer.
Ben çok iyi bir hafta sonu geçirdim.I had a pretty good weekend.
Tom'la yarım gün geçirdim.I spent half a day with Tom.
Tom çok iyi bir yıl geçirdi.Tom's had a very good year.
Tom gerçekten iyi bir yıl geçirdi.Tom really had a good year.
Tom iyi bir gün geçirmedi.Tom didn't have a good day.
Tom yılın çoğunu Mary'nin Senato kampanyasında bir eleman olarak çalışarak geçirdi.Tom spent much of the year working as a staffer on Mary's Senate campaign.
Ben her zaman kalp krizi geçirmenin bir ölüm alameti olduğunu düşündüm.I always thought that suffering a heart attack was an omen of death.
Bugün yoğun bir gün geçirdim.I had a busy day today.
Tom ile harika zaman geçirdim.I had a great time with Tom.
Ben çok yoğun bir gün geçirdim.I've had a very busy day.
Tom yoğun bir hafta sonu geçirecek.Tom will have a busy weekend.
İyi bir yıl geçirdiğimizi sandım.I thought we had a good year.
Tom tüm zamanını resim yaparak geçirir.Tom spends all of his time painting.
Tom sadece kötü bir gün geçiriyordu.Tom was just having a bad day.
Tom Mary'ye haftada kaç saat okuyarak geçirdiğini sordu.Tom asked Mary how many hours a week she spent reading.