Dan'la iyi geçinmek zordur.Il est difficile de bien s'entendre avec Dan.
Marge'ın Lisa ile iyi bir ilişkisi vardır ve ikili, tamamen iyi geçinmektedirler.Marge a une bonne relation avec Lisa et toutes deux paraissent bien s'entendre.
Herkesle iyi geçinmeye çalışır.Elle essaye de mettre tout le monde d'accord.
Nüfusunun kalan kısmı, küçük ölçekte ticaretle geçinmektedir.Le reste de la province profite moins du grand commerce maritime.
Köy tam manasıyla emekli köyüdür ve halk emekli maaşlarıyla geçinmektedir.Les fonctionnaires recevaient un salaire suffisant et leurs veuves une pension.
Az bir kısmı ise cifçilikle geçinmektedir.Peu d'entre eux parviennent en Division Honneur.
Neden iyi geçinmeye çalışmıyoruz?¿Por qué no intentamos llevarnos bien?
Çocuklar ve yaşlı insanlar ile çok iyi geçinmektedir.Son muy amables con niños, familias y personas mayores.
Marge'ın Lisa ile iyi bir ilişkisi vardır ve ikili, tamamen iyi geçinmektedirler.Mona se lleva muy bien con Lisa, ya que ambas tienen el mismo nivel intelectual alto.
Johnny'nin düşmanıdır ama daha sonra iyi geçinmeye başlamıştır.Tony es secuestrado, pero afortunadamente todo sale bien.
Ara sıra özel dersler vererek ve kitaplarını satarak geçinmeye çalışır.Más tarde se dedicará exclusivamente a la venta de sus propios libros.
Tom iyi geçinmek için en zor adamlardan biridir.Tom è uno degli uomini più difficili con cui andare d'accordo.
Günümüzde köy halkının neredeyse tamamı balıkçılık ile geçinmektedir.Oggi è un paese quasi completamente votato alla pesca.
Onlarla bağlantısını koparmak için onlarla iyi geçinmeye bakar.Stiamo compiendo ogni sforzo possibile per contattare queste persone.
Uyumsuz bireyler kendi çıkarlarını diğerleriyle geçinmekten üstün tutarlar.Недоброжелательные индивиды ценят свои собственные интересы выше возможности ладить с другими людьми.
Herkesle iyi geçinmeye çalışır.Старается быть со всеми в хороших отношениях.
Sadece müşterilerden alınan bahşiş ve hediyelerle bile geçinmek mümkün hâle gelmiştir.Нельзя отказываться от подарков и пожеланий.
Aynı eve girdiklerinde anladılar ki geçinmek hiç de kolay olmayacak.Остановившись невдалеке от него, они поняли, что проехать его им не удастся.
Eskiden halkı reçberlikle geçinmekteydi.Старуха умела колдовать.
Marge'ın Lisa ile iyi bir ilişkisi vardır ve ikili, tamamen iyi geçinmektedirler.مارج علاقتها بليسا جيدة ويبدو أنهم دائما متفاهمين.
Nüfusunun kalan kısmı, küçük ölçekte ticaretle geçinmektedir.في حين يعمل قسم آخر من سكان المدينة في التجارة الصغيرة نسبيًا.
Herkesle iyi geçinmeye çalışır.É sobre tentar agradar a todo mundo.
Ayrıca geçinmek devlet memurluğu şekilde görevler aldi.Com o tempo, acabariam adquirindo também funções administrativas.
Siyasetle ilgilenmeyip öğretmenlik ve tüccarlıkla geçinmeye çalıştı.Não exerceu a advogacia dedicando-se à política e aos negócios.
Nüfusunun kalan kısmı, küçük ölçekte ticaretle geçinmektedir.De begane grond bevat detailhandel.
Aynı eve girdiklerinde anladılar ki geçinmek hiç de kolay olmayacak.Gdy wreszcie docierają do miasta, okazuje się że wejście wcale nie jest łatwe.
Uyumsuz bireyler kendi çıkarlarını diğerleriyle geçinmekten üstün tutarlar.Przedkładał szczęście innych, nad swoje.
Marge'ın Lisa ile iyi bir ilişkisi vardır ve ikili, tamamen iyi geçinmektedirler.Marge har en god relation med Lisa och umgås en hel del med henne.
Bu haydutlar gelip geçenleri öldürüp, para ve eşyalarına el koyarak geçinmektedirler.Så de får tillbaka sina vapen och sina pengar.
Çocuklar ve yaşlı insanlar ile çok iyi geçinmektedir.Den fungerar mycket bra tillsammans med barn, familjer och äldre.
Halkın çoğunluğu tarımla geçinmektedir.En majoritet av befolkningen anser sig vara lyckliga.
Hıristiyanlarla iyi geçinmediğimizi kim söylüyor?Вважалося, що вона не є здоровою для християн.
Köy nadiren gurbetçilikle geçinmektedir.Йорк рідко виступає як сольний виконавець.
Hıristiyanlarla iyi geçinmediğimizi kim söylüyor?Nu suntem buni creștini.
Burada geçinmeye çalışıyorum.Încerc să îmi fac o viață aici.
Tom Ripley (Matt Damon) 1950lerde New York'ta geçinmeye çabalayan genç bir adamdır.Tom Ripley egy fiatal férfi, aki bármit megtesz, hogy meg tudjon élni New York-ban.
Hayvancılık yaparak geçinmeye çalışırlarmış.Tenyésztése érdekében kísérletek folynak.
Ailesi pamuk ve tütün toplayıcılığı ile geçinmekteydi.Apja cipész- és kőművesmunkával tartotta el családját.
Johnny'nin düşmanıdır ama daha sonra iyi geçinmeye başlamıştır.Johnnyn voimat eivät toimi kunnolla, mutta hän juuri ja juuri selviytyy.
Aynı eve girdiklerinde anladılar ki geçinmek hiç de kolay olmayacak.Joutuessaan palaamaan takaisin miehensä luokse, hän saa huomata, ettei ero olekaan niin helppo.
Marge'ın Lisa ile iyi bir ilişkisi vardır ve ikili, tamamen iyi geçinmektedirler.Marge har et godt forhold til Lisa og de to ser ud til at komme ganske godt ud af det med hinanden.
Çocuklar ve yaşlı insanlar ile çok iyi geçinmektedir.Den er nyttig for handicappede og ældre.
Köy tam manasıyla emekli köyüdür ve halk emekli maaşlarıyla geçinmektedir.Ældrechecken har det officielle navn supplerende pensionsydelse til folkepensionister.
Cebiş'in ailesi de savaşta olduğu için zor geçinmektedirler.Bukan tidak mungkin bahwa kerabat para pelamar juga bergabung dalam perang.
25 yıl önce Ergene nehrinden balıkçılık yaparak da geçinmek mümkündü.Dahulu disini dapat dijumpai ikan-ikan yang sudah perpuluh tahun mendiami sendang.
Az bir kısmı ise cifçilikle geçinmektedir.Hanya sebagian kecil yang menggunakan persawahan.
Herkesle iyi geçinmeye çalışır.Nhân là cách cư xử tốt với mọi người.
Johnny'nin düşmanıdır ama daha sonra iyi geçinmeye başlamıştır.ジョーイのルームメイトだが、最初は気が合わなかった。
Çocuklar ve yaşlı insanlar ile çok iyi geçinmektedir.子供と年寄りにはとても優しい。
Hıristiyanlarla iyi geçinmediğimizi kim söylüyor?私はあなた方がキリスト教徒ではないと言おう。
Köyde kalan insanlar ise çoğunlukla çay tarımından geçinmektedir.無論在城市后在鄉村,人們通常用拌鹹茶待客。
Hıristiyanlarla iyi geçinmediğimizi kim söylüyor?所以,是不适合基督徒。
25 yıl önce Ergene nehrinden balıkçılık yaparak da geçinmek mümkündü.낚시 배 위에서 25시간 있었던 적이 있을 정도로 낚시를 좋아한다.
Herkesle iyi geçinmeye çalışır.모두를 만족시키고 싶어한다.
Günümüzde köy halkının neredeyse tamamı balıkçılık ile geçinmektedir.רוב אדמות הכפר משמשות היום לבריכות דגים.
Nüfusunun kalan kısmı, küçük ölçekte ticaretle geçinmektedir.רוב האוכלוסייה מתפרנסת מעסקים קטנים וממסחר.
Günümüzde köy halkının neredeyse tamamı balıkçılık ile geçinmektedir.Днес жителите на района разчитат единствено на риболов.
Nüfusunun kalan kısmı, küçük ölçekte ticaretle geçinmektedir.Малка част от населението на Гостиля се препитава с търговия.
Çocuklar ve yaşlı insanlar ile çok iyi geçinmektedir.Je vhodný aj k deťom či starším ľuďom.
Köy tam manasıyla emekli köyüdür ve halk emekli maaşlarıyla geçinmektedir.Tvorí rekreačné zázemie pre obec a blízky domov dôchodcov.