Ana içeriğe geç
Sözlük

geçim ile cümle

geçim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O, şarkı söyleyerek geçimini sağlıyor.He makes his living by singing.
Michael geçim yapmak için zor bir süreç geçirdi.Michael had a hard time making ends meet.
Tom geçimini hala ebeveynlerinden mi sağlıyor?Does Tom still rely on his parents?
Emekli maaşı geçim harcamaları için yeterli değildir.The pension is not sufficient for living expenses.
Sen oradayken geçimini neyle sağlayacaksın?What will you live on while you are there?
Sally, piyano dersleri vererek geçimini sağlıyor.Sally earns her living by giving piano lessons.
Zavallı kız, çiçek satarak geçimini sağladı.The poor girl made a living by selling flowers.
Geçim masraflarını azaltsan iyi olur.You had better cut down your living expenses.
Kendi geçimini yapacak kadar yaşlıdır.You are old enough to make your own living.
Erkek kardeşim geçim harcamaları için hâlâ ebeveynlerimize bağlıdır.My brother still depends on our parents for his living expenses.
Geçimini sağlayacak büyük bir ailem var.I have a large family to provide for.
O zamanlarda kötü bir gelirim vardı ve onunla geçimimi sağlayamadım.At that time I had a poor income and couldn't live on it.
Evinin geçimini sağlar.He brings home the bread and butter.
Geçimini sağlamak için bir emekli maaşı var.He has a pension to live on.
Geçimini sağlaması gereken büyük bir ailesi var.He has a large family to provide for.
Bir satıcı olarak geçimini sağlıyor.He makes a living as a salesman.
Piyano çalarak geçimini sağlar.He earns his living by playing the piano.
O ailesinin geçimini sağlamaktadır.He provides for his family.
O, geçimini öğretmenlik yaparak kazanır.He earns his living by teaching.
O, asla kendi geçimini yapmak zorunda kalmadı.He's never had to earn his own living.
O, ailesinin geçimini sağlayamaz.He is unable to provide for his family.
O,genç olduğu için,geçimini sağlayacak büyük bir aileye sahip.Young as he is, he has a large family to provide for.
O, geçimsizdir.He is out of tune.
Onların, geçimini sağlayacak bir sürü çocukları vardı.They had a lot of children to provide for.
O nasıl geçim yapacağını şaşırmış halde.She's at a loss how to make ends meet.
Kendi geçimini kazanmak zorunda kalacak.She will have to earn her own living.
O, tablolarını satarak geçimini sağlıyor.She earns a living by selling her paintings.
Geçim giderleri için ailesine bağlıdır.She depends on her parents for living expenses.
Geçimini sağlayacak rahat bir geliri var.She has a comfortable income to live on.
Onun yaşlılığında geçimini sağladı.She provided for her old age.
Bir baba ailesinin geçimini sağlar.A father provides for his family.
Geçimini nasıl sağlarsın?What do you do for a living?
Geçimini yazar olarak sağlıyor.He makes a living as a writer.
O beyefendi geçimini sağlamak için ne işle meşgul?What does that gentleman do for a living?
Tom geçimini sağlamak için bir kamyon sürmektedir.Tom drives a truck for a living.
Ayda üç yüz dolarla geçimimi sağlıyorum.I live off 300 dollars a month.
Geçimimi sağlamak için şarkı söylüyorum.I sing to make my living.
Bu ailenin geçimini sağlayan kişi o.She's the breadwinner in this family.
Tom geçimini neyle sağlar?What does Tom do for a living?
Tom bir seyyar satıcı olarak geçimini sağlıyor.Tom makes a living as a traveling salesman.
Tom yirmili yaşlarının başında iken geçimini güçlükle sağlıyabiliyordu.Tom could barely make ends meet when he was in his early twenties.
Tom Mary'ye babasının geçimini sağlamak için ne yaptığını sordu.Tom asked Mary what her father did for a living.
Tom bir müzisyen olarak geçimini sağlayamıyordu.Tom couldn't make a living as a musician.
Tom geçimini sağlamak için ne yaptığı hakkında konuşmaya başladı.Tom began talking about what he did for a living.
O adadaki halk geçimini balıkçılıkla sağlıyor.That island's population lives on fishing.
David'in hiç istikrarlı bir işi olmadı fakat her zaman geçimini sağlayabildi.David has never had a steady job, but he's always managed to make ends meet.
Tom ve Mary'nin geçim sorunu var.Tom and Mary have trouble getting along.
Bay Tanaka küçük bir kırtasiye dükkanı çalıştırarak geçimini yapıyor.Mr. Tanaka makes a living by running a small stationery shop near the station.
O, ailenin geçimini sağlayan tek kişi.He's the sole breadwinner for the family.
Ben Varşova'yı terk etmek ve geçimimi başka bir yerde sağlamak zorunda kaldım.I had to leave Warsaw and make my living somewhere else.
Seninle kalıyorken geçimimi sağlamak istiyorum.I'd like to earn my keep while I'm staying with you.
Şimdi geçimimi sağlayamıyorum.I can't make ends meet now.
Sen geçimsizsin.You're difficult.
Geçimini sağlamakta zorluk çekti.He had a hard time making a living.
Geçimimi sağlamak için bunu yapabilirim.I could do this for a living.
Çalgı çalarak geçimimi sağlıyorum.I make a living playing music.
Bizim ev sahibesi gerçek bir geçimsiz kadın!Our landlady is a real battle-axe!
Geçimimi kıt kanaat sağlıyorum.I get by.
Tom ailede evin geçimini sağlayan tek kişi.Tom is the only breadwinner in the family.
Geçimimi sağlamak için Fransızcayı yeterince iyi konuşabileceğime eminim.I'm sure I can speak French well enough to get by.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod