Gazetelerdeydik, üç yıl sonra bile haberlerdeydik, ama hemen ardından çok trajik birşey yaşandı.Bahkan kami masih menjadi berita tiga tahun kemudian, tapi sayangnya, sesuatu yang tragis terjadi setelah itu.
Gazetelerdeydik, üç yıl sonra bile haberlerdeydik, ama hemen ardından çok trajik birşey yaşandı.우린 신문에 실렸었고, 심지어 삼 년 후에도 뉴스에 언급됩니다. 하지만 불행히도, 매우 비극적인 일이 직후에 터집니다.
Gazetelerdeydik, üç yıl sonra bile haberlerdeydik, ama hemen ardından çok trajik birşey yaşandı.О нас писали в газетах, причём ещё в течение трёх лет спустя. Но, к сожалению, после этого произошла трагедия.
Gazetelerdeydik, üç yıl sonra bile haberlerdeydik, ama hemen ardından çok trajik birşey yaşandı.كنا في الصحف، وبقينا نتصدر الأخبار لثلاث سنوات، ولكن، لسوء الحظ، شيء مأساوي حدث مباشرة بعد ذلك.
Gazetelerdeydik, üç yıl sonra bile haberlerdeydik, ama hemen ardından çok trajik birşey yaşandı.しかし その直後に 不運な出来事がありました 母が 重い病気を患ったんです
Gazetelere güvenmediğini söyleyebilirsin. Ama gördüğün şeyinしかし今 目にしたものを
Gazetelere güvenmediğini söyleyebilirsin.Bạn có thể nói rằng bạn không tin báo chí.
Gazetelere güvenmediğini söyleyebilirsin.che ci è data dal telefono cellulare munito di macchina fotografica,
Gazetelere güvenmediğini söyleyebilirsin.Du kan säga att du inte litar på tidningar.
Gazetelere güvenmediğini söyleyebilirsin.Je kan zeggen dat je kranten niet vertrouwt.
Gazetelere güvenmediğini söyleyebilirsin.카메라가 달린 핸드폰을 사용해서 전세계로 이미지를
Gazetelere güvenmediğini söyleyebilirsin.Można powiedzieć, że nie ufa się gazetom.
Gazetelere güvenmediğini söyleyebilirsin.[Podes dizer que não confias nos jornais.]
Gazetelere güvenmediğini söyleyebilirsin.Poți spune că nu ai încredere în ziare.
Gazetelere güvenmediğini söyleyebilirsin.Sie können sagen, Sie vertrauen den Zeitungen nicht.
Gazetelere güvenmediğini söyleyebilirsin.Vous pouvez dire que vous ne faites pas confiance aux journaux.
Gazetelere güvenmediğini söyleyebilirsin.Μπορείς να πεις ότι δεν εμπιστεύεσαι τις εφημερίδες.
Gazetelere güvenmediğini söyleyebilirsin.Вы можете сказать, что вы не доверяете газетам.
Gazetelere güvenmediğini söyleyebilirsin.תגידו: איננו מאמינים לעיתונים.
Gazetelere güvenmediğini söyleyebilirsin.التي أتاحتها لنا الهواتف المحمولة التي تتضمن كاميرات بداخلها،
Gazeteler geldi mi?- Itt vannak az újságok?
Gazeteler geldi mi?Έφτασαν οι εφημερίδες;
Gazeteler geldi mi?هل الصحيفة وصلت؟ الصحيفة
Gazeteler için 1,100'den fazla porte çizdim, 300 yıldan beri -- 30 yıl, afedersiniz, 30 yıl sadece.지금까지 제가 신문에 실은 초상화는 1,100 작품이 넘습니다. 지난 300, 아니 30년 동안 - 죄송합니다. 지난 30년 동안만 신문에 초상화를 실었습니다.
Gazeteler için 1,100'den fazla porte çizdim, 300 yıldan beri -- 30 yıl, afedersiniz, 30 yıl sadece.Am făcut peste 1.100 de portrete pentru ziare, doar în ultimii 300, pardon, 30 de ani.
Gazeteler için 1,100'den fazla porte çizdim, 300 yıldan beri -- 30 yıl, afedersiniz, 30 yıl sadece.Eu já fiz mais de 1100 retratos para jornais, ao longo de 300 — não, 30 anos apenas.
Gazeteler için 1,100'den fazla porte çizdim, 300 yıldan beri -- 30 yıl, afedersiniz, 30 yıl sadece.Jag har själv skapat mer än 1.100 porträtt till dagstidningar under 300 - 30 år, förlåt 30 år bara.
Gazeteler için 1,100'den fazla porte çizdim, 300 yıldan beri -- 30 yıl, afedersiniz, 30 yıl sadece.J'ai réalisé moi-même plus de 1 100 portraits pour les journaux, sur 300 -- 30 ans, pardon, 30 ans seulement.
Gazeteler için 1,100'den fazla porte çizdim, 300 yıldan beri -- 30 yıl, afedersiniz, 30 yıl sadece.Sám jsem zhotovil přes 1 100 portrétů pro noviny, v období 300 -- 30 let, omlouvám se, jen 30 let.
Gazeteler için 1,100'den fazla porte çizdim, 300 yıldan beri -- 30 yıl, afedersiniz, 30 yıl sadece.Sam narysowałem około 1100 portretów dla gazet, przez 300 -- 30 lat, przepraszam, tylko 30 lat.
Gazeteler için 1,100'den fazla porte çizdim, 300 yıldan beri -- 30 yıl, afedersiniz, 30 yıl sadece.Sám som pre noviny vytvoril viac ako 1100 portrétov v priebehu 300 - 30 rokov, prepáčte, iba 30 rokov.
Gazeteler için 1,100'den fazla porte çizdim, 300 yıldan beri -- 30 yıl, afedersiniz, 30 yıl sadece.Több mint 1100 portrét készítettem újságoknak az elmúlt 300 -- 30 év, bocsánat, mindössze 30 év során.
Gazeteler için 1,100'den fazla porte çizdim, 300 yıldan beri -- 30 yıl, afedersiniz, 30 yıl sadece.Tôi đã vẽ hơn 1100 chân dung. cho các tờ báo, cũng đã 300 -- 30 năm, xin lỗi, chỉ 30 năm thôi.
Gazeteler için 1,100'den fazla porte çizdim, 300 yıldan beri -- 30 yıl, afedersiniz, 30 yıl sadece.Я написал более 1 100 портретов за последние 300 лет, извините, за 30 лет.
Gazeteler için 1,100'den fazla porte çizdim, 300 yıldan beri -- 30 yıl, afedersiniz, 30 yıl sadece.עשיתי יותר מ-1100 דיוקנים בעצמי לעיתונים, במשך 300 -- 30 שנה, סליחה, 30 שנה בלבד.
Gazeteler için 1,100'den fazla porte çizdim, 300 yıldan beri -- 30 yıl, afedersiniz, 30 yıl sadece.新聞紙上に、300年-失礼、30年にわたってです (笑)
Gazeteleri gördünüz mü?Czytał pan gazety?
Gazeteleri gördünüz mü?Har du læst avisen?
Gazeteleri gördünüz mü?Har du sett tidningen?
Gazeteleri gördünüz mü?Ha visto i giornali?
Gazeteleri gördünüz mü?¿Ha visto los periódicos?
Gazeteleri gördünüz mü?Viu os jornais?
Gazeteleri gördünüz mü?Είδατε τις εφημερίδες;
Gazeteleri gördünüz mü?Вы видели газеты?
"Gazetelerin bazı olağanüstü şeyler var, örneğin," dedi denizci."Ada beberapa hal luar biasa di koran-koran, misalnya," kata pelaut.
"Gazetelerin bazı olağanüstü şeyler var, örneğin," dedi denizci."Ci sono alcune straordinarie cose sui giornali, per esempio," disse il marinaio.
"Gazetelerin bazı olağanüstü şeyler var, örneğin," dedi denizci."Có thêm một số điều bình thường trên các tờ báo, ví dụ," cho biết các thủy thủ.
"Gazetelerin bazı olağanüstü şeyler var, örneğin," dedi denizci."Det finns en del extra saker i tidningar, till exempel", sade sjöman.
"Gazetelerin bazı olağanüstü şeyler var, örneğin," dedi denizci."Er is een aantal extra-gewone dingen in kranten, bijvoorbeeld," zei de zeeman.
"Gazetelerin bazı olağanüstü şeyler var, örneğin," dedi denizci."Es gibt einige außergewöhnliche Dinge in den Zeitungen, zum Beispiel", sagte der Seemann.
"Gazetelerin bazı olağanüstü şeyler var, örneğin," dedi denizci."Il ya certaines choses extra-ordinaires dans les journaux, par exemple," dit le marin.
"Gazetelerin bazı olağanüstü şeyler var, örneğin," dedi denizci."Jest kilka nadzwyczajnych rzeczy w gazetach, na przykład," powiedział marynarz.
"Gazetelerin bazı olağanüstü şeyler var, örneğin," dedi denizci."Jsou tam mimořádné věci v novinách, například," řekl námořník.
"Gazetelerin bazı olağanüstü şeyler var, örneğin," dedi denizci."신문의 일부 추가 - 일반적인 것들이 있는데, 예를 들어,"Mariner는 말했다.
"Gazetelerin bazı olağanüstü şeyler var, örneğin," dedi denizci."Obstaja nekaj izredni stvari v časopisih, na primer," je dejal Mariner.
"Gazetelerin bazı olağanüstü şeyler var, örneğin," dedi denizci."Siellä on joitakin satunnaisia asioita sanomalehdissä, esimerkiksi" sanoi Mariner.
"Gazetelerin bazı olağanüstü şeyler var, örneğin," dedi denizci."Sú tam mimoriadne veci v novinách, napríklad," povedal námorník.
"Gazetelerin bazı olağanüstü şeyler var, örneğin," dedi denizci. "Vardır.""Exista anumite lucruri extra-ordinare în ziare, de exemplu," a spus Mariner.
"Gazetelerin bazı olağanüstü şeyler var, örneğin," dedi denizci. "Vardır.""Há algumas coisas extra-ordinárias em jornais, por exemplo", disse o marinheiro.
"Gazetelerin bazı olağanüstü şeyler var, örneğin," dedi denizci. "Vardır.""Hay algunas cosas extraordinarias en los periódicos, por ejemplo", dijo el marinero.