Ana içeriğe geç
Sözlük

gaye ile cümle

gaye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Birbirlerine gayet iyi uyuyorlar.Mereka benar-benar pasangan yang cocok
Birbirlerine gayet iyi uyuyorlar. Sang-yong ve Hee-joong이 정도면 괜찮은 조화야
Birbirlerine gayet iyi uyuyorlar.Вони складуть ідеальну пару.
Birbirlerine gayet iyi uyuyorlar.إنهما يشكلان زوجا جيدا إلى حد ما
Birçok erkeğe göre, arkadaşım Louis gibi, her şey gayet güzel.Att många män säger som min vän Louis, att allt är bra nu.
Birçok erkeğe göre, arkadaşım Louis gibi, her şey gayet güzel.Dass viele Männer wie mein Freund Louis sagen, dass jetzt alles gut ist.
Birçok erkeğe göre, arkadaşım Louis gibi, her şey gayet güzel.Faptul că mulți zic, ca și prietenul meu Louis, că totul e în regulă acum.
Birçok erkeğe göre, arkadaşım Louis gibi, her şey gayet güzel.많은 남성들은 제 친구 루이스처럼 지금은 모든 것이 괜찮다고 말합니다.
Birçok erkeğe göre, arkadaşım Louis gibi, her şey gayet güzel.Que beaucoup d'hommes, comme mon ami Louis, disent que tout va bien maintenant.
Birçok erkeğe göre, arkadaşım Louis gibi, her şey gayet güzel.Que los hombres digan, como dice mi amigo Louis, que todo está bien ahora.
Birçok erkeğe göre, arkadaşım Louis gibi, her şey gayet güzel.Они рассуждают, как мой друг Льюис, что всё в порядке.
Birçok erkeğe göre, arkadaşım Louis gibi, her şey gayet güzel.كثير من الرجال مثل صديقي لويس يقولون "كل شيء بخير الأن"،
Birçok erkeğe göre, arkadaşım Louis gibi, her şey gayet güzel.今はその問題は無いと そして多くの男性が 何も変えようとはしない事
Bir kadın, dikiş makinasını gayet iyi kullanabilirken bir fizyologla iletişim kuramıyor.Eine Frau die gut an einer Nähmaschine arbeitet, kann nicht auf gleicher Ebene mit einem Psychologen sprechen.
Bir kadın, dikiş makinasını gayet iyi kullanabilirken bir fizyologla iletişim kuramıyor.Seorang wanita yang dapat mengoperasikan mesin jahit cukup baik, tidak bisa berkomunikasi dengan fisiolog.
Bir kadın, dikiş makinasını gayet iyi kullanabilirken bir fizyologla iletişim kuramıyor.Una donna che sa usare la macchina da cucire bene, non può comunicare con un fisiologo.
Bir kadın, dikiş makinasını gayet iyi kullanabilirken bir fizyologla iletişim kuramıyor.Una mujer puede operar una máquina de coser tan bien No se puede comunicar con un fisiólogo
Bir kadın, dikiş makinasını gayet iyi kullanabilirken bir fizyologla iletişim kuramıyor.Жена, която може да работи с шевна машина прилично добре, не може да комуникира с физиолог.
Bir kadın, dikiş makinasını gayet iyi kullanabilirken bir fizyologla iletişim kuramıyor.生理科学者とでは、話が通じない ごくわずかしか伝わらないだろう
Bir ţeyim yok, gayet iyiyim.I am ok, it's nothing.
Biz bu konuşmayı biz bunu gayet iyi biliyorum tıpkı ve sahipلدينا هذه المحادثة نحن مثلك نعرف أنه بخير وفقد كل
Biz bu konuşmayı biz bunu gayet iyi biliyorum tıpkı ve sahip彼が探求していたのでとても小屋レッツ彼のインタビューの第二部を見ていない もう少し詳細になるのは見てみましょう
Bize gelenlerin %80'inin Picasso ve Matisse için geldiğini gayet iyi biliyorum.제 전시회 관람객의 80퍼센트는 피카소나 마티스를 보러 온것을 잘 알고 있습니다
Bize gelenlerin %80'inin Picasso ve Matisse için geldiğini gayet iyi biliyorum.Ik besef goed dat 80 procent van mijn publiek komt om Picasso en Matisse te zien.
Bize gelenlerin %80'inin Picasso ve Matisse için geldiğini gayet iyi biliyorum.Je suis tout à fait consciente que 80% du public vient pour voir Picasso et Matisse.
Bize gelenlerin %80'inin Picasso ve Matisse için geldiğini gayet iyi biliyorum.Mi-e destul de clar că 80% din publicul meu e acolo să-i vada pe Picasso şi Matisse.
Bize gelenlerin %80'inin Picasso ve Matisse için geldiğini gayet iyi biliyorum.So perfettamente che l'80% del mio pubblico viene per vedere Picasso e Matisse.
Bize gelenlerin %80'inin Picasso ve Matisse için geldiğini gayet iyi biliyorum.Yo estoy muy consciente de que el 80 por ciento de mi público está allí para ver a Picasso y Matisse.
Bize gelenlerin %80'inin Picasso ve Matisse için geldiğini gayet iyi biliyorum.Γνωρίζω πολύ καλά ότι το 80 τοις εκατό του κοινού μου έρχονται για να δουν Πικάσο και Ματίς.
Bize gelenlerin %80'inin Picasso ve Matisse için geldiğini gayet iyi biliyorum.Съвсем наясно съм, че 80 процента от моята публика е там, за да види Пикасо или Матис.
Bize gelenlerin %80'inin Picasso ve Matisse için geldiğini gayet iyi biliyorum.אני מודעת היטב לעובדה ש80 אחוז מהקהל שלי בא כדי לראות את פיקאסו ומטיס,
Bize gelenlerin %80'inin Picasso ve Matisse için geldiğini gayet iyi biliyorum.انا في غاية الإدراك أن 80 بالمئة من جمهوري متواجد لمشاهدة بيكاسو وماتيز.
Bize gelenlerin %80'inin Picasso ve Matisse için geldiğini gayet iyi biliyorum.その中で 偶然 私の展示に出会い 目が離せなくなるのです
Bizim eve sorgulamaya geldiğinde neredeyse içime düşüyordu. gayet belliydi.Era interessato a me quando e' venuto a casa nostra a farci domande. Era ovvio.
Bizim eve sorgulamaya geldiğinde neredeyse içime düşüyordu. gayet belliydi.Er hat definitiv was von mir gewollt als er da war um uns zu befragen. Es war total auffällig.
Bizim eve sorgulamaya geldiğinde neredeyse içime düşüyordu. gayet belliydi.Il était à fond intéressé par moi quand il est venu nous questionner à la maison. C'était d'une évidence...
Bizim eve sorgulamaya geldiğinde neredeyse içime düşüyordu. gayet belliydi.Σε μένα ερχόταν όταν ήταν στο σπίτι για να μας ανακρίνει. Ήταν ολοφάνερο.
Bizim eve sorgulamaya geldiğinde neredeyse içime düşüyordu. gayet belliydi.Да ладно вам. Он на меня сразу запал, когда допрашивал нас. Все это видели.
Bizim eve sorgulamaya geldiğinde neredeyse içime düşüyordu. gayet belliydi.モロだったわよ どこが?
Bizim için aslolan insanların içtenlikle bahsetmekte zorlandığı konuları gayet dürüstçe konuşabilmekti.이것은 사실상 그 보다는 매우 정직하게 말하고자 하는 우리의 욕구에 관한 것이었고 사람들이 정직하게 말하기 어려운 주제에 관한 것이었습니다.
Bizim için aslolan insanların içtenlikle bahsetmekte zorlandığı konuları gayet dürüstçe konuşabilmekti.זה היה יותר קשור לרצון שלנו לדבר בכנות על נושאים שאנשים מתקשים לדבר עליהם בכנות.
Bizim için aslolan insanların içtenlikle bahsetmekte zorlandığı konuları gayet dürüstçe konuşabilmekti.ولكنه كان في الاساس متصلاً في يخص رغبتنا في التحدث بصراحة عن المواضيع التي يصعب التحدث فيما يخصها بصراحة
Bizim için aslolan insanların içtenlikle bahsetmekte zorlandığı konuları gayet dürüstçe konuşabilmekti.人が避けたがる話題こそ 人々は率直に話し合いたいという強い願望を持っていることです 思うに
Bizim kullandığımız yol gayet mantıklıAgora, nós apenas trabalhamos em cima disso.
Bizim kullandığımız yol gayet mantıklıExistuje 94 143 280 možných sad po 9 kartách v tomto případě.
Bizim kullandığımız yol gayet mantıklı지금까지 우리는 그냥 계산을 했는데
Bizim kullandığımız yol gayet mantıklıOkay, vi har arbejdet os igennem det
Bizim kullandığımız yol gayet mantıklıUdało nam się przebić przez to zadanie.
Bizim kullandığımız yol gayet mantıklıWe hebben hier gewoon naartoe gewerkt.
Bizim kullandığımız yol gayet mantıklıКато че ли се справихме.
Bizim kullandığımız yol gayet mantıklıОтож ми щойно опрацювали це завдання.
Bizimle gerçekten gayet iyi bir şekilde ilgileniyorlardı.1797年の10月、オーストリアはフランスと講和条約をむすんだ。
Bizimle gerçekten gayet iyi bir şekilde ilgileniyorlardı.Eles estão realmente dando conta do recado e nos dando uma surra.
Bizimle gerçekten gayet iyi bir şekilde ilgileniyorlardı.오스트리아는 정말로 프랑스를 꽤 주의했습니다
Bizimle gerçekten gayet iyi bir şekilde ilgileniyorlardı.Oni nam już wystarczająco dokopali.
Bizimle gerçekten gayet iyi bir şekilde ilgileniyorlardı.Sie gingen davon aus, von den Franzosen gut behandelt zu werden.
Bizimle gerçekten gayet iyi bir şekilde ilgileniyorlardı.Si stanno davvero prendendo cura di noi bene.
Bizimle gerçekten gayet iyi bir şekilde ilgileniyorlardı. Ve, Fransızlarla 1797 Ekim'inde barış yaptılar.Італійська кампанія розпочалась у 1796.
Bizimle gerçekten gayet iyi bir şekilde ilgileniyorlardı.Они дествительно хорошо о нас заботятся.
Bizimle gerçekten gayet iyi bir şekilde ilgileniyorlardı.Че те се грижат за тях достатъчно добре.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod