Gayet şiddetli bir fırtına esmektedir.Nastala je strašna nevihta.
O dönemde Galya'da bağımsız yaşayan kabileler gayet uygar ve zengin idiler.Galija je bila v tistem času omikana in bogata.
II. Henry enerjik ve bazen gayet gaddar bir hükümdar idi.Elizabeta je bila jezljiva in včasih neodločna vladarica.
Bu merkezi kontrol çevredeki ufak değişimlere bile gayet süratli ve koordine bir tepki vermeyi sağlar.Centralni nadzor omogoča hiter in usklajen odziv na spremembe v okolju.
Bu nedenle bu eserin çevirisi gayet zordur.Toda nam se vsiljuje zelo nenavaden prevod tega gesla.
Hayatı gayet sıradan ve mutlu bir şekilde ilerliyordu.Njeno življenje je potekalo povsem umirjeno in običajno.
Firuz bundan dolayı gayet hoşnutsuz olmuştu.Bašō se je še dalje počutil neprijetno.
İki tarafta gemileri arasındaki muharebe gayet şiddetli geçti.Medtem so marinci ob obeh obalah napredovali brez večjih težav.
Kont bundan gayet üzüntü duyar ve ondan ayrılmaya hazırlanır.Grofič se toraj poslovi in hoče oditi.
Devlet desteği ile temin edilen merinos ırkı gayet azdır.O Venegovi vladavini je zelo malo znanega.
Gayet yüksek derecede eğitim görmüştü ve devamlı olarak yeni şeyler öğrenmek peşinde idi.Zmerno, a vztrajno je uveljavljalo novosti.
O da savaş için asker gitmiştir ama gayet kötü duruma düşmüştür.Ta prapor obstaja še vedno, a je v zelo slabem stanju.
Gayet sağlam olduklarından, hiçbiri tasman yapmamış, çatlama ve yarılma olmamıştır.Postale so tako močne, da jih ne pretrga noben človek in nobena laž.
Fakat, kendisi için bu konu gayet açık görünmektekteydi.Vse to se mu je zdelo neobhodno nujno.
Osmanlı Planı gayet basit şekilde hazırlandı.Osmanski napad je bil dobro načrtovan.
Tüm bu sorunlar devam ederken Rusya'daki step ikliminde 1708-1709 yılındaki kış gayet soğuk olmuştu.Ketindamas užimti Maskvą įžengė į Rusijos teritoriją, 1708–1709 m. žiemą praleido Ukrainoje.
İlk başta işler gayet iyi gidiyordu.Pradžioje tai vyko gana sėkmingai.
İşsizlik haddi gayet yüksek olmakta devam edip Mart 2007'de bile ancak %14,9'a inebilmiştir.Recesija oficialiai baigėsi 2009 m. birželį, bet nedarbas iki 2011 m. vis dar siekia 9% ir daugiau.
Peter Parker'ın bedeni ise gayet dinçtir.Vyras Petras Povilas Daužvardis.
Bu kadar çok altının sayılması gayet uzun zaman alacağından Ayşe bunları bir ölçekle tartmayı düşünür.Kad susikauptų tiek smėlio, reikia labai daug laiko.
Bu vali, Haccâc'ın Şiîlere karşı gayet sert politikasını tekrar uygulamaya başladı.Vėliau ji sugrįžo prie griežtų politikos hugenotų klausimu.
İlk basılan kitaplar askeri eğitim gayeliydi.Įgijęs pradinį išsilavinimą tarnavo Prūsijos kariuomenėje.
Bu gayelerle 1949'da Suriye'de bir askeri darbe gerçekleştirdi.1963 m. organizavo Tito karinės bazės pietų Gvinėjoje užpuolimą.
Kont bundan gayet üzüntü duyar ve ondan ayrılmaya hazırlanır.Tačiau Retas ją atstumia ir praneša, kad ją palieka.
Her şey gayet açık.Lõpuks saab kõik selgeks.
Bunun sebebi de gayet açıktır.See on samuti küllalt kindel.
Venedik Cumhuriyeti'nin stratejik durumu gayet zayıftı.Leedu Vabariigi ajutiseks pealinnaks sai Kaunas.
Hükümdarlığının ilk yılları gayet huzurlu geçti.Tema valitsusaja viimased aastad olid võrdlemisi rahulikud.
Kanalın yapılması için gayet büyük sayıda işçi kullanıldı.Selleks kaevati palju kanaleid.
İlk basılan kitaplar askeri eğitim gayeliydi.Esmaseks eesmärgiks oli püstitatud sõjaorbude äratoomine.
Bir çocuk olması da düşünülür ise gayet başarılıdır.Sündides näib laps olevat täiesti terve.
Gayet bir sert komutanlık yapmakta ve sıkı disiplin uygulamakta idi.Samas oli kord üsna range ja juhtimine hierarhiline.
Bu sırada Varbel de gelir ve gayet kötü bir haber getirmektedir.Niisugune järjend moodustab bittide jada ja kannab edasi informatsiooni.
Yazarın biçemi gayet dikkate değerdir.Sellest hoolimata oli professori plaan väga hästi läbimõeldud.
Asıl gayesi de bu değildi.Ei, ka see täheke ma ei ole.
Bu görev başında Avusturyalılarla gayet çetin çatışmalara girişti.Kampaania selles punktis oli Austria vägede juhtkond täielikus segaduses.
Gayem dışarı çıkmalarını sağlamaktı.Grima valis lahkumise.
Sezonun ilk yarışı olarak Avustralya Grand Prix, gayet çekişmeli geçmiştir.Esimesel hooajal Austraalia kõrgliigas tuldi kohe liiga põhihooaja võitjaks.
-1, -1.5. Gayet güzel oldu.To vypadá dobře.
1 artı karekök 5 bölü 2. - Bu da gayet ilginç bir sayıya benziyor. -Bude to veľmi zaujímavé číslo.
200 senedir gayet yeterli oldu.200 évig egész jól működött.
200 senedir gayet yeterli oldu.200년 동안이나 제 역할을 해왔죠.
200 senedir gayet yeterli oldu.Et elle a plutôt pas mal fonctionné pendant 200 ans.
200 senedir gayet yeterli oldu.Funguje dosť dobre takmer 200 rokov.
200 senedir gayet yeterli oldu.Ha funzionato benissimo per 200 anni.
200 senedir gayet yeterli oldu.Heeft 200 jaar prima gewerkt.
200 senedir gayet yeterli oldu.Hoạt động khá hiệu quả trong 200 năm qua.
200 senedir gayet yeterli oldu.Nieźle dawała sobie radę przez 200 lat.
200 senedir gayet yeterli oldu.Přesto fungovala dobře po 200 let.
200 senedir gayet yeterli oldu.Y funcionó bastante bien por 200 años.
200 senedir gayet yeterli oldu.Και δούλεψε μια χαρά για 200 χρόνια.
200 senedir gayet yeterli oldu.Действала е доста добре 200 години.
200 senedir gayet yeterli oldu.И 200 лет этого вполне хватало.
200 senedir gayet yeterli oldu.והיא עבדה לא רע במשך 200 שנה.
200 senedir gayet yeterli oldu.ولقد عمل على نحو ممتاز طيلة 200 عام
200 senedir gayet yeterli oldu.法律は十分に単純で
21 yaşımdayken, "Biz, İtalyanlar iyi insanlarız ve Afrikada gayet iyi işler yapıyoruz." diye düşünüyordum,21 éves fejjel azt hittem, hogy mi, olaszok, jó emberek vagyunk, és jó munkát végzünk Afrikában.
21 yaşımdayken, "Biz, İtalyanlar iyi insanlarız ve Afrikada gayet iyi işler yapıyoruz." diye düşünüyordum,21세였던 저는 우리 이탈리아의 착한 사람들은 아프리카로 가서 좋은 일을 할 것이라고 생각했습니다.
21 yaşımdayken, "Biz, İtalyanlar iyi insanlarız ve Afrikada gayet iyi işler yapıyoruz." diye düşünüyordum,A 21 anni, pensavo che noi Italiani fossimo brave persone e che stessimo facendo un buon lavoro in Africa.
21 yaşımdayken, "Biz, İtalyanlar iyi insanlarız ve Afrikada gayet iyi işler yapıyoruz." diye düşünüyordum,Ajattelin 21-vuotiaana, että me italialaiset olimme hyviä ihmisiä ja teimme hyvää työtä Afrikassa.