Onları gayet büyük bir hezimete uğrattı.При тях се постигат най-големи постъпления.
Yerel saatle 6:00 dan itibaren, birkaç bin insanla Tahrir meydanı gayet sessizdi.Към 6:00 площад Тахрир е относително тих, протестират само няколкостотин души.
Gayet çabuk yazabilmek melekesine sahiptir.Умее бързо да пише.
Julia gayet zor duruma düşmüştür.Юдит много тежко преживява това.
Hiç evlenmedi ama gayet büyük bir servet yaptı.Тя така и не се омъжва, макар че получава много предложения.
Gayet yüksek derecede eğitim görmüştü ve devamlı olarak yeni şeyler öğrenmek peşinde idi.Тя е винаги в търсене на нещо ново, затова винаги иска да научи нови неща.
Daha çocukken gayet zeki olduğu anlaşılmıştı.Още от малка се проявила като изключително умна.
Kanalın yapılması için gayet büyük sayıda işçi kullanıldı.Изградени са голямо количество напоителни канали.
Yavrular doğuşta gayet büyüktür.Котенцата се раждат напълно бели.
Jüpiter bu dilekten gayet korkmuştur.Този Йодьон ще има да се чуди!
Aynı zamanda Sezar'ın orduları gayet büyük zayiat verdiler.Едновременно в атака минават и останалите легиони на Цезар.
Gayet öfkeli olarak ona saldırmaya hazırlanır.Първоначално тя ядосано отблъсква настъплението му.
Buna Philaminte gayet çok öfkelenir.Петър изглежда ядосан.
Angelica gayet büyük bir yeise düşer.Седемгодишният Емил се озовава в деликатна ситуация.
İlk başta işler gayet iyi gidiyordu.Отначало системата работи добре.
Fakat bu sefer gayet başarısız oldu.Този път успява.
Mezhebin asıl amacı ve gayesi sadece yüksek makamları işgal etmekte olan dâîler tarafından bilinmekteydi.Явни или тайни са били комитетските работи знаят само посветените в делото на борбата.
Buna karşılık İskoçya'da durum gayet değişik olmuştur.За тези живеещи в Мексико нещата стоят другояче.
Kilisenin hazinesinde gayet değerli gümüş kilise kapları bulunmaktadır.От църквата е изнесено голямо количество скъпоценности.
Louis birbirleriyle gayet hakaret edici mektuplar göndermişlerdir.Верин оставя писма, на няколко души с неясно съдържание.
Maç gayet güzel başlar.Мачът завършва наравно.
Ruggerio buna gayet şaşırmış ve öfkelenmısrır.Цагн много се разстроил и разгневил.
Gayem iyi bir insan olmak ve öyle ölmek.Човекът дори и добре да живее умира и друг се ражда.
Doç. Dr. Gaye (2001).Гено Дончев (2001) д-р инж.
Gayet ağır ve sesli bir şekilde uçarlar.Излита тежко, лети стремително и шумно.
Köy yolu gayet düzgündür.Пътната мрежа е в много добро състояние.
Gayet çok sayıda eser bırakmış ve sadece İtalya'da değil Almanya ve İspanya'da da çalışmıştır.Претърпява много издания, не само в Англия, но и в целия свят.
Fakat meclis gayesine vasıl olduktan sonra, vazifesini ikmal etmiştir.След като съдът е готов се пристъпва към неговото украсяване.
Amcası aktör Gregory Gaye'dir.Njegov ujak bio je glumac Gregory Gaye.
Kalan %13 ise gayet verimli arazilerden oluşmaktadır.Preostalih 11% dolazi iz drugih zemalja.
Fakat yeni yılda sıhhati gayet bozuldu.Međutim, sljedeće godine se teško razbolio.
Yağlamanın gayesi deriyi yumuşatmak ve su geçirgenliğini azaltmak içindir.Dlake će upiti vodu i proširiti, pa će biti potrebno manje snage da se presjeku.
Bu nedenle bu eserin çevirisi gayet zordur.Stoga je korištenje strojnog jezika vrlo komplicirano.
Muhtedi bu mektubu gayet iyi karşıladı.Pravdao se pogrješnim razumijevanjem Pisma.
Ev içi mobilyalar gayet basitti.Namještaj ne smije biti težak.
Fakat meclis gayesine vasıl olduktan sonra, vazifesini ikmal etmiştir.Stoga je nakon savjetovanja sa suradnicima, odbacio Vašti.
Ayet gayet açık ve nettir.Crtež mu je čist i točan.
Gayet parlak bir öğrenciydi, ancak yaramazlıkları sebebiyle okul hayatında sıkıntı yaşadı.Iako je bio izvrsnim učenikom, osuđen na gubitak prava školovanja u cijeloj BiH.
Diğer Brezilya belediyelerine karşılaştırılınca Sorocaba ekonomisi gayet çeşitlilik göstermektedir.Gospodarstvo u Bangladešu, za razliku od drugih siromašnih zemalja, je u prilično dobrom porastu.
O dönemde bu gayet aci verici, tehlikeli ve rizikolu bir tip proseduru idi.Bio je to za ono vrijeme neuobičajen i smion korak.
Hükümdarlığının ilk yılları gayet huzurlu geçti.Prvé roky jeho vlády bolo pokojné.
Papa olmadan önceki yaşamı hakkında elimizde gayet az bilgi bulunmaktadır.O jeho živote pred zvolením za pápeža takmer niet poznatkov.
Gayeleri Nedir?Čo sú skleníkové plyny?
İlk başta işler gayet iyi gidiyordu.Let prebiehal zo začiatku veľmi dobre.
Kanalın yapılması için gayet büyük sayıda işçi kullanıldı.Bolo možné použiť dostatočný počet frekvenčných kanálov.
Gayet çok sayıda eser bırakmış ve sadece İtalya'da değil Almanya ve İspanya'da da çalışmıştır.Venovala sa rôznym druhom dobročinnosti nielen vo Švédsku, ale i v Nemecku a Taliansku.
Views için eleştirmenlerden gayet sıcak dönüşler geldi.Od kritikov prichádzali protichodné recenzie.
Buna karşılık İskoçya'da durum gayet değişik olmuştur.Situácia v Škótsku bola iná.
Kozmonotlar, aracın tüm sistemlerinin gayet iyi çalıştığını tespit ettiler.Kozmonauti sa po pristátí cítili dobre, všetky nové systémy pracovali normálne.
Kafası diğer balinalar ile karşılaştırıldığında gayet küçük olur.V porovnaní s ostatnými kaloňmi je malý.
Vaşak yavrularında ölüm oranı gayet yüksektir.Úmrtnosť novonarodených mláďat je veľmi vysoká.
Bu üniversitede iken gayet iyi bir hukuk bilgini olarak isim yapmaya başladı.Všade, kde bol, aktívne tvoril dobré meno univerzity....
Tribuno Memmo'nun okuryazar olmadığı gayet muhtemeldir.Členom AOSS nie je Spolok slovenských spisovateľov.
Bu gayeyle tüfeklerde pek çok değişiklikler kaydedildi.Je niekoľko variácii tejto pušky.
Ruggerio buna gayet şaşırmış ve öfkelenmısrır.Iruka je na neho hrdý a je prekvapený jeho schopnosťami.
Başında kullanmış olduğu sarık, altın işlemeli kavuğu ile gayet güzel görünürdü.Šaty, ktoré mala na sebe, boli priliehavé, vyrobené zo zlatým kovom pretkávaného lamé.
Kont bundan gayet üzüntü duyar ve ondan ayrılmaya hazırlanır.Aj naďalej sa trápi a chce sa od neho odpútať.
Harry ve Ron'a göre gayet rahatsızdır.S Harryjem in Ronom so nerazdružljivi.
Hükümdarlığının ilk yılları gayet huzurlu geçti.Prva leta njegove vladavine so bila mirna.
Ama bu sefer seyirci tarafından gayet popüler olarak karşılandı.Kljub temu ali ravno zaradi tega ga je publika navdušeno sprejela.