Ev içi mobilyalar gayet basitti.室内装修朴素。
Bağlama: Akarsuyun iki kıyısının suyu yükseltmek gayesiyle bağlayan yapıdır.其辭曰:」金行不競,水運唯昌,於鑠二祖,龍飛鳳翔。
Gayem iyi bir insan olmak ve öyle ölmek.善繼持不可,以死爭。
Buna karşılık İskoçya'da durum gayet değişik olmuştur.對於這案例,哥本哈根詮釋的處理方式並沒甚麼不同。
Çinliler, bu ayrımı gayet iyi yapmıştır.在这个方面,中国处理得很好。
Onları gayet büyük bir hezimete uğrattı.他將這一重大發現報告了東條。
Maç gayet güzel başlar.游戏正式开始。
Gayet çabuk yazabilmek melekesine sahiptir.可以快速写作。
1991) 1939 - Marvin Gaye, Amerikalı şarkıcı (ö.1939年:馬文·蓋伊,美國歌手。
Fakat bu sefer gayet başarısız oldu.然而这一次失败了。
Grimoalde ise hala gayet büyük bir vicadan azabı çekmektedir.菊花 梅花 牡丹,有大富大貴之意。
İki arkadaş gayet kapalı bir cevap verirler.兩部份必須全答。
“Hiçbir zaman insanlara bir mesaj vermek gibi bir gayem olmadı.我从来没有向任何人交过什么信。
Gayet yüksek derecede eğitim görmüştü ve devamlı olarak yeni şeyler öğrenmek peşinde idi.他訓練刻苦,永遠想要不斷學習和進步。
Şehir ve etrafındaki kırsal alanlardan gayet kolay görülebilmektedir.镇和周边地区相当农村。
Khan gayesini "Her yaştan çocuğun öğrenimini hızlandırmak.可汗這樣形容他的使命:「要加快不同年紀學生的學習步伐。
Diğer Brezilya belediyelerine karşılaştırılınca Sorocaba ekonomisi gayet çeşitlilik göstermektedir.相對多塞特郡其他地區來說,普爾的經濟發展比較平衡。
Fakat düşüncelerim gayet açık ve Almanya formasını giymek istiyorum.於是女解去衣裳,為僕鑒之結,著獨力之衣。
Cinna gayet suskun duramaktadır.辛亥太歲葉堅。
Gerek Edirne gerekse Keşan üzerinden ulaşımı gayet kolaydır.그러나 그것은 궤도를 도는 물체를 놓칠 만큼 충분한 접선의 속도를 가지고 무기한으로 떨어지는 것을 계속할 것이다.
İlk başta işler gayet iyi gidiyordu.처음에는 작업이 잘 진행되는 것으로 보였다.
Hayatı gayet sıradan ve mutlu bir şekilde ilerliyordu.우리는 평범하고 행복하게 잘 살고 있었다.
(Koro: Qual rapido torrente/Gayet hızlı bir sel gibi dusmani eliyeceğiz.")또한 억불책을 개탄하되 "불교는 비유컨대 청풍이 뜬 구름을 쓸어 버리는 것과 같다.
Hukuki gayesi: Eski teâmül hukukunu (örf ve adet hukunu) toplayıp tespit etmektir.고법인(苦法忍)은 고제를 관찰해 얻는 지혜인 고법지(苦法智)의 직전(直前)에 얻는 마음이다.
Bu İngiltere'de gayet büyük aksi tesir yarattı.이것은 잉글랜드에서 긍정적인 평판을 가져왔다.
Mısır'daki halk açlıktan büyük zayiat verdi ve geride kalanlar gayet sıhhatsiz ve zayıf kalmışlardı.당시 이집트의 국민들은 가난했고, 정치인들은 무능하고 부패했다.
Bu nedenle bu eserin çevirisi gayet zordur.그러나 시구를 번역하는 일은 굉장한 노력이 필요하다.
Papa olmadan önceki yaşamı hakkında elimizde gayet az bilgi bulunmaktadır.교황이 되기 전의 활동은 거의 알려진 것이 없다.
Gayem iyi bir insan olmak ve öyle ölmek.인간에게 있어 한 번 태어나서 죽는 것은 정한 이치입니다.
Peter Parker'ın bedeni ise gayet dinçtir.피터 파커와의 관계는 복잡미묘해졌다.
Özellkile şeyhülislam Hocazade Mehmet Efendi ile ilişkileri gayet kötüleşmiştir.한편, 야스쿠니 신사 문제와 관련하여 관계가 악화되었다.
Buda: Ben acıyı gayet iyi biliyor ve görüyorum, Kasapsa.붓다 Buddha - 진리를 깨달은 이.
Gayet ağır ve sesli bir şekilde uçarlar.맑고 고운 소리를 낸다.
Düğünleri gayet güzel olup çeşitli oyunlar oynanır.그의 패스는 깔끔하며, 경기에 훌륭히 공헌하지요.
Vücut yapısıyla gayet çevik ve hızlı yüzen bir balıktır.몸이 가늘고 매우 빨리 달리는 사냥개이다.
Gayeleri Nedir?מי מבקש צינורים?
Bunun sebebi de gayet açıktır.הסיבה לכך ברורה.
İlk başta işler gayet iyi gidiyordu.בתחילה השיטה הייתה מוצלחת ביותר.
Gayet şiddetli bir fırtına esmektedir.דבריה עוררו סערה רבה.
Gonadları gayet basit yapılıdır.הופעותיו תוכננו בקפידה.
Buna karşılık İskoçya'da durum gayet değişik olmuştur.בסקוטלנד ראו את הדברים באופן שונה.
Buna karşı Himiloco gayet kararlı davrandı.היפר קיבל החלטה מהירה.
Bu ilk temsiller sonunda seyirciler gayet soğuk olarak ilgisizliklerini gösterdiler.כבר מהדקות הראשונות, קהל הצופים משתעמם לגמרי.
Hayatının tümünde Charles’ın konuşması gayet yavaş ayrık kelimelerle oluşurdu ve hatta kekeme idi.הלשון של קרלוס הייתה כה גדולה שדיבורו היה בקושי מובן, וכמו כן הוא גם הזיל ריר לעיתים תכופות.
Alman askerler bu ayaklanama olaylarını gayet zalimce bastırdılar.הגרמנים דיכאו את המרד באכזריות.
Bu barış dolayısıyla da halk üzerine yüklenmiş olan vergilerin yükünü gayet azaltacağını vadetti.כמו כן הוא הבטיח למתן באופן משמעותי את עול המיסים שהוטל על העם.
11 Şubat'ta Mısırlılar gayet şiddetli bir taarruza geçtiler.ב-11 בפברואר פתח הצבא המצרי במתקפת נגד נמרצת.
Jüpiter bu dilekten gayet korkmuştur.טאפט חשש מכך.
Bu "Buyuk İsyan" gayet sert askreri hareketla bastırıldı."בית חדש" עורר מיד התנגדות עזה.
Bajazed buna gayet öfkelennir.אני מודה בכך בזעם עמוק.
Bu İngiltere'de gayet büyük aksi tesir yarattı.התוכנית עוררה התנגדות חריפה באנגליה.
Bu konuların gayet gerçekçi ve hatasız işlendiği gayet açıktır.הם מרגישים שזה לא נכון ושגוי.
Bu nifak zamanında gayet adaletsiz uygulamalar ortaya çıktı.לכן במהלך הזמן נהיו לוחות אלו בלתי מדויקים.
Buda: Ben acıyı gayet iyi biliyor ve görüyorum, Kasapsa.להפתעתו, הבובה מביטה עליו, ומזדהה בשם טונטו.
Keseli sıçan adı yanında opossum da gayet yaygındır.במדרשים שמו של רבי ברכיה נפוץ ביותר.
Bu sırada Elena ve Uberto gayet hissi davranırlar.חיים וברברה לוקחים זאת קשה מאד.
Bu eser gayet popüler olup büyük sayıda seyirci çekti.מסיבות אלו נחלו הצלחה ומשכו קהל רב.
Gayet bir sert komutanlık yapmakta ve sıkı disiplin uygulamakta idi.הוא הנהיג בכוחותיו משמעת נוקשה.
Bazıları 2 katlı ve gayet konforludur.שתיים מהן זהות ואחת צרה וגבוהה.
Neredeyse hiç yeşil bitki yemezler ve bundan dolayı mide yapılarıda gayet basitdir.אין להם מערכת עיכול ולכן הם צריכים לאכול בתדירות גבוהה.