Bu sefer sırasında gayet başarılı görevler yerine getirdi.Cette fois-ci, on leur a confié une mission plutôt bien payée.
Armıdo, Ramiro ve gayet endişeli görülen Podesta Dön Anchise sahneye girerler.Ramiro, tout dévoué, remonte chercher l'horloge qu'il a montée.
Doçelik donemi Venedik icin gayet barışçıl ve sakin gecen bir dönem olmuştur.Car, Quiquendone, ville calme et policée, n’est-ce pas Amiens ?
Ama veremden muzdaripdi ve sıhhati gayet fena idi.Demir guérit totalement et toute la famille fut heureuse.
Yagami Light, zeki ve derslerinde gayet başarılı bir lise öğrencisidir.Fûko est une lycéenne enjouée et pleine de vie.
Sana gayet açıkça söyledim.Te lo dije bien clarito.
Merak etme, ne yaptığımı gayet iyi biliyorum.No te preocupes, sé muy bien lo que hago.
Babil kendimizi bir gayeye uyuşturmaya zorunda bıraktı...devrim.Babilonia nos ha obligado a comprometerse con una causa... la revolución.
Bu geçiş ile geriye dönüş uzun sürmekte idi ve gayet zor olmakta idi.Y volví y ellos (la banda) lo hicieron increíble.
Salih Eyyub gayet acele olarak Mısır'a geçti.Moisés Mamani: Justamente con ellos quería aprovechar.
Her şey gayet açık.Pero todo es nítido.
Motown stüdyoları Marvin Gaye ve Tammi Terrell şarkıyı coverlayarak 1967 senesindeki United albümüne koydular.El dúo de Motown compuesto por Marvin Gaye y Tammi Terrell lanzó la canción en su álbum de 1967, United.
Bundan sonra evlilik yine gayet gizli olarak devam etti.Inicialmente la boda se mantuvo en secreto.
Sorocaba Sao Paulo eyaleti ve Brezilya içinde gayet önemli bir sanayi merkezidir.La ciudad es un importante centro industrial de Sao Paulo y Brasil.
Tigurinuslyr gayet büyük bir sürprize uğramışlardı.Los pechenegos al parecer fueron tomados por sorpresa.
İbraniceyi gayet akıcı biçimde konuşmaya başlamıştı.Llegó a hablar el hebreo de manera fluida.
İlk başta işler gayet iyi gidiyordu.Al principio todo progresado bien.
Firuz bundan dolayı gayet hoşnutsuz olmuştu.Por supuesto, su suciedad era desagradable.
Ev içi mobilyalar gayet basitti.El mobiliario era muy modesto.
Özel hayatları da gayet sıkı kurallara bağlı idi.Incluso la vida privada de un soldado estaba regulada por rigurosas normas.
O dönemde bu gayet aci verici, tehlikeli ve rizikolu bir tip proseduru idi.Es aquí donde parece haber un punto demasiado delicado o peligroso.
Vicenza şehri XX. yüzyıl içinde gayet güçlü gelişme göstermiştir.Ñuñoa presenció grandes cambios durante el siglo XX.
Bu İngiltere'de gayet büyük aksi tesir yarattı.Esto creó un gran revuelo en Inglaterra.
Tüm bu sorunlar devam ederken Rusya'daki step ikliminde 1708-1709 yılındaki kış gayet soğuk olmuştu.Sin suministros locales, los suecos tuvieron que detener el avance en el invierno de 1708–1709.
Bu eğitimi sırasında gayet iyi İngilizce öğrenmiştir.Durante esa estadía aprendió inglés.
Buda: Ben acıyı gayet iyi biliyor ve görüyorum, Kasapsa.El torero, quien da capotazos y persigue al toro.
Gerek Edirne gerekse Keşan üzerinden ulaşımı gayet kolaydır.Facilitó su caza que eran aves confiadas.
Bundan sonra şehre yapılan demiryolları hatları şehrin gelişip büyümesinde gayet önemli rol oynadı.Más adelante, la llegada del ferrocarril desempeñaría un importante papel en el desarrollo de la ciudad.
Gayet zor olduklari bilinen binicilik gösterileri yapmaya başladı.Llegaron a hacerse muy famosas las obras sobre suicidios, por ejemplo.
Rodrigo Malcom'u gayet yakından iyi karşılar ve Elena'yı müstakbel eşi olark ona takdim eder.Malcolm llega para unirse a los Highlanders y Rodrigo presenta a Elena como su futura novia.
Ocak 1789'da Doçe gayet ciddi bir hastalığa yakalandı ve yatağa düştü.En marzo de 1628, Galileo cae gravemente enfermo y está a punto de morir.
Bu sefer sırasında gayet başarılı görevler yerine getirdi.Durante ese período realizó una fructífera labor.
Günümüzde yaşayan kırsıçanımsı türleri gayet küçük boy memelilerdir.Si se los socializa desde pequeños son muy buenas mascotas.
Gayet parlak bir öğrenciydi, ancak yaramazlıkları sebebiyle okul hayatında sıkıntı yaşadı.Ella es una chica muy versátil excepto por su bajo rendimiento en la escuela.
Bu konuların gayet gerçekçi ve hatasız işlendiği gayet açıktır.Los hechos a que estoy aludiendo son todos obvios e indiscutibles.
Kafası diğer balinalar ile karşılaştırıldığında gayet küçük olur.Sus cráneos son más cortos en comparación a las ballenas.
Asıl gayesi de bu değildi.Esa no fue mi verdadera intención...
Istriya Venedik için politik ve stratejik olarak gayet önemli bir mevkide idi.Para la Francia de Vichy fue una grave pérdida estratégica y política.
Fakat bu iki kişi arasında bulunan gayet büyük sosyal sınıf farkı bu aşkın gelişmesini imkansız kılmaktadır.Las diferencias de clase social de ambos protagonistas originan un amor imposible.
Gayet yüksek derecede eğitim görmüştü ve devamlı olarak yeni şeyler öğrenmek peşinde idi.Tuvieron un buen matrimonio y él a menudo buscaba su consejo.
Mefistofeles gayet kızgınlıkla küfürler etmeye başlar.Butt-Head, furioso, comienza a gritar.
Tahir'in Hamedan'ı kuşatıp abluka etmesi şehir halkını gayet büyük zorluklara sokmuştu.Tomó la ciudad de Isin, a la cual destruyó sus murallas una vez en su poder.
Tüm Fogg’lar gibi onun hayatında da mutlak bir gayesizlik hakimdir.Como todos los magos, debe guardar un equilibrio en su vida.
Temel gayeleri ise Kosova ve Arnavutluk'un birleşmesiydi.Contribuyó al acercamiento entre georgianos y armenios.
Gayet acele Anadolu tarafına geçirildi.No tardó en cruzar el charco.
Bu gayeye erişmenin ancak Siegfried tarafından başarılacağına inanmıştır.¡Y a pesar de esto usted parece creer en el fracaso de Hegel!
Alman askerler bu ayaklanama olaylarını gayet zalimce bastırdılar.Los alemanes ya habían sentado el precedente de estas medidas represivas tan brutales con los serbios.
Ama Kerboğa ordusu gayet yavaş hareket etmekte idi.De este modo, la colonización de El Cabo transcurrió de una manera muy lenta.
Köy yolu gayet düzgündür.La carretera está en buen estado.
Serdar-ı ekrem İvazzade Halil Paşa ise gayet temkinli davranmaya karar vermişti.Respecto a la modalidad de elección, Gobetti era partidario de un sistema proporcional.
İlk etapta Fransızları ülkeden çıkarma gayesinde olan dernek, bu dönemde pek etkinlik gösterememiştir.En Francia, el Tercer Estado ya no estaba dispuesto a soportar esta situación por más tiempo.
Lorigiller gayet küçük primatdır.Todas las reinitas son bastante pequeñas.
Bu nedenle LGBT hakları dahil olmak üzere ülkenin insan hakları durumu gayet kırılgandır.Además, existen restricciones en el derecho de asociación de las personas LGBT.
Fiyat/Verim açısından tüketiciyi gayet memnun edecek şekilde tasarlanmıştır.La relación costo/beneficio es muy favorable.
Bu Beyoncé tavrını gayet güzel taşıyor kendisi.Beyoncé suena bien en casa en este...
Bu gayeyle tüfeklerde pek çok değişiklikler kaydedildi.Esas afirmaciones son justificadas en numerosos incidentes a través de este canon.
Gayet çabuk yazabilmek melekesine sahiptir.¡Tenía que escribir más rápido!
Bu nedenle bu eserin çevirisi gayet zordur.La traducción correcta es trastorno.
Gerek Edirne gerekse Keşan üzerinden ulaşımı gayet kolaydır.Si stanca facilmente (specie nel periodo estivo) e propende ad ingrassare.
Buna Bradamente gayet üzülür.Naturalmente se ne pentirà amaramente.