Ana içeriğe geç
Sözlük

gaye ile cümle

gaye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Rodrigo Malcom'u gayet yakından iyi karşılar ve Elena'yı müstakbel eşi olark ona takdim eder.Malcolm kommt dazu und Rodrigo stellt ihm Elena als seine künftige Braut vor, mit der er sich verbinden will.
(Koro: Qual rapido torrente/Gayet hızlı bir sel gibi dusmani eliyeceğiz.")Die Rückwandlung (das Hören) erfolgte über eine sich im gleichen Takt bewegende Stricknadel aus Eisen.
Yaşamın en yüce gayesi en yüce hazinesi budur."Damit begann "die größte Schatzsuche der Geschichte."
Ulaşım gayet rahattır.Der Ort ist verkehrsberuhigt.
II. Dünya Savaşı'nda sonra Eileen Agar gayet üretken popüler bir sanatkar olarak sanatının zirvesine erişti.Nach Ende des Zweiten Weltkrieges nahm Weiss eine intensive Tätigkeit als Musiker auf.
Diana da Endimione'ye gizli olarak aşıktır ama onun gayet iffetli hareket etmesini istemektedir.Sie bemerkt, dass Diana ebenfalls in Endimion verliebt ist und fällt in Ohnmacht.
Lorigiller gayet küçük primatdır.Galagos sind relativ kleine Primaten.
Onun gayesi öğretmen olmak.Son but est de devenir enseignant.
Kalpleri yaratılış gayesine uygun hareket etme hususunda tenvir eder.Leurs cœurs cessent de battre en même temps.
Steady Mobb'n, Master P & Marvin Gaye - Black Mafia albümünden Light Green And Remmy feat.Steady Mobb'n, Master P & Marvin Gaye sur l'album Black Mafia Light Green And Remmy feat.
Harry ve Ron'a göre gayet rahatsızdır.Harry et Ron sont bouleversés.
Elgar elli yaşlarında bir senfoni ve bir keman konçertosu hazırladı ve bunlar hemen gayet başarı kazandılar.Dans sa cinquantaine, Elgar compose une symphonie et un concerto pour violon qui rencontrent un grand succès.
Ev içi mobilyalar gayet basitti.L'intérieur était meublé avec simplicité.
Gayet çok sayıda Avusturyalı asker sağ veya yaralı olarak esir alındı.Un millier de soldats autrichiens furent tués, blessés ou fait prisonniers.
İlk başta işler gayet iyi gidiyordu.Au début, tout marche à merveille.
Hükümdarlığının ilk yılları gayet huzurlu geçti.Les premiers mois de son règne semblent avoir été paisibles.
Ailesi gayet zengin bir aile idi.Sa famille était relativement riche.
Bundan sonra evlilik yine gayet gizli olarak devam etti.Finalement, le mariage a lieu presque en secret.
Alplerden geçişde zayiat gayet çoğaltmıştır.Mais le nombre de décès augmente fortement lors du passages des Alpes.
Floransa halkı bundan gayet hoşnutsuz olarak karşıladı.L'Atenaide fut mal accueilli par le public florentin.
Bu nedenle LGBT hakları dahil olmak üzere ülkenin insan hakları durumu gayet kırılgandır.Le groupe est aussi engagé des droits des personnes LGBT.
İdeal ancak bir gayeye doğru olan eğilimden ibarettir.La volonté n'est rien d'autre que la raison pratique.
Halife Radî gayet dindardı.Dorat fut très convenable.
Bu eser seyirciler tarafından gayet iyi karşılandı ve temsiller tekrarlanmaya devam etti.Elle fut bien reçue du public, et l’on en continue les représentations avec succès.
Gayeleri Nedir?Où sont les ballons ?
Angelica gayet büyük bir yeise düşer.Angélica était tellement heureuse.
Onun kullandığı yolun bu Afrika transit yolu olması gayet muhtemeldir.Ce parcours porte le nom de route d'Afrique de l'Ouest.
Beldede günlük yaşantı gayet sakindir.La journée entière est calme.
Yalnız kalan Kont Floreski gayet kızgındır.Seul le comte Pâris est sans équivalent.
Diğer Brezilya belediyelerine karşılaştırılınca Sorocaba ekonomisi gayet çeşitlilik göstermektedir.Derrière l’apparente unité, la société péruvienne est profondément diverse.
İki arkadaş gayet kapalı bir cevap verirler.Les 2 familles doivent donner une réponse chiffre.
Gayet şiddetli bir fırtına esmektedir.C'était seulement un gros orage.
Gayet sağlam olduklarından, hiçbiri tasman yapmamış, çatlama ve yarılma olmamıştır.J'étais convaincu, comme nous l'étions tous, qu'aucun d'eux n'urinait ni ne déféquait.
Antakya kalesi surları gayet iyi tahkimli bir kale idi.Le château d'Amboise se caractérisait par une très bonne sécurité.
Hiç evlenmedi ama gayet büyük bir servet yaptı.Il ne s'est jamais marié et a mené une vie solitaire une bonne partie de son existence.
Gayet ümitsiz kalan Cornelius intihar etmeyi tekrar düşünür.Orphée, de nouveau inconsolable se suicide.
Gayet fena şartlar altında Irak'ta Ana El-Aaditha'da ve sonra Irak'ın Anbar bölgesinde yaşadı..L'unité fut déployée lors de la Guerre en Irak à Fallujah puis dans la province d'Anbâr en Irak.
Buna Philaminte gayet çok öfkelenir.Philippe est très hésitant.
Julia gayet zor duruma düşmüştür.Julia est perplexe.
Bunu Kont da bilmektedir ve kızının gayet kıymet verdiği Lindoro'yu bir oğlu olarak kabul etmeye başlamıştır.La comtesse l'adopte comme fille et le comte accepte enfin Léon comme fils.
Ekran gayet güzel görünüyor.Le panorama est grandiose.
O zamanlar bu şehre verilen "İngiltere'nin Hollywood"'u ismi gerçeklere gayet yakışmakta idi.Quel rôle « le rossignol de Bretagne » a-t-il vraiment joué dans cette affaire ?
Muhtedi bu mektubu gayet iyi karşıladı.Sa sœur accueille très bien la nouvelle.
Vicenza şehri XX. yüzyıl içinde gayet güçlü gelişme göstermiştir.Cluses connut au XXe siècle un développement impressionnant.
Buda: Ben acıyı gayet iyi biliyor ve görüyorum, Kasapsa.Le butane se condense, suivi du propane.
Ama bu sefer seyirci tarafından gayet popüler olarak karşılandı.Le concert est encore une fois particulièrement bien accueilli par le public.
Kont bundan gayet üzüntü duyar ve ondan ayrılmaya hazırlanır.Le Comte a tout entendu et se désespère.
Porto Alegro limanı yerel tarımsal ürünlerin nakledilmesinde gayet önemli bir rol oynamaktadır.Les lacs suisses ont ainsi eu une importance dans le transport de produits locaux, .
Her şey gayet açık.Tout y est net.
Fakat bu iki kişi arasında bulunan gayet büyük sosyal sınıf farkı bu aşkın gelişmesini imkansız kılmaktadır.Mais toute réconciliation entre les deux peuples semble impossible.
Gelenek ve göreneklerine gayet bağlıdır kıyafetler tamamen yöreseldir.Qu'ils portent l'habit traditionnel ou le costume, les hommes aussi sont attentifs à leurs tenues.
Kanalın yapılması için gayet büyük sayıda işçi kullanıldı.Des travaux ont été réalisés afin de permettre l'installation de la chancellerie.
Maç gayet güzel başlar.Elle commence bien son match.
Fakat bu sefer gayet başarısız oldu.Cette fois-ci, Satan a échoué.
Brezilya'nın en yeni eyaleti olması nedeniyle buradaki gelişim gayet yavaştır.En Amérique Latine, c'est au Brésil que la présence de l'histoire publique est la plus vivace.
Ruggerio buna gayet şaşırmış ve öfkelenmısrır.Mais Igarashi le surprend et se met quelque peu en colère.
Ailesinin bir arada kalabilmesi hayattaki en büyük gayesidir.Sa famille est la chose qui compte le plus dans sa vie, pour toujours.
Carlo Anjulu Roma'da gayet iyi karşılandı ve popüler oldu.Aulus aurait été bien présent à Rome.
Richard'ın varisinın kim olacağı gayet problemli olmaya başladı.Pour Richard, la situation devient plus facile.
Gayet acele Anadolu tarafına geçirildi.Située sur la route de l’Hâte.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod