Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.Laban a numit -o Iegar-Sahaduta (Movila mărturiei), şi Iacov a numit -o Galed (Movila mărturiei).
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.La-ban đặt trên đống đá đó là Y-ê-ga Sa-ha-du-ta ; còn Gia-cốp kêu là Ga-lét .
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.La-ban đặt trên đống đá đó là Y-ê-ga Sa-ha-du-ta; còn Gia-cốp kêu là Ga-lét.
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.Laban kaldte den Jegar-Sahaduta, og Jakob kaldte den Galed.
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.Laban l`appela Jegar Sahadutha, et Jacob l`appela Galed.
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.Labán lo llamó Yegar-sahaduta; y Jacob lo llamó Galed
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.Laban menamakan timbunan batu itu Yegar-Sahaduta, sedangkan Yakub menamakannya Galed
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.Làbano lo chiamò Iegar-Saaduta, mentre Giacobbe lo chiamò Gal-Ed
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.Labão lhe chamou Jegar-Saaduta, e Jacó chamou-lhe Galeede.
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.Och Laban kallade det Jegar-Sahaduta , men Jakob kallade det Galed .
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.Og Laban kalte den Jegar-Sahaduta, men Jakob kalte den Gal-Ed*. / {* vidnesbyrdets stenrøs.}
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.Und Laban hieß ihn Jegar-Sahadutha; Jakob aber hieß ihn Gilead.
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.Και ο μεν Λαβαν εκαλεσεν αυτον Ιεγαρ-σαχαδουθα ο δε Ιακωβ εκαλεσεν αυτον Γαλεεδ.
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.И назвал его Лаван: Иегар-Сагадуфа; а Иаков назвал его Галаадом.
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.Лаван я нарече Иегар Сахадута*, а Яков я нарече Галаад.
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.ויקרא לו לבן יגר שהדותא ויעקב קרא לו גלעד׃
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.ودعاها لابان يجرسهدوثا. واما يعقوب فدعاها جلعيد.
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.拉 班 稱 那 石 堆 為 伊 迦 爾 撒 哈 杜 他 、 雅 各 卻 稱 那 石 堆 為 迦 累 得 。 〔 都 是 以 石 堆 為 證 的 意 思
Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.拉 班稱 那 石堆 為 伊 迦爾撒哈杜他 、 雅各 卻稱 那 石堆 為迦 累得 。 〔 都 是 以 石堆 為證 的 意思
LB: Bu, Roma'daki Borghese Galerisi.To Galeria Borghese w Rzymie.
LB: Bu, Roma'daki Borghese Galerisi.Тут я у Римській галереї Борґезе.
Londra'daki Ulusal Bilim Müzesi, mavi renk bütün deneyleri ve galerileri büyük bir seferde kaplıyor.런던에 국립과학관에 있는, 이 푸른 조명이 모든 전시회와 갤러리들을 하나의
Londra'daki Ulusal Bilim Müzesi, mavi renk bütün deneyleri ve galerileri büyük bir seferde kaplıyor.Národné vedecké múzeum v Londýne, kde táto modrá objíma všetky výstavy a galérie v jednom veľkom geste.
Londra'daki Ulusal Bilim Müzesi, mavi renk bütün deneyleri ve galerileri büyük bir seferde kaplıyor.Narodowe Muzeum Nauki w Londynie, gdzie ten niebieski obejmuje wszystkie wystawy i galerie jednym gestem.
Londra'daki Ulusal Bilim Müzesi, mavi renk bütün deneyleri ve galerileri büyük bir seferde kaplıyor.National Museum of Science v Londýně, kde tato modrá spojuje všechny expozice a výstavy v jednom velkém celku.
Londra'daki Ulusal Bilim Müzesi, mavi renk bütün deneyleri ve galerileri büyük bir seferde kaplıyor.Лондонський Національний Музей Науки, де ця синява огортає усі виставки і галереї одним широким жестом.
Londra'daki Ulusal Bilim Müzesi, mavi renk bütün deneyleri ve galerileri büyük bir seferde kaplıyor.Национальный музей науки в Лондоне, где эта синева окутывает все выставки и галереи одним большим мазком.
Londra'daki Ulusal Bilim Müzesi, mavi renk bütün deneyleri ve galerileri büyük bir seferde kaplıyor.המוזיאון הלאומי למדע בלונדון, שבו הכחול הזה עוטף את כל התצוגות והגלריות
Londra'daki Ulusal Bilim Müzesi, mavi renk bütün deneyleri ve galerileri büyük bir seferde kaplıyor.مثل المتحف الوطني للعلوم في لندن ، حيث اللون الأزرق يضفي على جميع المعارض وصالات العرض مظهراً خلاباً
Londra'daki Ulusal Bilim Müzesi, mavi renk bütün deneyleri ve galerileri büyük bir seferde kaplıyor.この青色が ひとつの大きな手のように 展示品とギャラリーを包みこんでいます
Londra' da, Serpentine galerisinde.설치작업을 했습니다. 이것은 이런 관계가 어떻게 일어나는지를
Londra' da, Serpentine galerisinde.בלונדון, בגלרית סרפנטין.
Londra' da, Serpentine galerisinde.في "سيربنتاين" في لندن
Londra' da, Serpentine galerisinde.こうした連携に注目しています
Mark ve Judy, kızları bir akşam, bir galerinin açılışına götürdüler.Op een avond namen Mark en Judy ze mee naar de opening van een kunstgalerie.
Mark ve Judy, kızları bir akşam, bir galerinin açılışına götürdüler.Uma noite, o Mark e a Judy levaram-nas à inauguração de uma galeria de arte de um amigo.
Mark ve Judy, kızları bir akşam, bir galerinin açılışına götürdüler.Una noche, Mark y Judy las llevaron a... la apertura de una galería de arte de un amigo.
Mark ve Judy, kızları bir akşam, bir galerinin açılışına götürdüler.ذات مساء قام مارك و جودي باصطحابهما لافتتاح معرض فني لأحد الأصدقاء
Metropolitan Sanat Müzesi'nde Yunan ve Roma Sanatı Galerileri'ndeyiz.Nacházíme se v Metropolotním Muzeu, konkrétně v galerii Řecka a Říma.
Metropolitan Sanat Müzesi'nde Yunan ve Roma Sanatı Galerileri'ndeyiz.(Ж) Это Моника и Брайан. Мы находимся в Метрополитен-музее, в галереях древнегреческого и римского искусства.
Metropolitan Sanat Müzesi'nde Yunan ve Roma Sanatı Galerileri'ndeyiz.Моніка та Брайан у музеї мистецтва Метрополітен у галереях Греції та Риму.
Nelson, Twombly, ben Galentine. Konvoyun yerini öğrenmek istiyoruz.Nelson, Twombly, necesitamos la posición del convoy.
Nelson, Twombly, ben Galentine. Konvoyun yerini öğrenmek istiyoruz. Tamam.Nelsone, Twombly, ozvěte se, tady Galtine, potřebujeme pozici konvoje, konec.
Nelson, Twombly, ben Galentine. Konvoyun yerini öğrenmek istiyoruz. Tamam.נלסון, טוומבלי. כאן גלנטיין. אנחנו .חייבים לדעת היכן השיירה. עבור
Nelson, Twombly, ben Galentine. Konvoyun yerini öğrenmek istiyoruz.العريف ستروكير! يمكن أن أذهب، ؟
Nelson, Twombly, ben Galentine.NeIson, TwombIy, daqui GaIentine.
Nelson, Twombly, ben Galentine.Nelson, javi se!
Nelson, Twombly, ben Galentine.Nelson, Twombly, răspundeţi! Aici Galentine.
Nelson, Twombly, ben Galentine.Over. Jeg kan ikke få fat i dem, Sergent.
Nelson, Twombly, ben Galentine.Νέλσον, Τουόμπλι, εδώ Γκαλεντάιν.
Nelson, Twombly, ben Galentine.Нелсън, Тоумбли, обадете се,тук Джелантин.
O alanın etrafındaki halka da aslında galeriler.De jur-împrejurul acelei fațade e un cerc de galerii.
O alanın etrafındaki halka da aslında galeriler.E attorno a quello spazio, l'anello che ospita le gallerie.
O alanın etrafındaki halka da aslında galeriler.E à volta daquele espaço o anel compõe-se de galerias.
O alanın etrafındaki halka da aslında galeriler.Et autour de cet espace, l'anneau est en réalité un ensemble de galeries.
O alanın etrafındaki halka da aslında galeriler.공간 주변의 고리는 실제로는 갤러리로 사용되고 있습니다.
O alanın etrafındaki halka da aslında galeriler.Rondom die ruimte bestaat de ring uit galerijen.
O alanın etrafındaki halka da aslında galeriler.Um den Raum in der Mitte herum ist der Ring, der aus Galerien besteht.
O alanın etrafındaki halka da aslında galeriler.Và bao quanh không gian đó, đường vòng thật ra là phòng trưng bày.
O alanın etrafındaki halka da aslında galeriler.Wokół tej okrągłej przestrzeni umieszczone są galerie.