güzelliği ile cümle

güzelliği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Yüzündeki çiçek bozuğu güzelliğini bir kat daha artırıyordu.Porém, no rosto, trazia, ainda, um sorriso de felicidade.
Güzelliği bir sivilce, zenginliği bir kıvılcım yok eder.A beleza sem virtude, é uma rosa cujo aroma mata.
Kente iklim ve havanın nispi güzelliği kente çektiği halk ile kentin ekonomisi için önemlidir.A história e o patrimônio da cidade estão fortemente relacionados com a aviação.
Güzellik tanrıçası Afrodit'in, güzelliğini borçlu olduğu söylenen kaplıcadır.É dito que Mulher Maravilha tem a beleza de Afrodite.
O zaman 12 ya da 13 yaşındaydı ama güzelliği ile tanınıyordu.Rond die tijd was ze nog maar 12 à 13 jaar oud, maar werd toen al geprezen om haar schoonheid.
Güzelliğin yüzünden için kibirle doldu ve bilgeliğini kendi ünün için harcadın.Wij verheugen ons, omdat Gij ons met Uwe gnosis verlicht heeft.
Perry, şarkının sözlerinin "bir kadının büyüleyici güzelliği" hakkında olduğunu belirtti.Perry zegt dat het nummer gaat "over de magische schoonheid van een vrouw".
Bu edebinin güzelliği ile, Allahü teâlâyi ve Resûlü (s.a.v)´nü râzı ettin.God is de Beschermer van de goede mensen en van hen die God vrezen, en Mohammed is de Boodschapper van God.
Ve sade bir güzelliği vardır.Ware schoonheid zit van binnen.
Güzelliğine çok düşkündür.Hij is zeer onder de indruk van haar schoonheid.
Güzelliğin iyi veya kötüyle ilişkisi var mıdır?Iets is amoreel als het niets met goed of kwaad te maken heeft.
Demir, güzelliğinden ziyade daha yararlıdır.IJzer is meer nuttig dan mooi.
Güzelliğine çok düşkündür.Jest pod wrażeniem jej piękna.
O zaman 12 ya da 13 yaşındaydı ama güzelliği ile tanınıyordu.Izabela miała wówczas 21 lat i słynęła z urody.
Yanından geçen herkes onun güzelliğine hayran olur, onu târif ederdi.Wszyscy mieszkańcy radowali się na jej widok i ją uwielbiali.
Penelope Potanski - Potanski'lerin kendi güzelliğini seven kızı.Penelopa Potanska – córka rodziny Potanskich.
Güzelliği ve canlılığıyla tanınıyordu.Znana była z urody i temperamentu.
Ayrıca sonbaharın Eylül güzelliği de görmeğe degerdir.Czuję, że zbliża się jesień mojego życia.
Basil Hallward - Dorian'ın güzelliğine bağımlı hale gelen ressam.Malarz Basil Hallward poznaje na przyjęciu Doriana Graya – niezwykle przystojnego młodzieńca.
Kızın zekasından ve güzelliğinden etkilenen Ragnar ona evlenme teklif eder.Benjamin zauroczony piękną dziewczyną zapytał kim jest.
"Güzelliğin İçinden"."Piękność w opałach".
Perry, şarkının sözlerinin "bir kadının büyüleyici güzelliği" hakkında olduğunu belirtti.Enligt Perry själv handlar låten om "den magiska skönheten hos en kvinna".
Adam onun güzelliği karşısında şaşkına dönmüştür.Där förtrollades han av hennes ljuvhet.
Güzelliğin Tarihi.Skönhetens väg.
Güzelliğin iyi veya kötüyle ilişkisi var mıdır?Är pederasti rätt eller fel?
Büyüleyici güzelliği ve parlak zekâsı sayesinde büyük bir nüfuz sahibi oldu.Hennes rykte och hennes uppenbara skönhet orsakade mycket uppmärksamhet.
Güzelliğin yüzünden için kibirle doldu ve bilgeliğini kendi ünün için harcadın.Din skönhet gjorde dig högmodig, och du förödde din vishet och storhet.
Zenobia, güzelliği ve zeki olması ile biliniyordu.Isabella beskrevs som vacker och intelligent.
Cemile, bu mahallede güzelliğiyle göze çarpan, paylaşılamayan genç bir Boşnak kızıdır.Det är Tore, en funktionshandikappad ung man som kommit för att låsa.
Adam onun güzelliği karşısında şaşkına dönmüştür.Він приголомшений її красою.
Güzelliği ve canlılığıyla tanınıyordu.Була відома своєю красою та шармом.
Gençliğinde güzelliği ile ünlüydü.З дитинства була відома своєю красою.
Sualtı prenses Huhılu güzelliğinden büyülenen Zayatülek göl dibine batar ve onunla evlenir.Заворожений красою підводної принцеси Хиухилу, єгет Заятуляк опускається на дно озера і одружується на ній.
Kayıtsız kalınamayacak güzelliğiyle göz kamaştırıcı genç bir kızdır.Красива дівчина, що уміє постояти за себе.
Anne saraya geri döndüğünde güzelliği ve zekasıyla Kralı büyüledi ve onu kendiyle evlenmesi için ikna etti.Нарешті після зустрічі з княгинею імператор помітив її красу і вирішив одружитись з нею.
Güzelliğin Tarihi.Dějiny krásy.
Güzelliğine çok düşkündür.Měl obdiv pro krásu.
Adam onun güzelliği karşısında şaşkına dönmüştür.Byla proslulá svou neobyčejnou krásou.
Benzaiten (Benten-sama): Bilginlik, sanat ve güzelliğin tanrıçası.Benzaiten (Benten-sama), zeița cunoașterii, artei și frumuseții.
Babası Yakub'un onu çok sevmesinin nedenlerinden biri de Yusuf'un güzelliğidir.Ce spune despre Iacob ca este ahabb (mai îndrăgostit) de Iosif decât de ceilalți fii.
Güzelliği ve canlılığıyla tanınıyordu.Era renumit pentru fizicul și frumusețea sa.
Gençliğinde güzelliği ile ünlüydü.În tinerețe, ea a fost remarcată pentru frumusețea ei.
Yaşamdaki güzellikler ve güzelliğiyle simgeleşen kadın, divan şiirinde önemli yer tutmuştur.Din păcate, frumusețea și bunătatea ei ascund un secret dureros.
Sarayburnu'ndan etrafına bakınca buranın güzelliğine şaştı.Oricine ajunge în Marin este impresionat de frumusețea acestor locuri.
O kız güzelliğinden dolayı kibirli.Fata aceea este arogantă din cauza frumuseții sale.
Yusufçuk adını, yüz güzelliği ve rengarenk kaftanı ile meşhur Yusuf peygamberden aldığı iddia edilir.A Jü (Yu) nevet adták neki, de Ta-jü (Dayu), vagyis Nagy Jü (Yu) néven ismert.
Gençliğinde güzelliği ile ünlüydü.Fiatalon kitűnt szépségével.
Yeşil doğasının güzelliğiyle bilinir.A városka természeti szépségéről ismert.
Dağlık konumu ve güzelliği nedeniyle Yunanistan'ın İsviçresi olarak da anılır.Az országot Ázsia Svájcának is nevezik gyönyörű hegyvidékei miatt.
Bu doğa güzelliğini, Álvar Núñez Cabeza de Vaca 1542 yılında keşfetmiştir.A területet Álvar Núñez Cabeza de Vaca 1536-ban, és Coronado 1540-ben fedezték fel.
Güzelliğin iyi veya kötüyle ilişkisi var mıdır?Értékelő kérdések Jó vagy rossz?
Sahillerinin ve tabiatın güzelliğiyle gezi planlarının en ilgi çeken yerlerindendir.A sziget fő vonzereje strandjainak szépsége és választéka.
Biri: "İsyan sonrasının bir tür güzelliği vardı...Eräs kommentoi: ”Mellakoiden jälkipyykissä oli tietynlaista kauneutta...
Faust onu güzelliği için övmeye başlar.Herodes palkitsee hänet urheudesta.
Köyün güzelliğine ve doğallığına avantaj katan dere mevcuttur.Kuinka luonto ja nainen valloitetaan? – esseitä elämän erehdyksistä.
Benzaiten (Benten-sama): Bilginlik, sanat ve güzelliğin tanrıçası.Lakshmi (Laxmi) - Hyvinvoinnin ja tiedon jumalatar.
Basil Hallward - Dorian'ın güzelliğine bağımlı hale gelen ressam.Basil Hallward maalaa kauniin nuoren miehen muotokuvaa.
Parsifal etrafına bakınır ve bu çayırlığın güzelliğini açıklar.Ο Πάρσιφαλ κοιτάζει γύρω του και σχολιάζει την ομορφιά του λιβαδιού.
Julia, Büyük Pompey'in dördüncü karısı olmuş ve güzelliği ve erdemi ile ünlenmiştir.Έγινε η 4η σύζυγος του Πομπήιου του Μεγάλου και ήταν διάσημη για το κάλλος της και την αρετή της.
Venedik doğal güzelliği, mimarisi ve sanat eserleri ile ün yapmıştır.Η Βενετία είναι φημισμένη για την ομορφιά της τοποθεσίας της, την αρχιτεκτονική της και τα έργα τέχνης της.

İlgili Sayfalar