güzelliği ile cümle
güzelliği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Parsifal etrafına bakınır ve bu çayırlığın güzelliğini açıklar.Parsifal mira alrededor y comenta la belleza de la naturaleza primaveral.
Güzelliğin yüzünden için kibirle doldu ve bilgeliğini kendi ünün için harcadın.Tu corazón se ha pagado de tu belleza, has corrompido tu sabiduría por causa de tu esplendor.
Fakat yüzünün güzelliğine rağmen, kişiliği heyecanlı bir tutku yaratamıyor.Pero aunque su cara era bonita, su persona no estaba formada para excitar la pasión.
O zaman 12 ya da 13 yaşındaydı ama güzelliği ile tanınıyordu.Ella tendría alrededor de 13 años y ella estaba bien.
Yayla yolunun doğal bir güzelliği vardır.La vereda posee una belleza natural única.
Biri: "İsyan sonrasının bir tür güzelliği vardı...Y añade: "Alguien tuvo una buena risa allí.
Celia Brooke — Dorothea'nin idealizmini ve güzelliğini paylaşmayan, daha geleneksel küçük kız kardeşi.Celia Brooke — La hermana menor de Dorothea, y más convencional y mundana que esta.
İason yeni elbisesi ile gelen Glauce'nin ve yeni elbisesinin güzelliğine hayran kaldığını ifade eder.Jasón admira la belleza de la nueva toga de Creúsa.
Sanatça güzelliğin doruğuna erişmiş eserdir.Es de admirar la belleza de su arquitectura colonial.
Adam onun güzelliği karşısında şaşkına dönmüştür.Los hombres se sienten atraídos hacia ella por su belleza.
Derelerden temiz su akmaya başladığı takdirde kanyon eski güzelliğine kavuşacak.Relativamente al margen de la glaciación, estos cañones continúan en su antiguo estado.
Batı uygarlığında erkek güzelliği standardı için Yunan ve Roma sanatçıları temeller koyarlar.Los artistas griegos y romanos también tenían el estándar de belleza masculina en la civilización occidental.
Benzaiten (Benten-sama): Bilginlik, sanat ve güzelliğin tanrıçası.Es también la diosa del conocimiento, las artes y la belleza.
Vanessa: Güzelliğine çok önem verir(özellikle de saçına).Cuidado de la belleza (cuidado del pelo).
Kelimeler manzaranın güzelliğini ifade edemez.La parole non possono esprimere la bellezza del panorama.
O zaman 12 ya da 13 yaşındaydı ama güzelliği ile tanınıyordu.All'epoca ella aveva solo 12 o 13 anni, ma era già famosa per la sua bellezza.
Bu edebinin güzelliği ile, Allahü teâlâyi ve Resûlü (s.a.v)´nü râzı ettin.Respingo i vostri idoli e credo che Muḥammad sia il servo di Allah e il Suo Messaggero".
Celia Brooke — Dorothea'nin idealizmini ve güzelliğini paylaşmayan, daha geleneksel küçük kız kardeşi.Celia Brooke — La sorella più giovane e tradizionalista che non condivide l'idealismo ascetico di Dorothea.
Zenobia, güzelliği ve zeki olması ile biliniyordu.Turhan era nota per la sua bellezza e intelligenza.
Luisana Lopilato'nun güzelliği keşfedilmiştir.È interpretata da Luisana Lopilato.
"Güzelliğin İçinden".Parlaci della bellezza.
Güzelliği ölüm ile ortadan kalktığı için mi bakışlarını kendinden esirgemektedir?Non vi vergognate che solo presso di voi si vende immoralità?
Güzelliğine çok düşkündür.Sono sicuro della mia bellezza.
Sarayburnu'ndan etrafına bakınca buranın güzelliğine şaştı.Da questo momento Palladino quindi soggiace al fascino di Bakunin.
Onun güzelliği tarafından büyülendim.Я был околдован её красотой.
Kendi güzelliğini görmüyor.Она не видит собственной красоты.
Bizim Tom da şu hep dış güzelliği peşinde koşan tiplerden.Том из тех, кто гоняется за внешностью.
Tom dış güzelliği peşinde olanlardandır.Том из тех, кто гоняется за внешностью.
Senden üzerindekileri çıkarmanı rica ediyorum. Birazcık güzelliğinin tadını çıkarmak istiyorum.Я прошу тебя раздеться. Я хотел бы полюбоваться твоей красотой.
Perry, şarkının sözlerinin "bir kadının büyüleyici güzelliği" hakkında olduğunu belirtti.Сама Перри сказала, что это песня «о магической красоте женщины».
Fakat yüzünün güzelliğine rağmen, kişiliği heyecanlı bir tutku yaratamıyor.Но, хотя лицо её красиво, её личность не сформировалась для возбуждения страсти.
Sualtı prenses Huhılu güzelliğinden büyülenen Zayatülek göl dibine batar ve onunla evlenir.Восхищенный красотою богини цветов, он целует её.
Adam onun güzelliği karşısında şaşkına dönmüştür.Он поражен её красотой.
Bu isim mahallenin kızlarının güzelliğinden dolayı verilmiştir.Такое название дали этой деревне за красоту её местоположения.
Güzelliğin Tarihi.Судьба красоты.
Gençliğinde güzelliği ile ünlüydü.В молодости славился необычайной красотой.
Güzelliğin iyi veya kötüyle ilişkisi var mıdır?Толерантность — хорошо это или плохо?
Güzelliğine çok düşkündür.Ей необходима красота.
Güzelliğin ve bilgeliğin sembolüdür.Символ красоты и величия.
Güzelliği ve canlılığıyla tanınıyordu.Она славилась красотой и скупостью.
Güzelliğin yüzünden için kibirle doldu ve bilgeliğini kendi ünün için harcadın.Твоя добрая слава привлекла нас пред лице твоё.
"Güzelliğin İçinden".«Бремя красоты».
Vanessa: Güzelliğine çok önem verir(özellikle de saçına).Винс самовлюблен, внешность — большая его гордость, особенно волосы.
Samimi havayı ve güzelliği ön plana çıkaran hiyerarşiler ve oranlar nelerdir?Какие иерархические структуры и пропорции поддерживают располагающую к общению атмосферу и красоту?
Tüm gözlerin kendi üzerinde olduğunu düşünecek kadar da güzelliğinden emin.متأكدة من جمالها مثلما تفكر أن كل العيون عليها.
Maria, eğitim ve güzelliği ile tanınırdı.اهتمت ماريا بالتعليم والجمال .
Güzelliğine çok düşkündür.كانت محبوبة لجمالها.
Yanından geçen herkes onun güzelliğine hayran olur, onu târif ederdi.عندما رأها, جدبه جمالها و أراد التقرب منها.
Adam onun güzelliği karşısında şaşkına dönmüştür.أي انها تخالف فكرتهم عن الجمال .
Zenobia, güzelliği ve zeki olması ile biliniyordu.كانت زنوبيا رائعة الجمال راجحة العقل والتفكير مثقفة.
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın da benim onda gördüğüm (güzelliği) göreceğini derhal anladım."و«عن ابن عمر قال: تراءى الناس الهلال، فأخبرت رسول الله أني رأيته، فصام وأمر الناس بصيامه».
Güzelliği ve canlılığıyla tanınıyordu.كانت تعرف أنه شديد الزهو بجماله ووسامته.
O zaman 12 ya da 13 yaşındaydı ama güzelliği ile tanınıyordu.Ela tinha na época apenas 12 ou 13 anos, mas já era famosa por sua beleza.
Biri: "İsyan sonrasının bir tür güzelliği vardı...Alguém comentou: "Havia uma certa beleza após o tumulto ...
Güzelliğin Tarihi.História da beleza.
Kalıplar üzerine düşünülmüş güzelliğin bir formu olabilen basit kurallardan ortaya çıkar.Os padrões que emergem das regras simples pode ser considerado uma forma de beleza.
"Güzelliğin İçinden".«Eike no mundo da beleza».
Venedik doğal güzelliği, mimarisi ve sanat eserleri ile ün yapmıştır.Veneza é famosa pela beleza de sua arquitetura e obras de arte.
Kader kusursuz güzelliği başına hep bela olmuştur.Você nunca terá chance alguma em alcançar a perfeição.
Güzelliğine çok düşkündür.Eles querem que seu amor seja belo.