güzelliği ile cümle
güzelliği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Loulan'ın GüzelliğiThe Beauty of Loulan - full view
Uzun kirpikler birçok kültürde güzelliğin bir işareti olarak kabul edilir.Long eyelashes are considered a sign of beauty in many cultures.
Ancak hala güzelliğim ve gençliğim var.But i [sic] have my beauty and i [sic] have my youth.
Barçan, hilal biçimindedir, bu da onun güzelliğini benzersiz kılar.The barchan is a crescent in form, which fact makes it beauty unique.
Tüm Rusya'nın güzelliğini ve gururunu biliyorsun Sanatta özgürsün ve hediyelerinizde liberalsin.Thou art the beauty and pride of all Russia Thou art free, and liberal in thy gifts.
NATO, Vachnadze hakkında "Güzelliğiniz [içimizde] önünüzde diz çökme arzusu uyandırıyor!" dedi.[2]He said about Nato Vachnadze "Your beauty evokes a desire [in us] to kneel down before you!".[7]
Kocasına sadık ve inanılmaz güzelliğine rağmen mütevazidir.She is loyal to her husband and is modest, despite her incredible beauty.
Anansa, Deniz tanrıçası, cazibesi ve güzelliği il[ alıntı gerekli ]e bilinir.Anansa, goddess of the Sea, allure and beauty.[citation needed]
Heinrich güzelliğinden çok etkilendi.He was greatly impressed by her beauty.
Güzelliğin ZaferiThe Triumph of Beauty
Burke'ün güzelliği ve zevki onu 1910'lar ve 20'ler boyunca önemli bir trend belirleyici yaptı.Burke's beauty and taste made her a major trendsetter throughout the 1910s and 20s.
Virgilius'un Aeneid'i Diomedes'in krallığının güzelliğini ve refahını anlatır.Virgil's Aeneid describes the beauty and prosperity of Diomedes' kingdom.
Cephalus'un muhteşem güzelliği nedeniyle Eos (Şafak) ona aşık olur.Because of Cephalus's great beauty, Eos (Dawn) fell in love with him.
Gençliğini ve güzelliğini korumak ister.It allowed her to retain her youth and beauty.
Kartal veya şahin, erkekliğin, gücün, güzelliğin, cesaretin ve özgürlüğün sembolüdür.The eagle or falcon is the symbol of manliness, power, beauty, courage, and freedom.
Güzelliği ve gençliği suya bağlıdır, bu yüzden her zaman su kaynaklarına yakın durmalıdır.Her beauty and youth depend on water so she must always remain close to water sources.
Jinny, dünya görüşü fiziksel, bedensel güzelliğiyle örtüşen bir sosyetiktir.Jinny is a socialite whose world view corresponds to her physical, corporeal beauty.
Kadın güzelliğiFemale beauty
Fraktalların matematiksel güzelliği, üretken sanat ile bilgisayar sanatının kesiştiği noktada yatar.The mathematical beauty of fractals lies at the intersection of generative art and computer art.
Manzaranın güzelliğine hayran kaldık.Wir bewunderten die Schönheit der Landschaft.
Ay bile onun güzelliğini kıskandı.Sogar der Mond war auf ihre Schönheit neidisch.
Önemli olan iç güzelliği.Was zählt, ist die innere Schönheit.
KÖYÜN İKLİMİ her mevsimin ayrı güzelliği vardır.her mevsimi mevsim özelliğine göre yaşar.Zu Recht lebe ich fröhlich, Freunde, zu jeder Jahreszeit.
Bu doğa güzelliğini, Álvar Núñez Cabeza de Vaca 1542 yılında keşfetmiştir.Der Film wurde nach dem Buch Die Schiffbrüche des Álvar Núñez Cabeza de Vaca aus dem Jahre 1542 gedreht.
Güzelliğin Tarihi.Zur Geschichte der Schönheit.
Dairede yer alan sarı zemin Somaliland insanının ve kültürünün güzelliğini sembolize etmektedir.Der gelbe Hintergrund soll die Schönheit der Kultur und der Menschen Somalilands repräsentieren.
İki yargılı ve uyaklı olanlar: Çoğunlukla şiirsel bir anlatım güzelliği taşırlar.Die Blattränder sind (meistens doppelt) gesägt, gezähnt bis selten fast glatt.
Doğa ve tabiat güzelliği bakımından oldukça zengindir.Reichtum und Schönheit erlangten mehr Bedeutung.
Onun güzelliği tarafından etkilenen Liam, Darla'nın peşine düşer.Von der Dunkelheit getäuscht folgt ihm Doña Sol.
Çünkü Ay da tıpkı kuğu gibi güzelliği ve zerafeti sembolize eder.Der Vogel symbolisiert dabei sowohl Schönheit wie Zerstörung.
Güzelliğin iyi veya kötüyle ilişkisi var mıdır?Eine Ökonomie von Gut und Böse?
Cemile, bu mahallede güzelliğiyle göze çarpan, paylaşılamayan genç bir Boşnak kızıdır.Agata, eine voll entwickelte Kindfrau von ungewöhnlicher Schönheit, betritt die Hütte.
"Güzelliğin İçinden".Der Schönheit verpflichtet."
Kader kusursuz güzelliği başına hep bela olmuştur.Er hat aufgehört, über absolute Schönheit zu träumen.
Gençliğinde güzelliğine güveniyordu.Elle est fière d'avoir été belle dans sa jeunesse.
Onun güzelliğine kapılmamak mümkün değil.Il est impossible de ne pas être fasciné par sa beauté.
Güzelliği sınıfta göze çarpıyordu.Sa beauté se démarquait au sein de la classe.
Her yaşın kendi güzelliği var.Chaque âge a ses plaisirs.
O zaman 12 ya da 13 yaşındaydı ama güzelliği ile tanınıyordu.Elle n'avait alors que douze à treize ans, mais était déjà renommée pour sa beauté.
Öncesinde ise Elbasana gelenler, hep Namazgâhın güzelliğinden bahsetmişlerdir.La fable attribuait antérieurement ce prétendu privilége au laurier seul.
Güzelliğine çok düşkündür.Il est fasciné par sa beauté.
Hindu metinleri Rati'nin güzelliğini ve şehvetini vurgular.Les textes hindous soulignent la beauté et la sensualité de Rati.
Babası Yakub'un onu çok sevmesinin nedenlerinden biri de Yusuf'un güzelliğidir.Le fils de son prédécesseur Yahyâ ben Abî Zakarîyâ Yahyâ lui succéda.
Sesinin güzelliği gençken bile fark ediliyordu.La voix de Margaret est remarquée dès son enfance.
Yapıtlarında görüntülerin güzelliği ve gerçekçiliği ön plana çıkar.Il place au centre de sa pratique la productivité et l'efficacité dans le réel de ses projets.
Parlaklığı, ışığı ve güzelliği sembolize eder.C'est la vérité, c'est la beauté et c'est le bonheur.
Güzelliğin Tarihi.Miroir de beauté.
Hayvan büyüdükçe, renginin güzelliği ve parlaklığı azalır, kıvırcık bukleler kaybolur.Une fois l'anneau parti, la magie et la beauté de la Lórien diminuèrent et elle se dépeupla lentement.
On üçüncü şise için onun güzelliğini seçer.Il se distingue au concile de Trente par son éloquence.
O kız güzelliğinden dolayı kibirli.Esa chica es arrogante debido a su belleza.
Güzelliği seviyoruz.Amamos la belleza.
Güzel insan aramakla insandaki güzelliği aramak arasında büyük bir fark var.Hay una gran diferencia entre buscar a gente hermosa y buscar la hermosura de la gente.
Çiçekler doğanın güzelliğidir.Las flores son la belleza de la naturaleza.
Despina, güzelliği ile Yunan kadınları arasında ünlüydü.Despina era famosa por su extrema belleza entre las mujeres griegas.
Güzelliğine çok düşkündür.Se preocupa mucho por su belleza.
Arabacılık mesleğinin zevklerinden ve karısının güzelliğinden bahse koyulur.Él alaba las alegrías de la vida del carretero y la belleza de su esposa.
Hindu metinleri Rati'nin güzelliğini ve şehvetini vurgular.Las escrituras hindúes hacen hincapié en la belleza y sensualidad de Rati.
Bu doğa güzelliğini, Álvar Núñez Cabeza de Vaca 1542 yılında keşfetmiştir.Álvar Núñez Cabeza de Vaca que llegó en el año 1542.
Güzelliğin iyi veya kötüyle ilişkisi var mıdır?¿La pederastia está bien o mal?
Güzelliğin Tarihi.Historia de la Belleza.