Ama en güzeli kendi bir kelebeği yaratmasıydı.אבל זו היתה ההפקה שלו, של פרפר שהיתה היפיפייה ביותר.
Ama en güzeli kendi bir kelebeği yaratmasıydı.لكن انتاجه لفراشة كان الأكثر جمالا.
Ama en güzeli kendi bir kelebeği yaratmasıydı.蝶が出現するやつでしょう 「皆さん ご覧ください 生命の創造です」
Ama herhalde Beşinci Aşama'nın dediği en güzeli.Aber eigentlich sollte ich Stufe Fünf sprechen, stimmts?
Ama herhalde Beşinci Aşama'nın dediği en güzeli.Ale najlepszy jest Etap 5, co?
Ama herhalde Beşinci Aşama'nın dediği en güzeli.Dar trebuie oare să fiu în Stadiul 5?
Ama herhalde Beşinci Aşama'nın dediği en güzeli. "Hayat Şahane."5단계를 반드시 말해야만 할까요? "인생은 위대해"
Ama herhalde Beşinci Aşama'nın dediği en güzeli. "Hayat Şahane.""Mas devia ambicionar o Nível Cinco 'A vida é excelente'."
Ama herhalde Beşinci Aşama'nın dediği en güzeli. "Hayat Şahane."Peros debería hablar de la Etapa 5, no? " La Vida es Estupenda."
Ama herhalde Beşinci Aşama'nın dediği en güzeli. "Hayat Şahane."Θα ήθελα όμως να μιλάω στο Στάδιο Πέντε, "Η ζωή είναι μεγαλειώδης".
Ama herhalde Beşinci Aşama'nın dediği en güzeli. "Hayat Şahane."אבל אני באמת צריך לדבר על שלב חמש, נכון? "החיים נהדרים."
Ama herhalde Beşinci Aşama'nın dediği en güzeli. "Hayat Şahane."لكني عليّ بالضرورة الحديث عن المرحلة الخامسة، صحيح؟ " الحياة عظيمة."
Ama herhalde Beşinci Aşama'nın dediği en güzeli. "Hayat Şahane."実のところ 幾分しっくりこないことが
Ama herhalde Beşinci Aşama'nın dediği en güzeli.Maar ik zou eigenlijk op Niveau Vijf moeten praten.
Ama herhalde Beşinci Aşama'nın dediği en güzeli.Ma in realta' dovrei parlare come uno da Livello 5, no?
Ama herhalde Beşinci Aşama'nın dediği en güzeli.Mais je devrais vraiment parler état Cinq, c'est ça?
Ama herhalde Beşinci Aşama'nın dediği en güzeli.Nhưng tôi nên nói về Giai đoạn thứ Năm, đúng không?
Ama herhalde Beşinci Aşama'nın dediği en güzeli.Но круче всего быть на Уровне Пять, верно?
Ama herhalde Beşinci Aşama'nın dediği en güzeli.Но трябва да говоря като Етап Пет, нали?
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.(105:24) И презрели они землю желанную, не верили слову Его;
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.De föraktade det ljuvliga landet och trodde icke på hans ord.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.De vraged det yndige Land og troede ikke hans Ord,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Ei au nesocotit ţara desfătărilor; n'au crezut în Cuvîntul Domnului,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.És becsmérelték a kivánatos földet, nem hittek az õ igéretének.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.He pitivät halpana ihanan maan eivätkä uskoneet hänen sanaansa.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Het prachtige land waar zij naar toe gingen, schatten zij gering; zij geloofden niet wat God zei.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Ils méprisèrent le pays des délices; Ils ne crurent pas à la parole de l`Éternel,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Kemudian mereka menolak negeri yang indah itu karena tak percaya kepada janji Allah
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.저희가 낙토를 멸시하며 그 말씀을 믿지 아니하고
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Og de foraktet det herlige land, de trodde ikke hans ord,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Potom zase opovrhli želanou zemou; neverili jeho slovu.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Rifiutarono un paese di delizie, non credettero alla sua parola
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Sin embargo, aborrecieron la tierra deseable, y no creyeron en su palabra
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Também desprezaram a terra aprazível; não confiaram na sua promessa;
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Tổ phụ chúng tôi khinh bỉ xứ tốt đẹp, Không tin lời của Chúa,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Tổ_phụ chúng_tôi khinh_bỉ xứ tốt_đẹp , Không tin lời của Chúa ,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.und sie verachteten das liebe Land, sie glaubten seinem Wort nicht
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Wzgardzili też ziemią pożądaną, nie wierząc słowu jego.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Zaničevali so tudi zaželjeno deželo, ne verujoč besedi njegovi.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Za tím zošklivili sobě zemi žádanou, nevěříce slovu jeho.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Κατεφρονησαν ετι την γην την επιθυμητην δεν επιστευσαν εις τον λογον αυτου
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Дори те презряха желаната земя, Не повярваха Неговото слово,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.וימאסו בארץ חמדה לא האמינו לדברו׃
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.ورذلوا الارض الشهية. لم يؤمنوا بكلمته.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.他 們 又 藐 視 那 美 地 、 不 信 他 的 話
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.他 們 又 藐視 那 美地 、 不 信 他 的 話
Bana bu olabileceđinin en iyisi dediler. Yapabileceđimizin en güzeli bu dediler."Jeg er nødt til at lave den film," og hun spurgte mig, hvorfor?
Başka hangi konularda hemfikiriz? Pekala, her şeyden önce, hepimiz inanılmaz derecede güzeliz.그 외에 공통점은 뭘까요? 먼저, 우리는 놀랍도록 잘 생겼어요.(웃음)
Ben Bernanke!, benim olacaksın güzelim!Ben Bernanke! Dorwę cię, maleńki!
Ben Bernanke!, benim olacaksın güzelim!Ben Bernanke! Ich werde dich KRIEGEN MEIN SÜSSER!!!!
Ben Bernanke!, benim olacaksın güzelim!Dream! Jeg skal nok ordne dig, min kære!
Ben Bernanke!, benim olacaksın güzelim!Hozok neked, drágám
Ben Bernanke!, benim olacaksın güzelim!Je vais t'avoir, mon mignon
Ben Bernanke!, benim olacaksın güzelim!Θα σε φάω καλό μου!
Ben Bernanke!, benim olacaksın güzelim!Бен Бернанке! - Ще те хвана, миличък!
# Ben güzel bir kızım Çok güzelim# Aku adalah seorang gadis yang cantik sangat cantik
# Ben güzel bir kızım Çok güzelim # Güzellik benim silahım # Ben güzel bir kızımNővér Öltöző
# Ben güzel bir kızım Çok güzelim# I'm a beautiful girl A beautiful girl
# Ben güzel bir kızım Çok güzelimJestem piękną dziewczyną taką piękną
# Ben güzel bir kızım Çok güzelimJe suis une jolie fille Si belle