Ama sabah olduğunda, birdenbire içimde güzelce giyinip çıkma hissi uyandı.و لكن عندما جاء الصباح, أردت أن أخرج و أبدو جميلة
Ama sabah olduğunda, birdenbire içimde güzelce giyinip çıkma hissi uyandı.私ってホントにあなたの事が 好きなんだと思わない?
Arizona'da herkes bahçesini çakılla kaplıyor ve her yeri güzelce tırmıklanmış tutmayı seviyorlar.A v Arizoně samozřejmě každý rozhodí štěrk. A rádi tu udržují vše krásně shrabané. Všechno listí odklízí pryč.
Arizona'da herkes bahçesini çakılla kaplıyor ve her yeri güzelce tırmıklanmış tutmayı seviyorlar.En in Arizona, legt iedereen steentjes neer. En ze houden alles mooi geharkt. En ze doen de bladeren weg.
Arizona'da herkes bahçesini çakılla kaplıyor ve her yeri güzelce tırmıklanmış tutmayı seviyorlar.그리고 물론 애리조나에서는, 모두 바닥에 자갈을 깝니다. 또 그들은 모든것들을 아름답게 가꾸는 걸 좋아하고, 나뭇잎들을 깨끗이 쓸어냅니다.
Arizona'da herkes bahçesini çakılla kaplıyor ve her yeri güzelce tırmıklanmış tutmayı seviyorlar.Ở Arizona mọi người bắt đầu rải sỏi. Và họ làm cho mọi thứ được cào xới sạch sẽ. Và họ tỉa hết những cái lá.
Arizona'da herkes bahçesini çakılla kaplıyor ve her yeri güzelce tırmıklanmış tutmayı seviyorlar.W Arizonie wysypuje się wszystko żwirem. I ładnie się grabi. I wyrzuca się liście.
Arizona'da herkes bahçesini çakılla kaplıyor ve her yeri güzelce tırmıklanmış tutmayı seviyorlar.בשלב מוקדם, כאשר קניתי את המקום. ובאריזונה, כמובן, כולם מניחים חצץ.
Arizona'da herkes bahçesini çakılla kaplıyor ve her yeri güzelce tırmıklanmış tutmayı seviyorlar.そして庭に美しく箒がけをして、落ち葉は全て取り除きました 日曜の朝、隣人が落ち葉を吹き飛ばす機械を持ち出すと
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.Amico mio, grazie per aver permesso alla tua figlia beneducata di sposare mio figlio.
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.Cậu à, Cám ơn vì đã cho phép con gái yêu quý của cậu nên duyên với con trai tôi
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.Mein Freund. Ich danke dir dafür, dass du deine wohl erzogene Tochter meinen Sohn heiraten lässt.
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.Mijn vriend, bedankt dat je je goed opgevoede dochter laat trouwen met mijn zoon.
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.Min vän, tack för att du lät din väl uppfostrade dotter gifta sig med min son.
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.Mój przyjacielu... Dziękuję, że pozwalasz mojemu synowi na poślubienie swojej wspaniałej córki
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.Mon ami, merci de laisser ta fille bien élevée épouser mon fils.
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.Prietenul meu, iti multumesc ca ai lasat-o pe fata ta bine crescuta sa se casatoreasca cu fiul meu.
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.Prijatelj moj, hvala, ker si dovolil svoji odlično vzgojeni hčerki, da se je poročila z mojim sinom.
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.Φίλε μου, σ'ευχαριστώ που άφησες την καλοαναθρεμμένη σου κόρη να παντρευτεί τον γιο μου.
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.Мой друг, Спасибо тебе, что ты позволил своей прекрасной дочери выйти замуж за моего сына.
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.,חברי הטוב .תודה על שנתת לבתך שגידלת טוב כ"כ להתחתן עם בני
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.صديقي شكرا لك لسماحك لإبنتكِ بأن تتزوج من أبني
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.私は非常に感謝しています 大切に育てたお嬢さんを私の息子と結婚させてくれて 何を話そうかと考えながら
Aslında bir çok kişi bilmiyor. Hadi doyur karnını güzelce.En massa personen vet inte det.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.Daardoor werden zijn botten snel begraven en prachtig geconserveerd.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.De fait, ses os furent rapidement ensevelis et très bien préservés.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.Esencialmente sus huesos se enterraron rápidamente y quedaron bellamente preservados.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.Fondamentalmente, le sue ossa sono state sepolte rapidamente e conservate alla perfezione.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.Jego kości zostały szybko pogrzebane i przepięknie zakonserwowane.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.이 사람의 뼈는 빨리 매장되었고 아주 잘 보존되었습니다.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.Oasele lui au fost repede îngropate și conservate foarte bine.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.So wurden seine Knochen rasch begraben und sehr schön konserviert.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.Ουσιαστικά, τα κόκκαλά του θάφτηκαν γρήγορα και διατηρήθηκαν πολύ όμορφα.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.По същество, костите му били бързо погребани. и чудесно запазени.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.Таким образом, его кости очень быстро утонули в болоте и поэтому прекрасно сохранились.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.למעשה העצמות שלו נקברו במהירות ולכן נשמרו להפליא.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.أساسيا، كانت عظامه قد دفنت سريعا وحفظت بصورة جميلة.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.そのため急速に骨が埋められ きれいに保存されたのです そのまま 160万年が過ぎた後に
Baek Go Dong, bunları güzelce paketle.Baek Go Dong, emballe-les tous.
Baek Go Dong, bunları güzelce paketle.Baek Go Dong, imballali per bene.
Baek Go Dong, bunları güzelce paketle.Baek Go Dong, impacheteaza tot.
Baek Go Dong, bunları güzelce paketle.Baek Go Dong, pak semuanya dengan baik.
Baek Go Dong, bunları güzelce paketle.Baek Go Dong spakuj je dobrze.
Baek Go Dong, bunları güzelce paketle.Baek Go Dong, verpacke sie gut.
Baek Go Dong, bunları güzelce paketle.Μπάεκ Γκο Ντονγκ, τύλιξέ τα καλά.
Baek Go Dong, bunları güzelce paketle.Бэк Го Дон, отнеси!
Baek Go Dong, bunları güzelce paketle.بيك جو دونغ قم بجمع الكل
Ben ise hayat karmaşık, temizle, düzenle ve güzelce kutuya koy, türünde biriyim.Ed io sono più un tipo da: la vita è disordinata, ripuliscila, organizzala, e mettila in una scatola bento.
Ben ise hayat karmaşık, temizle, düzenle ve güzelce kutuya koy, türünde biriyim.Eu sou mais do tipo "a vida é complicada, limpa-a, organiza-a "e mete-a num 'tupperware' ".
Ben ise hayat karmaşık, temizle, düzenle ve güzelce kutuya koy, türünde biriyim.Ik heb meer iets van: het leven is rommelig, ruim het op, organiseer het en stop het in een lunchbox.
Ben ise hayat karmaşık, temizle, düzenle ve güzelce kutuya koy, türünde biriyim.In jaz sem bolj za: "življenje je neurejeno, očisti ga, organiziraj ga in ga spravi v škatlo."
Ben ise hayat karmaşık, temizle, düzenle ve güzelce kutuya koy, türünde biriyim.Itse uskon, että: "Elämä on mutkikasta, se täytyy selkiyttää ja lokeroida."
Ben ise hayat karmaşık, temizle, düzenle ve güzelce kutuya koy, türünde biriyim.Ja som viac ten typ, že ak je život chaos, upracem ho, dám mu systém a uložím ho do krabice.
Ben ise hayat karmaşık, temizle, düzenle ve güzelce kutuya koy, türünde biriyim.Já uvažuji spíš takto: život je bordel, ukliď ho, zorganizuj ho a rožkatulkuj ho do krabic.
Ben ise hayat karmaşık, temizle, düzenle ve güzelce kutuya koy, türünde biriyim.그런데 저는 삶은 엉망이니까 더러운것은 치우고, 고를건 골라서 도시락 통에 잘 정돈해서 넣자는 타입이였지요.
Ben ise hayat karmaşık, temizle, düzenle ve güzelce kutuya koy, türünde biriyim.Og jeg er mere, "livet er rodet, ryd det op, organiser det og put det i en kasse."
Ben ise hayat karmaşık, temizle, düzenle ve güzelce kutuya koy, türünde biriyim.Padahal saya ini lebih percaya, hidup tidak sempurna, bereskan, rapikan dan masukkan ke nampan bento.
Ben ise hayat karmaşık, temizle, düzenle ve güzelce kutuya koy, türünde biriyim.Und ich bin mehr der Typ: Leben ist Chaos, also räum es auf, organisiere es und pack es in eine Bento Box.
Ben ise hayat karmaşık, temizle, düzenle ve güzelce kutuya koy, türünde biriyim.А я вважала так, життя - безладне, його треба почистити, впорядкувати і покласти у красиву коробочку.
Ben ise hayat karmaşık, temizle, düzenle ve güzelce kutuya koy, türünde biriyim.А я считала так, жизнь это хаос, её надо почистить, организовать, и сложить в красивую коробочку.