güvensiz ile cümle
güvensiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Kırılganlıkları ve güvensizlikleri gizlenmiştir.Apparences et certitudes s'écroulent.
28 Mart 1978'de bir güvensizlik oylaması sonucu hükümeti düşürüldü.Ce dernier provoque, le 28 mai 1993, un vote de confiance perdu à une voix près par le gouvernement.
Senin olaylar karşısındaki tutumun beni ümitsizliğe ve güvensizliğe itiyor.Tu actitud ante los acontecimientos me empuja a la desesperación y la inseguridad.
PAP ağ üzerinden şifresiz ASCII şifreleri iletir ve bu nedenle güvensiz olarak kabul edilir.PAP transmite contraseñas o passwords en ASCII sin cifrar, por lo que se considera inseguro.
Son çalışmalar, aynı zamanda resmi olmayan tasarruf yöntemlerinin güvensiz olduğunu da göstermiştir.Recenti studi hanno inoltre dimostrato che i metodi informali di risparmio sono sicuri.
Meclise güvensizlik oyu vererek hükümeti düşürebilir.Il Parlamento può sfiduciare il governo.
Saldırı Amerikan politikasını yapanlarda komünist saldırılarına karşı bir güvensizlik yarattı.È imminente un attacco generale dei comunisti sulla posizione.
Kubilay bu isyanı kolayca bastırdı, ancak bu onda Han Çinlilerine karşı derin bir güvensizlik yarattı.Khubilai schiacciò prontamente la ribellione, ma questo evento lo rese diffidente nei riguardi dell'etnia Han.
Olay oldukça ciddi idi, yeni tutuklama haberleri üyelerin büyük kısmında güvensizlik ortamı yaratıyordu.Это была не шутка, новости о новых арестах создали атмосферу ненадёжности среди большой части участников.
Brute Force ataklarına karşı güvensizdir.Ненадёжность силовых агрегатов.
Grup, güvensiz yerler sebebiyle sürekli olarak yer değiştiriyordu.Они часто меняют место проживания из-за смены места работы.
Her iki olgu da durumlarının ne kadar stresli ve güvensiz olduğunu göstermeye hizmet etmektedirler.Именно индивид оценивает ситуацию как стрессовую или нет.
İncelemeler sonucunda Kumaritashvili'nin ölümünün güvensiz yapılan pist sebebiyle olmadığı açıklandı.يبدو أن الباحثين يتفقون فقط على مصير سفينة ديزهنيوف التي لم تُفقد.
Saldırı Amerikan politikasını yapanlarda komünist saldırılarına karşı bir güvensizlik yarattı.O ataque fomentou sentimentos de insegurança entre políticos americanos sobre eventuais ataques comunistas.
Mod4A: İniş takımları kapalı iken yere güvensiz yaklaşım.uyarisi too low terrain,too low gear,too low flap.Aviso: Too low/Terrain - Too low/Gear - Too low/Flaps Desvio excessivo abaixo do ILS.
Haçlılar kaynaklı gecikmeler, Kontostefanos'u kızdırdı ve sözde müttefiklerine karşı güvensizlik doğurdu.O atraso por parte dos cruzados enfureceu Contostefano e semeou a desconfiança entre os ostensivos aliados.
Bu sertlik içinde hissettiği güvensizliğin bir maskesi."A tenacidade é apenas uma máscara para a vulnerabilidade que ela sente por dentro".
Dale'in Rick'e olan güvensizliği had safhaya ulaşmıştır.Sua desconfiança de Rick está em seu pico.
Fakat bu özellikler de Bizans bölgesinde artan güvensizliğe neden olmuştur.Tal desenvolvimento é, sem dúvida, altamente improvável no atual ambiente de segurança benigna.
Utangaç ve güvensiz kız kardeş Dimity yerel bir Çin restaurantında çalışan bir garsondur.A sonhadora e desajeitada Gabriela, irmã de Diana, trabalha como empregada na mansão.
Bu, ilişkilerinde güvensizliğe yol açmaktadır.Dit zorgt voor spanningen in hun relatie.
Grup, güvensiz yerler sebebiyle sürekli olarak yer değiştiriyordu.De groep wisselde voortdurend van positie.
Güvensizlikten beslenir.Omgaan met onzekerheid.
Kırılganlıkları ve güvensizlikleri gizlenmiştir.Jej starość i ułomność jest ukryta.
Bazıları da güvensiz bulunmuştur ve kullanılmaması gerekir.Niektórych wykorzystałem i nie podziękowałem.
Grup, güvensiz yerler sebebiyle sürekli olarak yer değiştiriyordu.Rodzina tułała się jakiś czas, zmieniając wielokrotnie miejsce zamieszkania.
Grup, güvensiz yerler sebebiyle sürekli olarak yer değiştiriyordu.Kejsaren styrde genom att ständigt byta vistelseort.
Parlamento ile ordu arasında bu aşamada güvensizlik ortaya çıkmaya başladı.Серед народу та війська почалося збурення.
Utangaç ve güvensiz kız kardeş Dimity yerel bir Çin restaurantında çalışan bir garsondur.Фелісіте — горда і незалежна жінка, яка працює співачкою в барі в Кіншасі.
Bu sertlik içinde hissettiği güvensizliğin bir maskesi."Je to o nedůvěře, která se vyjadřuje jako druh omrzelosti životem."
Gandi en önemli mücadelenin kendi iblislerini, korkularını ve güvensizliklerini yenmek olduğunu belirtmiştir.Gandhi a declarat că cea mai importantă luptă de purtat este cu propriii demoni, temeri și nesiguranțe.
PAP ağ üzerinden şifresiz ASCII şifreleri iletir ve bu nedenle güvensiz olarak kabul edilir.PAP transmite parola necriptată în ASCII în rețea și de aceea este considerat nesigur.
Genel olarak başarısızlıkla dolu bir güvensizlik abidesi çizer.În general, le vom da un sentiment de neputință.
Bazıları da güvensiz bulunmuştur ve kullanılmaması gerekir.Unele dintre ele sunt instabile și nu pot fi izolate.
O güvensiz ve düşük benlik saygısı var.El este nesigur și are o stimă de sine scăzută.
Güvensizlik güvenliğin anasıdır.Neîncrederea este mama siguranței.
Güvensizlikten beslenir.Ők hamis biztonságérzetet táplálnak.
Bazıları da güvensiz bulunmuştur ve kullanılmaması gerekir.Nem használnak és nincs is szükségük Porra.
Kubilay bu isyanı kolayca bastırdı, ancak bu onda Han Çinlilerine karşı derin bir güvensizlik yarattı.Kublai kukisti kapinan nopeasti, mutta se osoitti hänelle han-kiinalaisten kapinallisuuden.
Tüm bu gelişmeler IV. Mehmed'e karşı bir güvensizlik yarattı.Tilanne kehittyi Henrik IV:n suhteen uhkaavaksi.
Grup, güvensiz yerler sebebiyle sürekli olarak yer değiştiriyordu.Perhe joutui vaihtamaan usein asuntoa maksamattomien vuokrien takia.
Bu sertlik içinde hissettiği güvensizliğin bir maskesi."Se liukuu sulavasti hätkähdyttävään falsettiin, jota hän käyttää rohkeasti.”
PAP ağ üzerinden şifresiz ASCII şifreleri iletir ve bu nedenle güvensiz olarak kabul edilir.Το PAP μεταδίδει μη κρυπτογραφημένους ASCII κωδικούς μέσω δικτύου και γι αυτό θεωρείται μη ασφαλές.
Bu, ilişkilerinde güvensizliğe yol açmaktadır.Αυτό δημιουργεί εντάσεις στη σχέση τους.
Bu sertlik içinde hissettiği güvensizliğin bir maskesi."Η σκληρότητα είναι μόνο μια μάσκα για την ευπέθεια που νιώθει μέσα της."
(MD5 şifreleme topluluk tarafından güvensiz olarak kabul edilir ve kullanılmaması gerekir).(Η LISP 2 χρησιμοποιούσε σύνταξη βασισμένη σε M-εκφράσεις και δεν χρησιμοποιήθηκε ευρέως.)
Çok kibirli ve güvensiz olabilir ve Starfire'a aşıktır ve onu elde etmek için her şeyi yapar.Hun er ret så stædig og viljestærk, er forelsket i Noel og vil gøre alt for at vinde ham.
Bu roman da insanların kendilerine duydukları güven güvensizlik anlatılıyor.Mendengar berarti menerima kepercayaan dari orang-orang yang menceritakan apa saja kepada dirinya.
Bu, ilişkilerinde güvensizliğe yol açmaktadır.Điều này khiến mối quan hệ của họ gặp khó khăn.
Kırılganlıkları ve güvensizlikleri gizlenmiştir.誤差や不確かさは、切り上げられる。
Sistem güvensiz durumdayken çalışamaz.系统不安全的时候不能操作。
Saldırı Amerikan politikasını yapanlarda komünist saldırılarına karşı bir güvensizlik yarattı.袭击事件挑起了美国政治家对共产主义性质袭击的不安全性。
PAP ağ üzerinden şifresiz ASCII şifreleri iletir ve bu nedenle güvensiz olarak kabul edilir.PAP在网络上传送未加密的ASCII密码,因此被认为是不安全的。
İbn Battuta kah lüks içinde kah güvensizlik içinde bir yaşam sürüyordu.그는 평생을 두타행과 무소유의 삶으로 일관하였던 욕쟁이 스님이었다.
PAP ağ üzerinden şifresiz ASCII şifreleri iletir ve bu nedenle güvensiz olarak kabul edilir.PAP는 암호화되지 않은 ASCII 암호를 네트워크 상으로 전달하므로 안전하지 않은 것으로 간주된다.
Sistem güvensiz durumdayken çalışamaz.아이템은 내구도가 떨어지면 못 쓰게 된다.
CHP güvensizlik oyu verdi.ג'ורג' חש חוסר ודאות.
Saldırı Amerikan politikasını yapanlarda komünist saldırılarına karşı bir güvensizlik yarattı.לא הייתה התקדמות בבלימת התוקפנות הקומוניסטית בתמורה למעורבות האמריקנית.
Grup, güvensiz yerler sebebiyle sürekli olarak yer değiştiriyordu.בשל עבודתו זו שינתה המשפחה את מקום מגוריה לעיתים תכופות.
Bu sertlik içinde hissettiği güvensizliğin bir maskesi."Ta snaga je zapravo maska za njezinu ranjivost koju osjeća iznutra."