güvensiz ile cümle

güvensiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
O, geleceği hakkında güvensiz hissetti.She felt insecure about her future.
Yüzümde güvensizlik ifadesi vardı.I had an expression of disbelief on my face.
Tom o kadar güvensiz olmasaydı, muhtemelen Mary'nin sevgisini kabul edebilirdi.If Tom hadn't been so insecure, he could probably have accepted Mary's love.
Güvensizlik güvenliğin anasıdır.Mistrust is the mother of safety.
Neden sen çok güvensizsin?Why are you so insecure?
Hoşgörüsüzlüğün güvensizliğini yansıtıyor.Your intolerance reflects your insecurity.
Güvensiz hissediyorum.I'm feeling insecure.
Biraz güvensiz hissediyorum.I feel a little insecure.
Bu şirket güvensiz ürünleri sattı.This company sold unsafe products.
Tom ve Mary birbirine güvensizlikle baktı.Tom and Mary stared at each other in disbelief.
O içine kapanık ve güvensiz.She's self-conscious and insecure.
O görünüşü hakkında çok güvensiz.She's very insecure about her looks.
O güvensiz ve gerçekten düşük benlik saygısı var.He's insecure and has really low self-esteem.
O güvensiz ve düşük benlik saygısı var.She's insecure and has low self esteem.
Biraz güvensizim.I'm a little bit insecure.
Güçlü rüzgarlar güvensiz öğeleri uçurabilir.Strong winds can blow away unsecured items.
Tom biraz güvensiz görünüyordu.Tom looked a little unsure.
Tom biraz güvensiz görünüyor.Tom looks a little unsure.
Siz güvensiz misiniz?Are you insecure?
Sanırım Tom güvensiz.I think Tom is insecure.
Geceleyin dolaşırken kendimi güvensiz hissediyorum.I feel unsafe walking around at night.
Tom geleceği hakkında güvensiz hissediyor.Tom feels insecure about his future.
Tom güvensiz görünüyor.Tom seems insecure.
Tom güvensizdi.Tom was insecure.
Tom böylesine çekingen bir adam. O oldukça kendine güvensiz gibi görünüyor.Tom is such a diffident man. He seems to have quite low self-esteem.
Sosyal garip insanlar güvensizlikleri geliştirmek eğilimindedir.Socially awkward people tend to develop insecurities.
Film sırasında, güvensizliğimi askıya almaya çalıştım, ama başaramadım.During the movie, I tried to suspend my disbelief, but failed.
Tom kendini güvensiz hissetmeye başladı.Tom started feeling insecure.
Şarkıda hitap edilen kişi oldukça güvensiz görünmektedir.The person addressed in the song seems to be rather insecure.
O utangaç, güvensiz, aşırı duyarlı bir kız.She is a shy, insecure, overly sensitive girl.
Tom çok güvensiz.Tom is very insecure.
Tom onu güvensizliğini saklamak için yapıyor.Tom does that to hide his insecurity.
Tom sadece güvensiz bir kontrol manyağı.Tom is just an insecure control freak.
Yaşlı kadın bana somurtkanlık ve güvensizlikle baktı.The old woman looked at me with surliness and mistrust.
Senin güvensizliğin dininden gelmektedir.Your insecurity comes from your religion.
Bir kalabalığın içinde kendimi hala güvensiz ve rahatsız hissediyorum.I still feel unsafe and uncomfortable in a crowd.
Başbakan güvensizlik oyundan sonra devam edemedi.The Prime Minister could not continue after a vote of no confidence.
Bu güvensiz bir ortam yarattı.It created an unsafe environment.
Seni güvensiz yapmak bu kadar kolay mı?Is it this easy to make you unsure?
Kendimi güvensiz hissediyorum.I feel insecure.
Ben çok güvensizim.I'm very insecure.
Tom'un güvensiz olduğunu biliyorum.I know that Tom is insecure.
Tom güvensiz görünüyordu.Tom seemed to be insecure.
Muhtemelen bunu yapmak güvensiz olacak.It's probably going to be unsafe to do that.
Tom son derece güvensiz.Tom is extremely insecure.
William haklı olarak kendini güvensiz hissetti.William rightfully felt unsafe.
William hemen kendini güvensiz hissetmeye başladı.William immediately started to feel unsafe.
Utangaç ve güvensiz kız kardeş Dimity yerel bir Çin restaurantında çalışan bir garsondur.Dimity, the shy and insecure sibling, is a waitress at a local Chinese restaurant.
Her iki olgu da durumlarının ne kadar stresli ve güvensiz olduğunu göstermeye hizmet etmektedirler.Both serve to show how stressful and precarious their situation is.
1936'da Irak'taki Yahudiler arasındaki güvensizlik hissi artmaya başladı.By 1936, there was an increased sense of insecurity among the Jews of Iraq.
Bu nedenle güvensizdirler.Because you’re insecure.
Son çalışmalar, aynı zamanda resmi olmayan tasarruf yöntemlerinin güvensiz olduğunu da göstermiştir.Recent studies have also shown that informal methods of saving are unsafe.
Saldırı Amerikan politikasını yapanlarda komünist saldırılarına karşı bir güvensizlik yarattı.The attack fomented feelings of insecurity among American policymakers about communist attacks.
Bu, ilişkilerinde güvensizliğe yol açmaktadır.This leads to frustration in their relationship.
O dönemdeki uluslararası güvensizlik ortamında hükûmeti sağlamlaştırmak istemişti.During this period of international insecurity, he wanted to solidify the government.
Bazıları da güvensiz bulunmuştur ve kullanılmaması gerekir.Others have been found insecure, and should never be used.
Sistem güvensiz durumdayken çalışamaz.Fail-safe systems become safe when they cannot operate.
Bu sertlik içinde hissettiği güvensizliğin bir maskesi."The toughness is only a mask for the vulnerability she feels inside."
Ve biz umutsuzuz, çünkü kendin hakkında güvensizsin.And we are desperate, because you are insecure about yourself.
Böyle bir korku ve güvensizlik bulaşıcıdır.Such fear and mistrust was infectious.
İlgili Sayfalar