güvenmek ile cümle
güvenmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Güvenmek zorunda da değilsin. Silahlı olan biziz.You don't need to We are armed.
Doogie haklýydý, tek ihtiyacým olan kendime güvenmektiDoogie was right: ...all I needed was a little confidence.
Size güvenmek istiyorum, Profesör.I want to trust you, Professor.
Güvenmek, sadece senin içinden gelir.Only trust comes from inside of you.
Bana güvenmek istiyorsan, öncelikle bana güvenme.If you want to trust me, don't trust me on the first place.
RABbe sığınmak İnsana güvenmekten iyidir.It is better to take refuge in Yahweh, than to put confidence in man.
RABbe sığınmak Soylulara güvenmekten iyidir.It is better to take refuge in Yahweh, than to put confidence in princes.
Sıkıntılı günde haine güvenmek, Çürük dişe ya da sakat ayağa güvenmek gibidir.Confidence in someone unfaithful in time of trouble is like a bad tooth, or a lame foot.
Ölümlü insana güvenmekten vazgeçin. Onun ne değeri var ki?Stop trusting in man, whose breath is in his nostrils; for of what account is he?
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.Now faith is assurance of things hoped for, proof of things not seen.
İki taraftan hangisine güvenmek daha gereklidir, bir bilseniz."Tell me, whose way is the way of peace, if you have the knowledge?
Onlar ki sabrettiler ve yalnız Rablerine dayanıp güvenmektedirler.Who persevere and place their trust in their Lord.
Güvenmekten VazgeçRemove Trust
Ancak bu, PASOK partisine güvenmekle aynı şey değil.That is not the same thing as trusting the PASOK party, however.
Bu olduğu takdirde, PSD iktidarda kalabilmek için daha küçük partilere güvenmek zorunda kalacak.If that happens, PSD would be forced to rely on smaller parties to stay in power.
Uzun sözlü sunumlara güvenmek yerine öğretim yöntemlerinde çeşitlilik gereklidir.Variety in teaching methods is required, rather than reliance on lengthy verbal presentations.
Bir teklif çünkü "Yerlilere güvenmek gerçekten zor.A proposal because "It is difficult, indeed, to count on the natives.
Güvenmek sevmekten daha önemli.Zu vertrauen ist wichtiger als zu lieben.
Hannibal de, kolay bir zafer elde edeceğine güvenmektedir.Hannibal glaubt dennoch an den Sieg.
Hatta savunmada bile İngiltere'nin mali desteğine güvenmektedir.Finanziell ist die Insel weitgehend auf die Unterstützung Großbritanniens angewiesen.
Affetmek zor değildir, yeniden güvenmek zordur.Pardonner n'est pas difficile, difficile de croire à nouveau ...
Gibson, bilgisayar efektlerine güvenmek istemedi.Gibson ne s'attendait pas à obtenir le rôle-titre.
Onlara güvenmek zorundayız.Tenemos que confiar en ellos.
Örneğin, Buda Amida’ya aşırı güvenmek, buna örnek olarak gösterilebilir.Сколь бы ни была несравненной истина Будды, обязуюсь её достичь.
Frigg sırları konusunda Fulla'ya güvenmektedir.Wspomniano również, że Frigg zwierza się służce ze swoich tajemnic.
Bu durumda ele geçek ikmal malzemesine güvenmek zorundaydı.Oznaczało to, że jego transakcja musiała zostać przeprowadzona potajemnie.
Sana güvenmekle aptallık ettim.Byłem głupi ufając ci.
Wi-Fi Sense WiFi noktalarına güvenmek için otomatik olarak Windows Telefonlarında olur.Wi-Fi Sense автоматично під'єднує Windows Phone з Wi-Fi точкою доступу, якій Ви довіряєте.
Açıkçası, donanma ithal akaryakıt stoklarına güvenmekteydi.Okkupasjonsmakten hadde bruk for verftet til skipsreparasjoner.
Bazıları ise tam tersine bu kaynaklara aşırı güvenmektedir ve doğruluğundan şüphe duymamaktadırlar.Banyak yang tidak mempunyai sumber yang layak dipercaya dan tidak ada bukti tentang otentisitasnya.
Chihuahua savunma için keskin dişlerine güvenmek zorundadır.Chihuahua có hàm răng rất sắc như là vũ khí để tự vệ.
Babası ona çok güvenmekle birlikte ilerde yerini oğluna bırakmayı düşünmektedir.그는 자신의 아들에게도 천국에서 함께 만날 것을 다짐하였다.
Ahmyo - Kendine TAMAMEN ve SAF bir şekilde güvenmek, kendinin farkına varmak. 2.Ahmyo Pełna wiara w siebie, świadomość samego siebie.
Akdeniz ülkeleri tatlı su temini için tuz giderimi yöntemine giderek daha fazla güvenmektedirler.I paesi del Mediterraneo si affidano sempre più alla desalinazione per la fornitura di acqua dolce.
Akdeniz ülkeleri tatlı su temini için tuz giderimi yöntemine giderek daha fazla güvenmektedirler.Krajiny v okolí Stredozemného mora sú pri zabezpečovaní sladkej vody čoraz viac závislé na odsoľovaní.
Akdeniz ülkeleri tatlı su temini için tuz giderimi yöntemine giderek daha fazla güvenmektedirler.Medelhavsländerna förlitar sig allt mer på avsaltning för att få sötvatten.
Akdeniz ülkeleri tatlı su temini için tuz giderimi yöntemine giderek daha fazla güvenmektedirler.Mediterrane landen zijn steeds meer afhankelijk van ontzilting voor hun zoetwater.
Akdeniz ülkeleri tatlı su temini için tuz giderimi yöntemine giderek daha fazla güvenmektedirler.Os países mediterrânicos estão a confiar cada vez mais na dessalinização para fornecer água fresca.
Akdeniz ülkeleri tatlı su temini için tuz giderimi yöntemine giderek daha fazla güvenmektedirler.Ţările mediteraneene mizează tot mai mult pe desalinizare pentru obţinerea de apă potabilă.
Akdeniz ülkeleri tatlı su temini için tuz giderimi yöntemine giderek daha fazla güvenmektedirler.Ugyanakkor azonban hosszú távú politikákat is ki kell dolgozni.
Akdeniz ülkeleri tatlı su temini için tuz giderimi yöntemine giderek daha fazla güvenmektedirler.Upravljanje naših vodnih virov zanašajo na razsoljevanje.
Akdeniz ülkeleri tatlı su temini için tuz giderimi yöntemine giderek daha fazla güvenmektedirler.Οι μεσογειακές χώρες εξαρτώνται ολοένα και περισσότερο από την αφαλάτωση για την παροχή γλυκού νερού.
Akdeniz ülkeleri tatlı su temini için tuz giderimi yöntemine giderek daha fazla güvenmektedirler.Но изглежда прясна вода.
Ama bilmekten ve güvenmekten sonra en önemli şey nedir biliyor musun?Aber weißt du, was noch wichtiger als Wissen und Vertrauen ist?
Ama bilmekten ve güvenmekten sonra en önemli şey nedir biliyor musun?A wiesz, co jest najważniejsze po wiedzy i zaufaniu?
Ama bilmekten ve güvenmekten sonra en önemli şey nedir biliyor musun?Dar ºtii ce este cel mai important dupã cunoaºtere ºi încredere?
Ama bilmekten ve güvenmekten sonra en önemli şey nedir biliyor musun?Tu sais ce qui est plus important que de savoir et de croire ?
Ama bilmekten ve güvenmekten sonra en önemli şey nedir biliyor musun?Ομως ξέρεις πιό είναι το πιό σημαντικό μετά απο το να ξέρεις και να εμπιστεύεσαι;
Ancak sadece endüstriyel merkezileşmeye güvenmek bağımlılığı besler ve ekonomik zayıflık yaratır.Pero depender únicamente de la centralización industrial produce dependencia y vulnerabilidad económica.
Ancak sadece endüstriyel merkezileşmeye güvenmek bağımlılığı besler ve ekonomik zayıflık yaratır.Но доверие только промышленной централизации вызывает зависимость и создаёт экономическую уязвимость.
Bana güvenmek zorundasınız.Các anh phải tin tôi.
Bana güvenmek zorundasınız.Confíen en mí.
Bana güvenmek zorundasınız.Dovete fidarvi.
Bana güvenmek zorundasınız.Geloof me maar."
Bana güvenmek zorundasınız.Meg kell bíznia bennem.
Bana güvenmek zorundasınız.Musicie mi zaufać.
Bana güvenmek zorundasınız. Sadece inanın."나를 믿어야만 한다. 믿고 맡져라."라는 겁니다.
Bana güvenmek zorundasınız. Sadece inanın.""Musíte mi věřit, musíte mít víru."
Bana güvenmek zorundasınız. Sadece inanın.""Ви повинні довіряти мені на слово".
Bana güvenmek zorundasınız. Sadece inanın."תצטרכו לסמוך עלי. קחו זאת באמונה".