Özellikle onlara delirmedikleri konusunda güvence vermeliyim.Hlavně je ubezpečit, že nejsou blázni.
Özellikle onlara delirmedikleri konusunda güvence vermeliyim.Især forsikre dem om, at de ikke er ved at blive sindssyge.
Özellikle onlara delirmedikleri konusunda güvence vermeliyim.특히 환자들이 미치고 있는게 아니라는 것을 알려줄 필요가 있었습니다.
Özellikle onlara delirmedikleri konusunda güvence vermeliyim.Legfőképpen pedig biztosítani őket, hogy nem fognak megőrülni.
Özellikle onlara delirmedikleri konusunda güvence vermeliyim.Saada heidät vakuuttuneiksi siitä, etteivät he ole tulossa hulluksi.
Özellikle onlara delirmedikleri konusunda güvence vermeliyim.Särskilt lugna dem med att de inte håller på att bli galna.
Özellikle onlara delirmedikleri konusunda güvence vermeliyim.Şi în special să îi asigur că nu înnebunesc.
Özellikle onlara delirmedikleri konusunda güvence vermeliyim.Vooral om hen gerust te stellen dat ze niet gek worden.
Özellikle onlara delirmedikleri konusunda güvence vermeliyim.Vor allem wollte ich ihnen klar machen, dass sie nicht verrückt wurden.
Özellikle onlara delirmedikleri konusunda güvence vermeliyim.Και κυρίως να τους καθησυχάσω για το ότι δεν είναι παράφρονες.
Özellikle onlara delirmedikleri konusunda güvence vermeliyim.Особенно заверить в том, что они не сходят с ума.
Özellikle onlara delirmedikleri konusunda güvence vermeliyim.Особено да ги успокоя, че не полудяват.
Özellikle onlara delirmedikleri konusunda güvence vermeliyim.בעיקר להרגיע אותם שהם לא מתחילים להשתגע.
Özellikle onlara delirmedikleri konusunda güvence vermeliyim.و اؤكد لهم بشكل خاص أنهم ليسوا بمجانين
Özellikle onlara delirmedikleri konusunda güvence vermeliyim.先ほども言いましたが 視覚障害者の
Program değerlendirmesi için Yükseköğretim Kalite Güvencesi Merkezi ve okullar programının akreditasyonunda)(pro akreditaci studijního programu)
Program değerlendirmesi için Yükseköğretim Kalite Güvencesi Merkezi ve okullar programının akreditasyonunda)Tous les établissements d’enseignement supérieur et les Koledža
Ruh, Tanrının yüceliğinin övülmesi için Tanrıya ait olanların kurtuluşuna dek mirasımızın güvencesidir.han som er pantet på vår arv til eiendomsfolkets forløsning, hans herlighet til pris.
Ruh, Tanrının yüceliğinin övülmesi için Tanrıya ait olanların kurtuluşuna dek mirasımızın güvencesidir.ki je zastava dediščine naše, v odrešitev lastnine božje, v hvalo slave njegove.
Ruh, Tanrının yüceliğinin övülmesi için Tanrıya ait olanların kurtuluşuna dek mirasımızın güvencesidir.ki záloga a mi örökségünknek [Isten] tulajdon [népé]nek megváltatására, az Õ dicsõségének magasztalására.
Ruh, Tanrının yüceliğinin övülmesi için Tanrıya ait olanların kurtuluşuna dek mirasımızın güvencesidir.이는 우리의 기업에 보증이 되사 그 얻으신 것을 구속하시고 그의 영광을 찬미하게 하려 하심이라
Ruh, Tanrının yüceliğinin övülmesi için Tanrıya ait olanların kurtuluşuna dek mirasımızın güvencesidir.Kterýž jest závdavek dědictví našeho, na vykoupení toho, což jím dobyto jest, k chvále slávy jeho.
Ruh, Tanrının yüceliğinin övülmesi için Tanrıya ait olanların kurtuluşuna dek mirasımızın güvencesidir.Który jest zadatkiem dziedzictwa naszego na wykupienie nabytej własności, ku chwale sławy jego.
Ruh, Tanrının yüceliğinin övülmesi için Tanrıya ait olanların kurtuluşuna dek mirasımızın güvencesidir.ktorý je závdavkom nášho dedičstva na vykúpenie Božieho nadobudnutého vlastníctva, na chválu jeho slávy.
Ruh, Tanrının yüceliğinin övülmesi için Tanrıya ait olanların kurtuluşuna dek mirasımızın güvencesidir.o qual é o penhor da nossa herança, para redenção da possessão de Deus, para o louvor da sua glória.
Ruh, Tanrının yüceliğinin övülmesi için Tanrıya ait olanların kurtuluşuna dek mirasımızın güvencesidir.quien es la garantía de nuestra herencia para la redención de lo adquirido, para la alabanza de su gloria
Ruh, Tanrının yüceliğinin övülmesi için Tanrıya ait olanların kurtuluşuna dek mirasımızın güvencesidir.sen, joka on meidän perintömme vakuutena, hänen omaisuutensa lunastamiseksi - hänen kirkkautensa kiitokseksi.
Ruh, Tanrının yüceliğinin övülmesi için Tanrıya ait olanların kurtuluşuna dek mirasımızın güvencesidir.som er Pant på vor Arv, til Ejendommens Forløsning, til Pris for hans Herlighed.
Ruh, Tanrının yüceliğinin övülmesi için Tanrıya ait olanların kurtuluşuna dek mirasımızın güvencesidir.И всичко покори под нозете Му, и постави Го да бъде глава над всичко в църквата,
Ruh, Tanrının yüceliğinin övülmesi için Tanrıya ait olanların kurtuluşuna dek mirasımızın güvencesidir.Который есть залог наследия нашего, для искупления удела Его , в похвалу славы Его.
Ruh, Tanrının yüceliğinin övülmesi için Tanrıya ait olanların kurtuluşuna dek mirasımızın güvencesidir.котрий єсть задаток наслїддя нашого на викуп придбаного, в похвалу слави Його.
Ruh, Tanrının yüceliğinin övülmesi için Tanrıya ait olanların kurtuluşuna dek mirasımızın güvencesidir.כי זה ערבון ירשתנו לפדות לו עם סגלה לתהלת כבודו׃
Ruh, Tanrının yüceliğinin övülmesi için Tanrıya ait olanların kurtuluşuna dek mirasımızın güvencesidir.الذي هو عربون ميراثنا لفداء المقتنى لمدح مجده
Ruh, Tanrının yüceliğinin övülmesi için Tanrıya ait olanların kurtuluşuna dek mirasımızın güvencesidir.這 聖 靈 、 是 我 們 得 基 業 的 憑 據 、 〔 原 文 作 質 〕 直 等 到 神 之 民 〔 民 原 文 作 產 業 〕 被 贖 、 使 他 的 榮 耀 得 著 稱 讚
Ruh, Tanrının yüceliğinin övülmesi için Tanrıya ait olanların kurtuluşuna dek mirasımızın güvencesidir.這聖靈 、 是 我 們得 基業 的 憑據 、 〔 原文 作質 〕 直 等到 神 之 民 〔 民 原文 作 產業 〕 被 贖 、 使 他 的 榮耀 得 著稱讚
Sağlık hizmetlerinden yararlananların hakları yasalarla güvence altına alınmıştır.Les droits des citoyens aux services de santé sont garantis par la loi.
Sağlık hizmetlerinden yararlananların hakları yasalarla güvence altına alınmıştır.Los derechos de los pacientes de los servicios de salud están legalmente garantizados.
Sağlık hizmetlerinden yararlananların hakları yasalarla güvence altına alınmıştır.Rättigheterna för klienter inom hälsovården tryggas i lag.
Sağlık hizmetlerinden yararlananların hakları yasalarla güvence altına alınmıştır.Terveyspalveluiden asiakkaan oikeudet on turvattu lailla.
Sağlık hizmetlerinden yararlananların hakları yasalarla güvence altına alınmıştır.Права клиента медицинского учреждения обеспечены законом.
Sağlık hizmetlerinden yararlananların hakları yasalarla güvence altına alınmıştır.حقوق زبائن الخدمات الصحية مضمونة طبقاً للقانون.
Sağlık hizmetlerinden yararlananların hakları yasalarla güvence altına alınmıştır.医疗保健服务对象的权利受法律保护。患者的权利保障涉及到公众医疗服务和私人医疗服务、养老院服务及残疾人健康服务等行业。
Sağlık sigortası güvencesi (örneğin Avrupa sağlık kartı)Du har en sjukförsäkring (t.ex. det europeiska sjukvårdskortet)
Sağlık sigortası güvencesi (örneğin Avrupa sağlık kartı)Seguro de salud (por ejemplo, la tarjeta sanitaria europea)
Sağlık sigortası güvencesi (örneğin Avrupa sağlık kartı)sinulla on sairausvakuutusturva (esimerkiksi eurooppalainen sairaanhoitokortti)
Sağlık sigortası güvencesi (örneğin Avrupa sağlık kartı)vous avez une assurance maladie (par exemple, la carte européenne d’assurance maladie)
Sağlık sigortası güvencesi (örneğin Avrupa sağlık kartı)медицинская страховка (например, европейская медицинская карточка)
Sağlık sigortası güvencesi (örneğin Avrupa sağlık kartı)لديك تأمين صحي (على سبيل المثال بطاقة الرعاية الصحية للاتحاد الأوروبي)
Scotch; tüm erkeklerin, salonda en az güvence sahipti.스카치 하나이고, 모든 사람의, 그들은 거실에 가장 확신을 홀리고.
Scotch; tüm erkeklerin, salonda en az güvence sahipti.Scotch een, van alle mensen, ze bezaten de minste zekerheid in de melkstal.
Scotch; tüm erkeklerin, salonda en az güvence sahipti.Scotch egy; minden ember, ők rendelkeztek a legkevésbé biztosítékot a szalonban.
Scotch; tüm erkeklerin, salonda en az güvence sahipti.Scotch eins; aller Menschen, besaßen sie am wenigsten Qualitätssicherung in der Stube.
Scotch; tüm erkeklerin, salonda en az güvence sahipti.Scotch én; af alle mænd, de ejede mindst sikkerhed i stuen.
Scotch; tüm erkeklerin, salonda en az güvence sahipti.Scotch en, av alla människor, hade de den minsta säkerhet i salongen.
Scotch; tüm erkeklerin, salonda en az güvence sahipti.Scotch eno; vseh ljudi, ki so jih imeli najmanj zanesljivosti v salonu.
Scotch; tüm erkeklerin, salonda en az güvence sahipti.Scotch jeden, wszystkich ludzi, posiadali co najmniej zapewnienia w salonie.
Scotch; tüm erkeklerin, salonda en az güvence sahipti.Scotch jedna, ze všech lidí, které má k dispozici nejméně jistotu v salonku.
Scotch; tüm erkeklerin, salonda en az güvence sahipti.Scotch jedna, zo všetkých ľudí, ktoré má k dispozícii najmenej istotu v salóniku.
Scotch; tüm erkeklerin, salonda en az güvence sahipti.Scotch một trong, của tất cả mọi người, họ sở hữu đảm bảo ít nhất là trong phòng khách.
Scotch; tüm erkeklerin, salonda en az güvence sahipti.Scotch satu; semua orang, mereka memiliki jaminan setidaknya di ruang tamu.