Tom Mary'nin yardımına güveniyor.Tom is counting on Mary's help.
Tom Mary'nin güvenliği hakkında endişeli.Tom is concerned about Mary's safety.
Tom'un yarışı kazanmak için Mary'nin yeteneğine güveni var.Tom has confidence in Mary's ability to win the race.
Tom Mary'ye güvenir.Tom has confidence in Mary.
Tom'un Mary'ye mutlak güveni var.Tom has absolute trust in Mary.
Tom artık Mary'ye güvenmiyor.Tom doesn't trust Mary anymore.
Tom Mary'ye artık güvenmiyor.Tom doesn't trust Mary any longer.
Tom Mary'ye güvenebileceğini hissetmiyor.Tom doesn't feel that he can trust Mary.
Tom Mary'ye yardımına güveniyor.Tom counts on Mary's help.
Tom Mary'ye güveniyor.Tom counts on Mary.
Tom Mary'nin ona yardım edeceğine güveniyor.Tom counts on Mary to help him.
Tom o yokken Mary'nin onun eviyle ilgileneceğine güvenemiyor.Tom can't trust Mary to look after his house while he's away.
Tom Mary'nin yardımına güvenemez.Tom can't rely on Mary's help.
Tom Mary'nin zamanında geleceğine güvenebiliyor.Tom can rely on Mary to be on time.
Tom Mary'nin güvenine ihanet etti.Tom betrayed Mary's trust.
Tom, Mary'nin güvenliği hakkında endişelendi.Tom became concerned about Mary's safety.
Tom, mutfağın tavanını boyaması için yardımcı olacağı konusunda Mary'ye güvence verdi.Tom assured Mary that he'd help her paint the ceiling of her kitchen.
Tom parti için geç kalmayacağına dair Mary'ye güvence verdi.Tom assured Mary that he wouldn't be late for the party.
Açıkçası, Mary'nin benimle öğle yemeği yemesini istemeye güvenim yoktu.Frankly, I didn't have the confidence to ask Mary to have lunch with me.
O güvenilir.He is trustworthy.
Ben senin yeteneklerine tamamen güveniyorum.I completely trust your abilities.
Önemli olan tek şey, güvende olmandır.The only thing that matters is that you are safe.
Biz ona güveniyoruz.We trust him.
Tom o kadar güvensiz olmasaydı, muhtemelen Mary'nin sevgisini kabul edebilirdi.If Tom hadn't been so insecure, he could probably have accepted Mary's love.
Ona güvenecek kadar aptalsın.You're stupid to trust him.
Tom Mary'ye güvenen tek kişiydi.Tom was the only one who trusted Mary.
Tom Mary'nin güvenli şekilde eve vardığını duyduğunda rahatladı.Tom was relieved to hear that Mary had arrived home safely.
Tom Mary'nin sürdüğü arabanın güvenli olmadığını düşündü.Tom thought the car Mary was driving wasn't safe.
Tom öncekinden daha güvende hissetmeye başladı.Tom started to feel more confident than before.
Tom Mary'ye her zaman güvenebileceğini biliyor.Tom knows he can always count on Mary.
Tom Mary'ye güvenebileceğini biliyordu.Tom knew he could count on Mary.
Tom'un güvenli bir yere gizlenmiş biraz parası var.Tom has some money stashed away.
Tom'un Mary'ye güvenmemek için bir nedeni yok.Tom has no reason not to trust Mary.
Tom güvenli bir şekilde araba sürer.Tom drives safely.
Tom herhangi birinin söylediğine güvenmiyor.Tom doesn't trust what anyone says.
Tom kimseye güvenmiyor.Tom doesn't trust anyone.
Tom Mary'nin söylediği bir şeye güvenmiyor.Tom doesn't trust a thing Mary says.
Tom kendine güveni var gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to have any self-confidence.
Tom başkalarına güvenmeyi sevmez.Tom doesn't like to rely on others.
Tom artık kime güvenebileceğini bilmiyor.Tom doesn't know who he can trust anymore.
Tom'un kendine hiç güveni yok.Tom doesn't have any confidence in himself.
Onun Tom'a güvendiği kadar çok Tom Mary'ye güvenmiyor.Tom didn't trust Mary as much as she trusted him.
Tom Mary'ye güvenmiyordu ve o ona güvenmiyordu.Tom didn't trust Mary and she didn't trust him.
Tom Mary'ye güvenebileceğini düşünmüyordu.Tom didn't think he could trust Mary.
Tom çok güvende hissetmedi.Tom didn't feel very confident.
Tom'un liderimiz olmak için kesinlikle güveni var.Tom definitely has the confidence to be our leader.
Tom Mary'nin yardımına güvendi.Tom counted on Mary's help.
Tom herkesin güvende olup olmadığını merak etmekten kendini alamadı.Tom couldn't help but wonder if everybody was safe.
Tom Mary'nin sözünü tutacağına güvenebiliyordu.Tom could trust Mary to keep her word.
Tom'un kesinlikle yeteneğine güveni var.Tom certainly has confidence in his ability.
Tom Mary'ye güvenebilir.Tom can count on Mary.
Tom yardım için her zaman Mary'ye güvenebilir.Tom can always count on Mary for help.
Tom kuyu suyunu kaynattı böylece o içmesi güvenli olacaktı.Tom boiled the well water so it would be safe to drink.
Tom bu tür bir sorunun tekrar olmayacağına bana güvence verdi.Tom assured me that this kind of problem wouldn't happen again.
Tom ve Mary birbirlerine güvenmiyor.Tom and Mary don't trust each other.
Güvenlik görevlisi Tom'a bu alanda resim çekemeyeceğini söyledi.The security guard told Tom that he couldn't take pictures in this area.
Senin çocuklarının güvende olmalarını sağlamak için gücüm dahilinde her şeyi yapacağım.I'll do everything within my power to make sure your children are safe.
Tom son üç yıldır yüksek güvenlikli cezaevinin bir tutuklusudur.Tom has been an inmate of a high-security prison for the past three years.
Bu soğuk yerde güvenebileceğin herhangi bir kimse var mı?Is there anyone you can trust in this cold place?
Biz yardım etmeniz için size güveniyoruz.We're counting on you to help.