günleri ile cümle
günleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Havalimanı pazar günleri kapalıdır.L'aéroport est fermé le dimanche.
Sovyetler Birliği'ndeki resmî tatiller, Sovyetler Birliği'ndeki resmî tatil günleridir.Pour les jours fériés en Union soviétique, voir jours fériés en Union soviétique.
Şiddetli saldırılarla ilerleyen Kuteybe, hayatının son günlerine kadar benzer yöntemleri kullandı.Avec ce dernier il y eut beaucoup de heurts rendus publiques jusqu'à l'approche des derniers jours de sa vie.
Yine de iktidarının son günleri çalkantılı geçti.Ils eurent leur dernier moment de tendresse.
Pazar günleri "Pazar" kurulur.Le « préjudice au public » se manifeste le dimanche.
Bu ikinci kahvatlı özellikle pazar günleri tercih edilir.Les traits en mode II sont surtout réservés aux dimanches de Carême les plus importants.
Cuma günleri pazar kurulur.Marché tous les vendredis.
14-15 Ağustos günlerinde ise şehir ele geçirildi.Dans la nuit du 14 au 15, les clôtures des prés ont été enlevées ».
Muhammed Ramazan'ın son günleri hariç senenin her günü evinde teheccüd namazı kılardı.Il assiste, chaque année, à la prière de fin du Ramadan .
Dindar Hristiyanlar cuma günleri tuttukları oruçlarında neredeyse hiçbir şey yemezler. ^Un certain nombre d'Églises chrétiennes préconisent de ne pas manger de viande ni de laitages le vendredi.
Ancak ikisinin mutlu evlilik günleri bir gün çok kötüleşir.Les deux sœurs font l'une et l'autre un mariage heureux mais de courte durée.
Sayfa Çarşamba günleri yayınlanıyordu.Le journal est distribué le mercredi.
Her Pazar ve Cuma günleri Hasbahçe halka açılmıştır.Les journées du samedi et du dimanche sont ouvertes au grand public.
Gofretler, bölgede Pazar günleri öğleden sonraki bayramın bir parçasıdır.Lapitxuri, Lapitxuri Le rendez-vous de nos dimanches après-midi.
Berabere sonuçlanan maçlar, 9, 22 ve 23 Kasım günlerinde tekrar edildi.Les matchs retour se sont déroulés les 21, 22 et 23 novembre.
Ancak NBA günleri uzun sürmedi.La réunion de la nWo à la WWF ne durait cependant pas longtemps.
Daha çok Cumartesi ve Pazar günleri resim yaparlar.Il n'a plus que le samedi et le dimanche pour peindre.
9 Nisan-28 Mayıs 2015 tarihleri arasında Naver TV Cast'te Salı ve Perşembe günleri saat 22:00'da yayınlandı.Elle a été diffusée du 9 avril au 28 mai 2015 les mardis et jeudis à 22 h 00 pour 16 épisodes.
İki turlu maçlar 26 Nisan ve 3 Mayıs 2007 günlerinde oynandı.Les matchs ont lieu le 26 avril et le 3 mai.
Olayları savaşa götüren son gerginlik 1918'in Ocak ayının ilk günlerinde başladı.L'escalade finale vers la guerre commence au début du mois de janvier 1918.
Cerrahi, insanlığın ilk günleriyle birlikte oluşmuştur.Le syndrome apparaît lors des premières années de la vie.
Her yıl 7 Aralık tarihinde kutlanan gün, ülkenin en önemli özel günlerinden biridir.La journée internationale de la Paix du 21 septembre marque un de ses temps forts annuels.
Emekli diye bilinen ve toplu yemekler yenilen dualar yapılan günleri vardır.Des prières collectives et des jours de jeûne sont imposés.
Yıl boyunca neredeyse tüm günleri güneşlidir.Elle profite largement du soleil durant toute l'année.
Tabii ki, bayram günleri hele hele çocuklar için bir başka anlam taşır.Malgré tout Halloween reste assez fêtée, notamment par les enfants.
Ayrıca arefe günleri kabristan ziyareti yapılır.Un talk quotidien avec Barth voit également le jour.
Adele Batı Avrupa tur günlerini 26 Kasım 2015'te duyurdu.Le 26 novembre 2015, Adele a annoncé les principales dates européennes.
Temmuz 1858'in son günlerinde Laura Bellelli Degas'ya bir mektup yazdı ve onu Floransa'ya davet etti.Ce n'est qu'en 1860 que Charles Hermite retrouve ses écrits et lui rend justice.
Kış günlerinde "arabaşı" yemeği yapılır ve akrabalar, komşular ve dostlar davet edilir.Le matin, le soumalak encore chaud est offert aux voisins, proches et amis.
Ted'e mantıklı gelir ve son bir günlerinide beraber geçirirler.Il tombera amoureux d'elle dans les derniers épisodes et ils resteront ensemble.
Şan Sineması’nda iki haftada bir Pazar günleri konser vermeyi on yıl boyunca sürdürdü.Elle a également organisé pendant plus de 20 ans les Samedi cinéma.
14 ve 15 Mayıs günlerinde, şehrin kurucusu olan, San Isidro Labrador adına kutlamalar yapılır.On célèbre aussi le 12 mai la fête du patron de la ville, Saint-Pancrace.
Fakat günlerin uzunluğu arasındaki farkı hesaplayacak kadar kesin ölçüm yapabilen saatleri yoktu.Ils n'ont plus vraiment la notion pour mesurer le temps qui passe.
Tropik günlerin sayısı 83'tür.Les soldats de Paoli sont au nombre de 83.
Bu da, o'nun en son günlerinde bile oldukça zinde olduğunu gösterir.Sa femme indique qu'il était nerveux ces derniers jours.
Yüzey alanında savaş günlerine dair tasvirler yer alır.Remplacez sur le champ du travail ceux qui sont sur les champs de bataille.
Fakat Galatasaray'daki günleri aynı güzellikte olmamıştır.Les années suivantes ne sont pas aussi joyeuses à Monaco.
Perşembe günleri pazar kurulur.Marché le jeudi.
16. yaş günlerinde Roku'nun Avatar olduğunu öğrendi.Lors des récits de l'année 2006, on découvre que Will est un prêtre.
Pazar günleri asla evde değilim.Los domingos nunca estoy en casa.
Ben Pazar günleri evde kalırım.Me quedo en casa los domingos.
Pazartesi ve Cuma günleri İngilizce çalışırım.Estudio inglés los lunes y los viernes.
Pazar günleri ne yaparsın?¿Qué haces los domingos?
Pazartesi günleri çalışmıyorum.No trabajo los lunes.
Cumartesi günleri okulun var mı?¿Tienes escuela los sábados?
Pazar günleri her zaman evdeyim.Siempre estoy en casa los domingos.
Ben onlara düğün günlerinin ne zaman olduğunu sormak istiyorum.Quiero preguntarles cuándo es el día de su boda.
Mağaza Pazartesi günleri kapalıdır.Los lunes la tienda está cerrada.
Pazar günleri her zaman evde değildir.Él no siempre está en casa los domingos.
Pazar günleri dinlenirim.Los domingos descanso.
Tom Pazar günleri kitap okumaktan başka hiçbir şey yapmaz.Los domingos, Tom no hace nada más que leer libros.
Bankalar cumartesi günleri açık değildir.Los bancos no abren los sábados.
Tom ve Mary genellikle Pazar günleri dinlenirler.Normalmente Tom y Mary descansan los domingos.
O Pazar günleri genellikle evdedir.Ella generalmente está en casa los domingos.
O, Pazartesi günleri her zaman evdedir.Siempre está en casa los lunes.
Onlar cuma günleri balık yerler.Comen pescado los viernes.
Tom Pazar günleri neredeyse her zaman evdedir.Tom casi siempre está en casa los domingos.
Pazar günleri kiliseye giderdim.Yo solía ir a la iglesia los domingos.
Buraya genellikle salı günleri gelir.Ella suele venir aquí los martes.
Pazar günleri her zaman evde değilim.No siempre estoy en casa los domingos.