günler ile cümle
günler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
"Köle" "Öptüm" "Yak" Hayırlı Günler Aydın Kurtoğlu asker izninde iken Sinem Genç ile tanışmıştır.Me besaba con las “niñas” en un escondite, fui feliz de niño.
Ah, bu mutlu bir gün, bu da mutlu günlerden bir başkası olacak!¡Es un día para ser feliz, naturalmente!
Harcamayacağım günleri, onları uzatmaya çabalayarak.Sobrevivir para gastarlos, no tanto.
16. yaş günlerinde Roku'nun Avatar olduğunu öğrendi.Desde los 14 años de edad, Sai Baba ha declarado que es el avatara para esta era.
Cumartesi ve Pazar günleri de devam etmektedir.Continúa el sábado y Domingo siguiente.
Bayramın ilk ve son günleri resmi olarak tatildir.Es día feriado nacional y oficialmente Día de la Madre.
Sanatçılar iki farklı mekanda da farklı günlerde konser verir.La mayoría de las bandas tocan en ambos lugares en distintos días.
Ardından aniden perşembe, cumartesi ve pazar günleri 20.00'a alındı.Los sorteos se realizan los días martes, jueves y sábados a las 8 de la tarde.
Haftanın belirli günlerinde hizmet veren bir adet sağlık ocağı bulunmaktadır.Existe una escuela local que presta servicios en días determinados de la semana.
Bazen özel olarak Pazartesi günleri de yayınlandı.Normalmente se emite los lunes.
İki turlu maçlar 8 Mart ve 14 Mart 2007 günlerinde oynandı.Dichos encuentros se disputaron el 8 de diciembre y el 14 de marzo.
Katolikler, cuma günleri şükran orucu tutarlar.Que los viernes se le tributa culto especial.
Çocukluk günlerindeki bayramların verdiği neşe ve mutluluk akıllardan kolay kolay çıkmaz.De su niñez y adolescencia no habla con mucho gusto.
Son günlere kadar dokunduğunuz her şey yok olacak!"Nos gustaría mantenerlos al día hasta el último minuto!"
O günlerde küpler mevcut olanlardan çok daha büyüktü.Las trompas antiguas eran más sencillas que las actuales.
Hitler'in Son Günleri - Bir Görgü Şahit adlı kitabı yazdı.Mujeres alrededor de Hitler" del libro "Interrogatorios.
Belde de Pazartesi ve Perşembe günleri halk pazarı kurulmaktadır.Los martes y jueves por la mañana se realiza el mercado de la ciudad.
Özel günlerde hayır yapılır.Permiten el ejercicio en días particulares.
Tümenin tüm askerleri, günler ve geceler boyu süren çatışmalardan dolayı bitkin durumdadır.Todos los hombres se agotaron de días y noches de continua lucha.
İlk maçlar 14 Nisan günü oynandı ve ikinci maçlar 27-28 Nisan günleri oynandı.Comienzan otro año de vida tocando el 24 y 27 de enero.
Hem talebe yetiştirmiş, hem de manevi terbiyesine girmiş müritlerini irşat ederek günlerini geçirmiştir.Con él comparte sus quehaceres diarios y su rutina, junto con su hija Blanca.
Genellikle Pazar günleri yapılır.Tradicionalmente se come cada domingo.
Ancak buna karşılık iki şarkının klibi de farklı günlerde televizyona eklendi.La comedia se ha adaptado a televisión en dos ocasiones.
Kolera Günlerinde Aşk (El amor en los tiempos del cólera, 1985) Gabriel García Márquez'in bir romanıdır.El amor en los tiempos del cólera, novela de Gabriel García Márquez (1985).
Boş olan pazar günlerini arkadaşlarından çok kitaplarla geçirmeyi tercih ederdi.Así, prefiere pasar los días de fiesta con sus compañeros de trabajo antes que con su familia.
Fakat günlerce yağan yağmur ve şiddetli rüzgâr Selçuklu ordusunun dağılmasına sebep oldu.Cuando cayó la noche, la lluvia, y la oscuridad provocaron la dispersión del ejército realista.
Fındık isimli öykü yazarın gençlik günlerinden kalmadır.Lo que sigue es la historia del monje en su juventud.
Diğer günlerde de özel gidiş gelişler olur.El resto del año se permite la entrada de vehículos privados.
Sağlık ocağı vardır.haftanın salı ve perşembe günleri doktor hizmeti almaktadır.Los martes y jueves, el programa cuenta con la presencia de la Dra.
Program her pazar günleri yayınlanmıştır.El programa se emitía los domingos.
Günlerce sorgulandı ve işkence edildi, lastik hortumlar ve elektrik kablolarıyla kırbaçlanıyordu.Durante cinco días fue brutalmente torturado a base de golpes y choques eléctricos.
Etkinlik yılın belirli günlerinde dünya çapındaki farklı alanlarda eş zamanlı olarak gerçekleştirilir.En este día se desarrollan actividades memorables acerca del color en distintas partes del mundo.
The Observer, Birleşik Krallık'ta Pazar günleri yayımlanan gazete.The Observer es un periódico británico que sale todos los domingos.
Özel günlerde çoğu zaman dışarda geç vakitte yenilen akşam yemekleri vardır.Particularmente en temporadas tempranas, salen a comer un par de veces.
Benim tatlı günlerim (1971).Mi primer amor (1973).
Cuma ve Cumartesi günleri 11.00'den geceyarısına kadar açıktır.De lunes a viernes desde el mediodía hasta la medianoche.
Yaşanan bu kriz ekonomide zor günlerin başlangıcı oldu.Esta crisis financiera se produjo en el contexto del comienzo de una desaceleración económica mundial.
İlçede çarşamba günleri büyük pazar, cumartesi günleri ise şehir içinde küçük bir kısmi pazar kurulmaktadır.En el exterior se instalan los miércoles un pequeño mercado y los sábados tiene lugar al rastro semanal.
İlk sezonun ikinci yarısı 2 Nisan 2010 tarihinden itibaren Cuma günleri Space ve Syfy kanallarında yayınlandı.La segunda mitad de la primera temporada comenzó su emisión el 5 de octubre de 2010 en Syfy y en Space.
Tüm bu ekip, bazı günler on dört saat çalışıyorlardı.Muchos condujeron 40 horas seguidas.
Birinci Çağ, Kadim Günler olarak da bilinir.En el segundo período de la vida, que se conocen como ancianos.
Gruplarda ilk 2 maçın oynanacağı günlerde, ilk maç TSİ 19.00'da, diğer maç ise TSİ 21.45'te başlamıştır.Otro dato curioso de esta final, fue que los tres partidos se jugaron a la misma hora (21:45).
Günler böylece sürüp giderken Haceli ve adamları Ali'yi rahat bırakmazlar bir türlü.Después de pasar juntos unas pocas horas, Leo y Alma no podrán olvidarse...
Grósz o günleri "1986 yazı korkunçtu, başka kelime bulamıyorum.Morris 1986, pp. 86: Los panfletos decían: "No tenéis opciones de recibir ayuda.
The Sydney Morning Herald'ın pazar günleri yayımlanan nüshasıdır.The Sídney Morning Herald Times.
Edo Dönemi'nin son günlerinde, Japonya ve Amerika arasında olan müzakereleri konu edinmektedir.Uno de los objetivos de Kishi fue la reorganización de la seguridad mutua entre Japón y Estados Unidos.
Köylerde bayramlar farklı günlerde kutlanır.En todos los pueblos se celebran fiestas patronales en diferentes fechas.
Ama bakın , önümüzdeki günlerde ciddi bir pazar oluşacak.Verás un nuevo atardecer en un nuevo día.
Çarşamba günleri yayımlanır.Emitido los miércoles.
Taslağa göre maçlar çarşamba günleri oynanacaktı.«Miércoles se pondrán al día los partidos».
Final maçı ise, takip eden günler içinde yeniden oynatılacaktı.El juego de vuelta se definiría días después en .
Bazı hastalarda belirtiler günler sonra ortaya çıkmaya başlar.Varios días después de la exposición los pacientes empezaron a mostrar graves quemaduras.
Almanca dersleri haftada iki kez yapılmaktadır- Pazartesi ve Çarşamba günleri.Le lezioni di tedesco si svolgono due volte a settimana, il lunedì e il mercoledì.
Onun hikayesi bana eski güzel günleri hatırlattı.La sua storia mi ha ricordato i bei vecchi tempi.
Tom günlerce Mary hakkında düşünmedi.Tom non pensò a Mary per giorni.
Tokyo sokakları Cumartesi günleri doludur.Il sabato le strade di Tokyo sono affollate.
Pazar günleri her zaman evde değildir.Non sempre è in casa la domenica.
Bu günlerde az sayıda öğrenci kurşun kalem kullanıyor.Al giorno d'oggi pochi studenti utilizzano le matite.
Babam Pazar günleri genellikle evdedir.Di solito mio padre è a casa la domenica.
Pazartesi günleri genellikle ofiste değilim.Di solito il lunedì non sono in ufficio.
İlgili Sayfalar