günler ile cümle
günler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
İlerleyen günlerde soruşturma dosyasıyla ilgili bir takım bilgiler medyaya sızdı.Les rumeurs sur une prochaine retraite apparaissent dans les médias.
Tartışmalar günler sürdü.Les débats durèrent plusieurs jours.
Ted'e mantıklı gelir ve son bir günlerinide beraber geçirirler.Il tombera amoureux d'elle dans les derniers épisodes et ils resteront ensemble.
Şan Sineması’nda iki haftada bir Pazar günleri konser vermeyi on yıl boyunca sürdürdü.Elle a également organisé pendant plus de 20 ans les Samedi cinéma.
14 ve 15 Mayıs günlerinde, şehrin kurucusu olan, San Isidro Labrador adına kutlamalar yapılır.On célèbre aussi le 12 mai la fête du patron de la ville, Saint-Pancrace.
Fakat günlerin uzunluğu arasındaki farkı hesaplayacak kadar kesin ölçüm yapabilen saatleri yoktu.Ils n'ont plus vraiment la notion pour mesurer le temps qui passe.
Günler boyu durmaksızın yağmur yağdı.La pluie dura plusieurs jours.
Böylece tırmanışçılar sıcak günlerde bile rahat tırmanma imkânı bulur.Les alpinistes doivent toujours enjamber des corps lors de l'ascension.
Bonjour, "merhaba" ya da "iyi günler" anlamına gelen Fransızca bir kelimedir.Happy Days est une expression anglaise signifiant « jours heureux ».
Tropik günlerin sayısı 83'tür.Les soldats de Paoli sont au nombre de 83.
Bu da, o'nun en son günlerinde bile oldukça zinde olduğunu gösterir.Sa femme indique qu'il était nerveux ces derniers jours.
Yüzey alanında savaş günlerine dair tasvirler yer alır.Remplacez sur le champ du travail ceux qui sont sur les champs de bataille.
Fakat Galatasaray'daki günleri aynı güzellikte olmamıştır.Les années suivantes ne sont pas aussi joyeuses à Monaco.
Perşembe günleri pazar kurulur.Marché le jeudi.
16. yaş günlerinde Roku'nun Avatar olduğunu öğrendi.Lors des récits de l'année 2006, on découvre que Will est un prêtre.
Gelişmesi saatler ve günler alır.Cela dura des heures et des heures.
İlerleyen günlerde, görev yaptığı 103.Pour l'année, voir 103.
Pazar günleri asla evde değilim.Los domingos nunca estoy en casa.
Ben Pazar günleri evde kalırım.Me quedo en casa los domingos.
Pazartesi ve Cuma günleri İngilizce çalışırım.Estudio inglés los lunes y los viernes.
Pazar günleri ne yaparsın?¿Qué haces los domingos?
Pazartesi günleri çalışmıyorum.No trabajo los lunes.
Cumartesi günleri okulun var mı?¿Tienes escuela los sábados?
Pazar günleri her zaman evdeyim.Siempre estoy en casa los domingos.
Ben onlara düğün günlerinin ne zaman olduğunu sormak istiyorum.Quiero preguntarles cuándo es el día de su boda.
Mağaza Pazartesi günleri kapalıdır.Los lunes la tienda está cerrada.
Pazar günleri her zaman evde değildir.Él no siempre está en casa los domingos.
Bu günlerde ben çok meşgulüm.Estoy muy ocupado estos días.
İyi günler Pérez öğretmen.Buenas tardes, profesor Pérez.
Pazar günleri dinlenirim.Los domingos descanso.
O, o günlerde bir öğrenciydi.En esa época él era un estudiante.
Tom Pazar günleri kitap okumaktan başka hiçbir şey yapmaz.Los domingos, Tom no hace nada más que leer libros.
Bankalar cumartesi günleri açık değildir.Los bancos no abren los sábados.
Tom ve Mary genellikle Pazar günleri dinlenirler.Normalmente Tom y Mary descansan los domingos.
Tom ve Mary bu günlerde asla birbirlerini görmüyorlar.Tom y Mary nunca se ven el uno al otro estos días.
İyi günler, Bayan Virtanen.Buenos días, señora Virtanen.
O Pazar günleri genellikle evdedir.Ella generalmente está en casa los domingos.
O, Pazartesi günleri her zaman evdedir.Siempre está en casa los lunes.
Onlar cuma günleri balık yerler.Comen pescado los viernes.
Tom Pazar günleri neredeyse her zaman evdedir.Tom casi siempre está en casa los domingos.
Pazar günleri kiliseye giderdim.Yo solía ir a la iglesia los domingos.
Buraya genellikle salı günleri gelir.Ella suele venir aquí los martes.
Pazar günleri her zaman evde değilim.No siempre estoy en casa los domingos.
O, Pazar günleri her zaman evde kalır.Siempre se queda en casa los domingos.
Pazar günleri çalışmak zorunda değilsin.No tienes que trabajar los domingos.
Ben genellikle Pazar günleri çalışmak zorunda değilim.Normalmente no tengo que trabajar los domingos.
Ben daha iyi günler gördüm.He visto días mejores.
Pazar günleri çalışır mısın?¿Trabajas los domingos?
Bu günlerde babamı az görüyorum.Estos días veo poco a mi padre.
Pazar günleri her zaman evde değiliz.No siempre estamos en casa los domingos.
Eski güzel günler hakkında konuşmak istiyorum.Quiero hablar de los buenos viejos tiempos.
Bu günlerde sizi görmeye geleceğim.Vendré a veros uno de estos días.
Pazar günleri sinemaya giderdi.Solía ir al cine los domingos.
Bu günlerde bir dolarla çok şey alınmaz.Hoy en día no se pueden comprar muchas cosas con un dólar.
Pazartesi günleri dahil çalışıyorum.Trabajo incluso los domingos.
Pazar günleri beni görmeye gelirdi.Solía venir a verme los domingos.
Daha iyi günler biliyorum.He conocido días mejores.
Tom'u günlerdir görmedim.Hace días que no veo a Tom.
Bu günlerde, birçok erkek hemşire var.Hoy en día, hay muchos enfermeros.
Ben pazartesi, salı, çarşamba, perşembe ve cuma günleri çalışırım.Trabajo el lunes, el martes, el miércoles, el jueves y el viernes.
İlgili Sayfalar