Dan, Linda'nın günlüğünden düzinelerce sayfayı tarayarak saatler geçirdi.Dan spent hours scanning dozens of pages of Linda's diary.
Günlüğümde yazdıklarımı ona anlatmadın.You didn't tell him what I wrote in my diary.
Tom ne kadar yorgun olursa olsun her akşam günlüğüne bir şey yazar.Tom writes something in his diary every evening, no matter how tired he is.
Tom yeni günlüğünün kapağına adını yazdı.Tom wrote his name on the cover of his new diary.
Bugün günlüğüne yazdın mı?Have you written in your diary today?
Müzik günlük hayatımızda her daim vardır.Music is ever present in our daily lives.
Günlüğüme istediğimi yazabilirim.I can write what I want in my diary.
Bizim sadece üç günlük yeterli yiyecek ve suyumuz var.We only have enough food and water for three days.
Neden bir günlük izin istemiyorsun?Why don't you ask for a day off?
Bu, günlük kaç para?How much does that cost per day?
Orkideler günlük bakım ister.Orchids demand daily care.
Küçükken bir günlük tuttum.When I was small I kept a diary.
Ben son üç yıldır Fransızca bir günlük tutuyorum.I've been keeping a diary in French for the last three years.
Fransızca bir günlük tutardım.I used to keep a diary in French.
Tom bir günlük izin almaya karar verdi.Tom has decided to take the day off.
Günlük gazete dünya'nın sorunlarını kahvaltı masasına getirir.The daily newspaper brings the world's problems to the breakfast table.
Tom birkaç günlüğüne arabamı ödünç alabilir.Tom can borrow my car for a few days.
Senin günlüğün bende.I have your diary.
Tom birkaç günlüğüne Mary'nin arabasını ödünç aldı.Tom has borrowed Mary's car for a few days.
Günlük işini bırakma.Don't quit your day job.
Emirliklerin New York'tan Dubai'ye günlük beş uçuşu vardır.Emirates has five daily flights from New York to Dubai.
Günlük çekişmeler yüzünden sıkıntılıyım.I'm distressed by the daily squabbles.
Çamaşır günlük ev işidir.Laundry is a chore.
Red Light Işınlama GDR'de günlük bazda kullanılan bir kelimeydi.Red Light Irradiation was a word that was used on a daily basis in the GDR.
O zaten günlük gazeteyi okudu.He has already read the daily newspaper.
Bu Tom'un günlüğü.This is Tom's diary.
Mary bir günlük gezi yapmak istiyor.Mary wants to make a day trip.
Tom bir günlük gezi yaptı.Tom made a day trip.
Ben bir günlük gezi yaptım.I made a day trip.
Birkaç günlüğüne kalacak bir yere ihtiyacım var.I need a place to stay for a couple of days.
Ustalık çocukluktan itibaren günlük pratikte yıllar gerektirir.Virtuosity requires years of daily practice from childhood.
Ben uzun süre bir günlük izin almadım.I haven't had a day off in a long time.
Günlük yaşam, yoğun, telaşlı ve bazen ezici olabilir.The daily life can be busy, hectic and sometimes overwhelming.
Bu gazete 5,5 milyonluk günlük ortalama okuyucu kitlesiyle böbürlenir.This newspaper boasts an average daily readership of 5.5 million.
Bir günlük izin aldım.I took a day off.
Ben üç günlük hafta sonlarını severim.I like three day weekends.
Günlük fitness antrenmanı onun için çok önemlidir.His daily fitness training is very important to him
Tom günlük bakımda Mary'yi düşürdü.Tom dropped Mary at day care.
Birkaç günlük bir tatile çıkayım.Let me take a short break.
Ben müzik yazılımının 30 günlük deneme kopyasını kullanıyorum.I am using a 30-day trial copy of the music software.
Bir günlük bir bilet alabilir miyim?Can I have a one-day ticket?
Tom bir günlük tutmaya karar verdi.Tom decided to keep a diary.
Günlük rutinimi değiştirdim.I've changed my daily routine.
Günlüğünü nerede sakladığını biliyorum.I know where you hide your diary.
Bu insanların günlük yaşamı inanılmazdır.The daily life of these people is unbelievable.
O benim günlük ev işlerimden biri.That is one of my daily chores.
O benim günlük görevlerimden biri.That is one of my daily duties.
Ben gençken bir günlük tuttum.I kept a diary when I was younger.
Fadıl, Leyla'nın günlüğünden okuyordu.Fadil was reading from Layla's diary.
Tom'un günlük işleri bitti zaten.Tom has already finished his chores.
Beş günlük iş haftası 20. yüzyılda icat edildi.The five day workweek was invented in the 20th century.
Bu kitabı bir kaç günlüğüne ödünç alabilir miyim?Could I borrow this book for a few days?
Tom günlük işlerini yapana kadar dinlenmezdi.Tom wouldn't rest until he did his daily chores.
Leyla, günlüğünde hayal kırıklıklarını açığa vurdu.Layla vented her frustrations in her diary.
Tom kızını günlük bakımda aldı.Tom picked up his daughter at day care.
Tom günlük bakımda kızını aldı.Tom picked up his daughter at day care.
Tom üç yıldır bir günlük tutuyor.Tom has kept a diary for three years.
Bir günlük izin almak istiyorum.I want to take a day off.
Birkaç günlüğüne Boston'da kalmayı planlıyoruz.We're planning to stay in Boston for a few days.
Tom bir kaç günlüğüne eve gelebilir.Tom might come home for a few days.